moda meslekleri Sevgi Çatkın moda meslekleri Sevgi Çatkın

Modelistler: Modanın gizli kahramanları

Moda tümüyle bir zincirin halkalarından oluşuyor. Bir halka olmadan diğeri kesinlikle düşünülemez. Modelistlik o halkalardan biri. Bu kadar önemliyken, bu konu hakkında yazmamız kaçınılmazdı.

Annesi dikiş diken bir çocuk olarak, benim ilk tanıdığım patron şirketimdeki değil, Burda Dergisi’nden çıkandı. Bu mulaj kağıtlarının kumaşa iğnelenip kesilmesiyle kumaş dikime hazır hale gelirdi.  Yıllar sonra mezun olup ilk işime başladığımda, her ne kadar modayı çok iyi bildiğimi düşünsem de benim kafamda tasarımcı ile modelist arasındaki fark hala belirsizdi. Üretim departmanında mesleğe başlamak bu yüzden belki de başıma gelen en iyi şeylerden biriydi. Modada herşey üretimle başlıyor; her üretim de tasarımla. Peki aradaki akışı ne kadar iyi biliyoruz?

Son kullanıcı olarak mağazada ya da dergilerde moda ile ilgili karşılaştığımız şeyler birbirinden harika tasarımlar. Bu tasarımların tek boyuttan üç boyutluya geçişine kafa yormaya başladıkça, bu işin ne kadar detaylı ve emek gerektiren bir iş olduğunu görüyor insan. 

Moda tümüyle bir zincirin halkalarından oluşuyor. Bir halka olmadan diğeri kesinlikle düşünülemez. Modelistlik o halkalardan biri. Tasarımı bir sanat olarak sayarsak, modelistlik için perde arkasında kalan sanat diyebiliriz. Modelistlik olmadan herhangi bir tasarımın hayata geçmesi ya da üretilmesi düşünülemez. Bu kadar önemliyken, bu konu hakkında yazmamız kaçınılmazdı.

Şimdi bizim bahsedeceğimiz, o "patronları" hazırlayanlar. Bunu konuşmak için de meslekten birine sorular sormasak olmazdı. 

Serap Şahin, 15 senedir modelistliğe emek veren, şu anda bir ihracat firmasının Londra'daki mağaza projesi için çalışan bir profesyonel. Bizim için merak ettiğimiz soruları cevapladı.

Modelistliğe ilk ne zaman başladın?

2001 yılında başladım. 15 senedir sektörün seçkin firmalarında görev alıyorum.

Bu mesleği seçmendeki en büyük etken nedir?

Benimki biraz genetik oldu.En büyük etken muhtemelen bütün ailemin tekstil sektöründe çalışıyor olması.

Modelist ne yapar?

Modelist tasarımcının çizdiği modelin kalıbını çıkartır. Çıkan kalıplar kumaş üzerinden kesilip dikilir ve provaya hazırlanır. Prova yapıldıktan sonra düzeltmesi yapılıp, seri üretime geçilir.

Modelist olabilmek için gereken özellikler sence nelerdir?

Belki de en önemlisi detaycılık ve titizlik.Bu işi yaparken ortaya çıkanı önce siz beğenmelisiniz. Sizin içinize sinmeyen bir çalışma diğer kişilerin de hoşuna gitmeyebilir.

Serap Şahin

Sence okulda edinilen bilgi mi daha önemli yoksa tecrübe mi?

Aslında ikisi birbiriyle iç içe. Biraz tecrüben varsa okulda daha başarılı olursun. Okul bu işin alt yapısını öğretiyor ama iş hayatında tecrübe çok işe yarıyor.

Bir günün nasıl geçiyor?

Genel olarak verilmiş koleksiyonla uğraş içerisinde oluyorum. Mülaj çalışmaları yapıyoruz. Bazı modelleri kumaşa dikip modelin duruşuna bakıyoruz. Üretim çalışıyorsak üretim provası sonrası kalıp düzeltmesi yapıp seri aşamasına geçiyoruz. Bu işte her gün iki koleksiyonla da ilgilenmek ve birlikte yürütmek zorundasınız.

Tasarım sürecine modelist hangi aşamada  dahil oluyor? Biraz yaratım sürecinden bahsedebilir misin?

