Etkili Bir Özgeçmiş Nasıl Yazılır?
[su_spacer size="30"]Araştırmalara göre işverenler bir özgeçmişi ilk altı saniyede değerlendirir ve kişiyi iş görüşmesine çağırmaya ya da çağırmamaya karar verir. İlk izlenimler çok önemlidir ve özgeçmiş size iş görüşmesinin kapılarını açabilecek önemli bir adımdır. Özenle hazırlanmış bir özgeçmişle dikkat çekmeyi başarabilirsiniz.Özgeçmişinizi hazırlamaya başlamadan önce şu sorulara cevap vermeye çalışın:
1. Şu ana kadarki tecrübelerimden ne öğrendim? (İş tecrübeniz yoksa okul yıllarınızda aldığınız dersleri, katıldığınız kulüpleri veya staj tecrübelerinizi düşünün)2. Bu tecrübeleri başvurmak üzere olduğum işte değer yaratmak için nasıl kullanabilirim?3. Beni neden işe almalılar?4. Bu şirkette çalışmak beni neden mutlu edecek?Mümkün olan en iyi özgeçmişi yazmak ve hayallerinizdeki işe giden yolda emin adımlarla ilerlemek için aşağıdaki maddelere bir göz atın.
- Özgeçmişinizi başvurduğunuz şirkete ve işe göre şekillendirin.
- İş tanımını iyi okuyun ve o tanıma uygun özelliklerinize değindiğinizden emin olun. Başvurduğunuz pozisyonu bildiğinizi ve buna hazırlıklı olduğunuzu göstermelisiniz.
- Özgeçmişinizi göndermeden önce işveren şirketin websitesini inceleyin. Şirketin kullandığı kelimeler, felsefesi, çalışanların verdiği röportajlar size birçok ipucu verebilir. Bu ipuçlarıyla özgeçmişinizi bu şirketin kültürüne hitap eden şekilde yazabilirsiniz.
- Başvurduğunuz bölüm veya pozisyonda çalışan kişilerin deneyimlerini araştırmak size fikir verecektir. Anlatsin.com’u incelemenizi öneririz.
[embed]https://www.youtube.com/watch?v=ANvYcdKVDfo&feature=youtu.be[/embed]
- Başvurduğunuz işle en ilgili olan tecrübenizi en üst sırada yazın.
- İsminizi daha büyük, görünür ve kalın yazın. Adres, e-posta ve telefon bilgisini sakın unutmayın. Evet unutanlar var!
- Kısa ve öz olmaya çalışın. Uzmanlar 20’li yaşlarınızdaysanız bir sayfayı geçmemeniz gerektiğini söylüyor. Unutmayın, işverenler bazen yüzlerce cv okumak zorunda kalıyor. Tam sizinkini okurken sıkılıp bir kenara bırakmalarını istemezsiniz.
KENDİNİZE VE HAYAT FELSEFENİZE SADIK KALIN.
GIORGIO ARMANI
- Hazır formatları kullanmaktan kaçının. Sektörünüze uygun kendi formatınızı yaratın.
- Şu ana odaklanın. Önemsiz ve üzerinden çok zaman geçmiş bilgileri eleyin. Kimse ilkokul veya ortaokulda ne yaptığınızla ilgilenmeyecektir.
- Eğitim bölümü için lisans ve/veya yüksek lisansa başladığınız ve bitirdiğiniz tarihleri mutlaka yazın. Bu dönemde katıldığınız kulüpler veya araştırma projeleri varsa, başvurduğunuz iş ile ilgililerse ekleyin.
- Tecrübeleriniz çalıştığınız tam ve yarı zamanlı işler ile stajyerliklerinizden oluşmalı. Gönüllü çalışmalarınızı da ekleyebilirsiniz.
- Yaptığınız işle ilgili özet bilgi geçmeniz yararlı olacaktır. “Haftalık bültenin gönderiminden sorumluydum” Size önemsiz gelen her görev aslında değerli olabilir.
- Tecrübelerinizi nokta nokta sıralayın. Her tecrübenin altında en az üç en fazla beş açıklama cümlesi olsun. Açıklamalarınıza mümkün olduğunca kanıt ve sayısal veri koyun. “Günde ortalama 1000 satış yapan e-ticaret sitesinde kategori yönetimi bölümünde stajyer olarak çalıştım.”
- Yabancı dilleriniz, bilgisayar becerileriniz veya uluslararası tecrübeleriniz gibi kariyer hedeflerinizle ilişkilendirilebilecek özelliklerinizi yazın.
- Moda sektörüne ilgiliyseniz kişisel web siteniz, blogunuz ya da tasarımcıysanız dijital bir portfolyonuz olsun.
- Sosyal medya hesaplarınızı tarzınızı yansıtacak şekilde tasarlayın. Herkes kağıtta aynı gözükür. Daha ötesine gitmeye cesaretiniz ve yeteneğiniz olduğunu kanıtlayın.
- Özgeçmişinizin sonunda kişiliğinizi daha iyi gösterebilmek için ilgilendiğiniz alanlar ve hobiler başlıklı bir bölüme yer verebilirsiniz.
ÖZGÜN KELİMELER KULLANIN
İçerik
- Deneyimlerinizi anlatırken farklı kelimeler ve tanımlar kullanın. Genel özgeçmiş dilinin dışına çıkıp kendi özgün tanımlarınızı yapmaktan çekinmeyin. Başvurduğunuz işin tanımında kullanılan bazı kelimeleri de özgeçmişinize katabilirsiniz.
- Öne çıkın. Kendinize has estetik algınızı, dilinizi ve yeteneğinizi kullanın. Bunu yaparken yaratıcı olabilirsiniz fakat özgeçmişinizi okuyacak kişiyi iyi analiz ederek sınırlarınızı belirleyin. İş hayatında beklenen standartların çok dışına çıkmayın.
- Moda sektöründe çalışmak isteyenler bazı özelliklerini ön plana çıkarmayı unutmamalı. Bu özellikler arasında moda kültürü, hedef kitleyi anlamak ve tanımlamak, trendleri takip etmek, sektörün hızına ayak uydurabilmek, ekip çalışmasına yatkınlık ve özellikle satın alma ile ilgili pozisyonlarda analitik kabiliyet vardır.
- Editörlük ve yazarlık gibi pozisyonlara başvuranların özellikle yazı becerilerini özgeçmişlerine ve kişisel markalarına yansıtmaları önemlidir.
Sunum
- Özgeçmişinizi profesyonelce hazırlanmış bir niyet mektubu ile destekleyebilirsiniz. Araştırmanızı yaptığınızı ve başvurduğunuz şirket ve pozisyon hakkında bilgi edindiğinizi gösteren çok uzun olmayan kısa ve öz bir yazı yazın.
- Okuyacak kişinin sizin ne istediğinizi ve neye hazırlıklı olduğunuzu anlamasını sağlayın. Bunu yaparken hazırlık sorularına cevaplarınız işinize yarayacaktır. Spesifik örnekler vermekten çekinmeyin “Şirketinizin son reklam kampanyasını hazırlayan ekipte olsaydım ben de ……… şekilde katkıda bulunurdum.”
- İstenmediği sürece özgeçmişinize referans yazmak zorunda değilsiniz. Yazmanız gerekirse bu kişilerden tek tek izin alın. Habersiz olarak aranmalarını ve hazırlıksız yakalanmalarını istemezsiniz. Herkesin mevcut titrini ve ulaşılabilecek iletişim bilgilerini ekleyin.
- Özgeçmişinizi göndereceğiniz yerlere ve insanlara daha kolay ulaştırmak adına çevrenizle iletişim içinde olun. Okulunuzun eski mezunları, arkadaşlar, aile, eski çalışma arkadaşlarınız veya staj döneminde edindiğiniz kontaklar başvurunuzun doğru ellere daha kolay ulaşmasını ya da hazırlık aşamasında bilgi edinmenizi sağlayabilir.
- İstediğiniz kariyer yollarında ilerlemiş veya hali hazırda arzu ettiğiniz mesleklerde çalışan insanlarla tanışıp tecrübelerini öğrenmeye çalışın. Özellikle insan kaynaklarında çalışanlardan bilgi edinmek işe alım süreçlerini veya kriterlerini öğrenip kendinizi bu sürece hazırlamakta yardımcı olacaktır.
Websitelerinin hazır formatlarını indirip kullanmaktan kaçının.
Unutmayın!
- Kolay okunur bir font kullanın.
- Sayfa düzeniniz kusursuz olsun.
- Özgeçmişinizi Word dosyası olarak değil PDF formatında kaydedin ve gönderin.
- Websitelerinin hazır özgeçmişlerini kullanmayın.
- Özgeçmişinizi e-posta ile gönderecekseniz mutlaka konu bölümünü doldurun. Ek olarak gönderdiğiniz dosyaya kendi isminizi verin. Bu sizi bulmalarını kolaylaştıracaktır.
- Eğer özgeçmişinizi basılı olarak teslim edecekseniz iyi bir kağıda standart boyutlarda kaliteli bir baskı kullanarak bastırın.
- Kargoya verilecekse kesinlikle kağıdı katlamayın.
- Yazım ve dil bilgisi hatanız olmadığından emin olun. Dil yanlışları ve noktalama işaretlerini tekrar tekrar kontrol edin. Yanlış yere konulmuş bir virgül veya atlanmış bir kelime yüzünden özensiz görünüp reddedilmek istemezsiniz. Mümkünse göndermeden önce güvendiğiniz kişilere okutun.
- Toplamda bir sayfayı aşmamaya çalışın. En fazla iki sayfada durun.
Ünlü Tasarımcıların Mezun Oldukları Moda Okulları
Moda dünyasındaki gelmiş geçmiş en büyük tasarımcılara hergün gıptayla bakıyoruz, idol olarak görüyoruz. Fakat onlar da bir zamanlar bizim gibi hedeflerini gerçekleştirmek için okuyorlardı.
Moda dünyasının dev isimlerine her gün gıptayla bakıyoruz; onları birer idol olarak görüyoruz. Ancak unutmayın ki, onlar da bir zamanlar sizin gibi moda okullarının sıralarında ter döküyor, "Acaba başarabilir miyim?" sorusuyla uykusuz geceler geçiriyorlardı. İşte azmin, yeteneğin ve doğru eğitimin birleştiği o efsanevi başarı hikayeleri:
1. John Galliano – Central Saint Martins (CSM)
Modanın aykırı çocuğu John Galliano, 1984 yılında Londra’daki Central Saint Martins’den mezun oldu. Mezuniyet koleksiyonu "Les Incroyables", Fransız İhtilali'nden ilham alıyordu ve Londra’nın ünlü butiği Browns tarafından vitrine çıkarılacak kadar çarpıcıydı. Dior’daki görkemli yıllarının ardından, bugün Maison Margiela’da "Artisanal" vizyonuyla moda tarihini yeniden yazmaya devam ediyor.
2. Tom Ford – Parsons School of Design
Tom Ford’un hikayesi, modanın sadece çizim değil, bir vizyon işi olduğunun kanıtı. Parsons’ta mimarlık okurken son senesinde Paris kampüsüne geçen Ford, burada modanın ticaret ve sanat arasındaki mükemmel dengesini keşfetti. Gucci ve Saint Laurent’i küllerinden doğurduktan sonra kendi imparatorluğunu kuran Ford, Parsons'ın en prestijli mezunları arasında yer alıyor.
3. Stella McCartney – Central Saint Martins (CSM)
Sürdürülebilir modanın öncüsü Stella McCartney de bir CSM mezunu. 1995 yılındaki mezuniyet defilesinde podyumda Naomi Campbell ve Kate Moss gibi isimlerin yürümesi, onun sektöre nasıl bir fırtına gibi girdiğinin kanıtıydı. McCartney, bugün hala okuluna ve genç yeteneklere burs imkanları sağlayarak eğitim desteğini sürdürüyor.
4. Demna Gvasalia – Antwerp Royal Academy of Fine Arts
Günümüz modasını "çirkin-estetik" ve "oversize" kavramlarıyla dönüştüren Demna, Belçika’nın dünyaca ünlü Antwerp Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi mezunu. Margiela’da staj yaparak işin mutfağını öğrenen tasarımcı, bugün Balenciaga'nın kreatif direktörü olarak moda dünyasının en etkili isimlerinden biri. Belçika ekolünün disiplini, onun aykırı tasarımlarının temelini oluşturuyor.
5. Riccardo Tisci – Central Saint Martins (CSM)
İtalyan tasarımcı Riccardo Tisci’nin hikayesi tam bir "küllerinden doğuş" öyküsü. Maddi zorluklar içinde Londra’ya giden ve London College of Fashion’daki kısa bir kurs sırasında keşfedilen Tisci, burslu olarak CSM’de eğitim aldı. Givenchy’ye getirdiği karanlık romantizm ve ardından Burberry’deki dijital dönüşüm hamleleriyle modanın en güçlü kreatif direktörlerinden biri olduğunu kanıtladı.
6. Jonathan Anderson – London College of Fashion (LCF)
Hem kendi markası JW Anderson hem de İspanyol lüks devi Loewe ile harikalar yaratan Jonathan Anderson, sanılanın aksine CSM değil, London College of Fashion mezunudur. Başlangıçta aktör olmak isteyen Anderson, kostüm tasarımına olan ilgisiyle modaya yönelmiş; bugün ise zanaatkarlığı (craftsmanship) modern sanatla birleştiren dehasıyla sektörün en çok takip edilen ismi olmuştur.
7. Daniel Roseberry – Fashion Institute of Technology (FIT)
Schiaparelli’yi küllerinden doğuran ve Haute Couture’ü yeniden popüler kültürün merkezine taşıyan Daniel Roseberry, New York’taki FIT mezunudur. Thom Browne’da geçirdiği 10 yılın ardından Schiaparelli’nin başına geçen Roseberry, Amerikan disiplini ile Fransız sürrealizmini harmanlayan benzersiz bir vizyona sahip.
8. Matthieu Blazy – La Cambre (Brüksel)
Bottega Veneta’daki başarılı döneminin ardından Chanel’in Kreatif Direktörü olan Matthieu Blazy, Belçika’nın gizli mücevheri La Cambre mezunudur. Raf Simons, Maison Margiela ve Phoebe Philo dönemi Celine’de pişen Blazy, teknik ustalığı ve kumaş manipülasyonundaki dehasıyla "tasarımcıların saygı duyduğu tasarımcı" konumunda.
9. Pieter Mulier – La Cambre (Brüksel)
Alaïa evine Azzedine Alaïa’nın mirasından sonra yeni bir ruh getiren ve moda sahnelerine dönmesini sağlayan Pieter Mulier de bir La Cambre mezunudur. Uzun yıllar Raf Simons’un sağ kolu olarak çalışan Mulier, Belçika ekolünün o meşhur rasyonalizmini, en feminen ve heykelsi formlarla birleştirmeyi başarıyor. Mulier 2026 yılı başında Alaïa’dan ayrıldı.
10. Louise Trotter – Northumbria University (Newcastle)
Lacoste’un ardından Carven’ın başına geçerek markaya taze ve entelektüel bir soluk getiren Louise Trotter, Londra dışındaki İngiliz eğitim sisteminin ne kadar güçlü olduğunun kanıtı. Northumbria University mezunu olan Trotter, giyilebilirliği yüksek ama tasarım dozu kuvvetli parçalarıyla modern gardırobun mimarlarından biri kabul ediliyor ve şu sıralar Bottega Veneta’nın Kreatif Direktörlüğünü yapıyor.
Moda Okulumu Nasıl Seçtim?
Bir okul sizi değiştirmelidir. Bu değişim kariyerinizi tasarlarken sizi bir adım öteye götürmelidir.
[su_spacer]Moda sektörüne giriş yaptığım dönemi anlattığım ilk yazımdan sonra sıra 2004 senesinde master için gideceğim okula karar verme sürecime geldi.Birçok kişinin yaptığı gibi ben de önce internetten araştırma yaptım. Ardından arkadaşlarıma moda okuyan tanıdıkları var mı diye sordum. 2004 yılında Türkiye'de moda okumak çok konuşulan bir konu değildi. İtalya'da okumak istiyordum ve moda yönetimi konusunda iki okul benim için öne çıkmıştı: Bocconi ve Polimoda. İlk iş olarak ikisine de başvurdum.
“Tasarım karar almak değilse nedir? ” Henry Petroski
Ardından uçağa atlayıp okuyacağım okulları yerinde görmek ve havayı koklamak istedim. Önce Milano'ya ardından da Floransa'ya gittim. İki okulu da gezip öğrenciymişim gibi hissetmeye çalıştım. Kendime şu soruları sordum:
- Hangi okulun atmosferi, ders içeriği ve öğrenci profili beni geliştirir, değiştirir ve yapmak istediğim işe başlamam için gerçek bir değer yaratır?
- Hangi okulda eğlenirim (okul aynı zamanda eğlenceli de olmalı, o günler geri gelmiyor)
Bir okul sadece ders içeriği ile değil aynı zamanda bulunduğu şehir, öğrenci seçimi ve öğretim metodolojisi ile de değerlendirilmelidir. Hiçbir öğrenci tek başına öğrenmez, öğrenemez. Eğitim bir grubun beraber değer yaratması ile mümkündür, bu nedenle sizi besleyeceğine inandığınız atmosferi bulmadan araştırmanızı sonlandırmayın.Bir okul ayrıca sizi değiştirmelidir. Bu değişim kariyerinizi tasarlarken sizi bir adım ileri götürmelidir.Ben Polimoda'da okumaya karar verdim. Neden mi? Öncelikle SDA Bocconi Moda yönetimi bölümünün ders içeriği MBA ders içeriğine çok yakındı ve ben zaten İşletme okuduğum için bunun doğru seçim olmadığını düşündüm. Polimoda'nın kapısından girdiğim andan itibaren kendimi o ortamla bütünleşmiş hissettim. Koridorları podyum, sınıfları atölye olmuş bir okuldu Polimoda. Ben tam da buna hasrettim. Ayrıca Polimoda hem daha kısa sürüyor hem de zorunlu staj yaptırıyordu. Floransa'da tekstil ve moda sektörüyle işbirliği içinde olduğu için daha çok fırsat sunabileceğini düşünmüştüm. Bu durumun iş hayatına geçişte bana destek olacağını öngördüm, ve gerçekten de oldu.Ekim 2004'de Polimoda'da "Master in fashion marketing and merchandising" bölümüne girdim ve Mayıs 2004'de mezun oldum. Mezun olmamız için gereken stajı bulmakta okul bize destek olmuştu. Toplamda üç görüşmenin ardından iki staj teklifi geldi. Bir tanesi görsel düzenleme üzerineydi diğeri de mağaza yönetimi üzerine La Rinascente Milano'daydı. İki şirket de Vakko ismini tanıdıkları için şanslıydım, tecrübemi değerlendirmek istemişlerdi.Okul seçiminin çok önemli olduğunu kariyerim ilerledikçe farkettim. Hiçbir zaman sektöre yabancı kalmadım, staj ardından hemen iş buldum ve okul arkadaşlarımın büyük kısmı çok iyi yerlere geldiler. Yıllar içinde birbirimize destek olacağımız bir network oluşturduk. 2014 Ekim'inde, 11 sene sonra Polimoda'ya misafir hoca olarak gittiğimde o günlere döndüm, tecrübemi paylaşmak çok keyifliydi.Sizin seçiminiz de tamamen kişisel olacaktır. Okul seçiminizi "Şu sirket en çok bunun mezunlarını işe alıyor" diyerek yapmayın, bunu göz önüne alın ama kararınızı buna bağlamayın.Bu yazının amacı bir okulu öne çıkarmak değil daha çok kişisel tercihimi etkileyen kriterleri paylaşmaktı. Siz de kriterlerinizi belirleyin.Özetle tavsiyelerim şunlar:
- Okul seçimini sadece ders içeriğine bakarak yapmayın. Öğretmen kadrosunun sektöre yakınlığı, eski ve yeni öğrenci profili ve girdikleri işler ayrıca bulunduğu şehir ve şehrin moda ile ilişkisi çok önemli.
- Hemen okula başlamak zorunda değilsiniz, tecrübe ile başlamak her zaman daha iyidir. Doğru okul ve doğru zaman olması önemli.
- Master eğitimi meslek seçimi ile doğrudan ilgilidir. Sizi sektöre sadece hazırlamakla kalmayacak aynı zamanda yolunuzu yapmanıza yardım edecek okulu bulun. Bu eski öğrenciler vasıtasıyla da olabilir (Mezun birlikleri var mı mutlaka kontrol edin)
- Okula kaydolmadan önce gidip gezin ve çekinmeden öğrencilerden birini durdurup "Okuldan memnun musun?" diye sorun. Bunu yapamazsanız Linkedin'de ya da tanıdıklarınız aracılığıyla referans bulmaktan kesinlikle çekinmeyin.
- İş bulmak için mezun olmayı beklemeyin. Sektöre hazırlanıyorsanız, okulla birlikte hazırlığınız başlamış demektir. CV göndermeye hemen başlayın, okuldaki sektör temsilcilerine kendinizi tanıtın. Aklınız hala karışıksa zamanınızı herkesle sohbet edip bilgi edinerek geçirin. Sosyalleşin.
- Yurtdışında iseniz, ben burda iş bulamam nasıl olsa diyerek kendi kendinize cesaretinizi kırmayın. Savaşın.
- Eğlenin!
Sorularınız veya yorumlarınız için asli@modakariyeri.com adresine email atabilirsiniz.