Tasarım, tasarımcının zihninden kalemine dökülmüş olan gerçek ve gerçek dışı her olgunun son hali ile ürünhaline geliş sürecidir. Bu süreçte modelistler tüm teknik ve estetik aşamasında tasarımcı ile birlikte omuz omuza çalışmalıdırlar. Yapılacak olan koleksiyonun tüm havasını ve gustosunu hissetmiş olan modelist ile tasarımcı, teknik ve tasarımı bir araya getirerek ürünün ortaya çıkışındaki lezzeti birlikte hissederek çalışırlar. Tam anlamıyla uyum ve ekip işi diyebiliriz.

Modelistlik bireysel bir iş gibi görünse de aslında sürekli olarak bir ekip işi. Biraz zorluklarından bahsedebilir misin?

Bütün sürecin tamamen bir ekip işi olduğu her meslekte olduğu gibi bu meslekte de mevcut. Fakat söylediğim gibi ekip içerisinde uyum ve aynı dili konuşmak en önemlisi. Bu iletişim olduğu sürece problemler çok daha aza indirgenebilir.

Son olarak bu mesleği seçmek isteyenler için tavsiyelerin neler?

Vereceğim en önemli tavsiye işini benimsemek ve severek yapıyor olmak. Sonrası kesinlikle tecrübeye dayalı olacaktır. Bu süreçte çok iyi bir gözlemci olmak lazım.

 

Modelist olmak isteyenler, bu mesleği daha iyi tanımak isteyenler, bize danışmak için moda@modakariyeri.com'a yazabilirsiniz. 

Sevgi Çatkın

 

Devamını Okuyun
kariyer postu Asli Ozbek kariyer postu Asli Ozbek

"Hayalindeki kariyere nasıl sahip olursun?"

Başarılı olmak birçok değişkene bağlı,tutkunu gerçekleştirmek için ne kadar bedel ödemeye hazır olduğunla, sektörü ne kadar iyi anlayabildiğinle ve biraz şansla ilgili. Başvurun doğru zamanda doğru masanın üzerinde olmalı.

                                                                      Sacha Milazzo Mercier 

                                                    G&M Talent Management Kurucu Ortağı

Moda ve lüks sektöründe çalışan bir yetenek avcısı olarak bu soru bana her gün en çok sorulan soru. Hangi ülke ya da kültürden olursa olsun herkesin ortak sorusu bu: bu sektördeki sihirli kapıyı açan anahtar nedir?

Cevap çoğu zaman karamsarlık dolu. Çünkü bu çok zorlu bir süreç! Moda ve lüks sektörü çok sıradışı bir sektör. Dışarıdan çok çekici ( size bir fikir vermesi adına petrol sektörüyle kıyaslayın; çok daha çekici değil mi?)  ama diğer taraftan çok kapalı, kendine özgü kurallarla dolu. Bu soruya cevabım kendi kişisel vizyonumu da içeriyor. “Başarılı olmak birçok değişkene bağlı,tutkunu gerçekleştirmek için ne kadar bedel ödemeye hazır olduğunla(buna saatlerce araştırma ve çalışma dahil) , sektörü ne kadar iyi anlayabildiğinle ve biraz şansla ilgili. Başvurun doğru zamanda doğru masanın üzerinde olmalı.” Demek istediğim, fırsatları elde etme konusunda kesinlikle karamsar değilim, bunu başaran insanları tanıyacak kadar şanslıyım. Bu mücadeleye hazır olmayan ve sürekli aynı hataya düşen adaylarla her gün karşılaşıyorum. İş arayanların, özellikle sektörü değiştirmek isteyenlerin, işe alım süreciyle ilgili yeni yolları öğrenmeleri lazım. En iyi öğrenme şekli örneklere bakmaktır. Toplumu değiştiren insanlardan öğrenecek çok şeyimiz var; ama yeterince geniş açıdan bakmayı öğrenirsek bu insanların zorluklarla nasıl başa çıktığından ilham alabiliriz.

Bu yüzden lüks sektöründe sosyal medya ve dijital pazarlama konusunda uzmanlaşan Yiğit Turhan’ın olağandışı hikayesi bence çok güzel bir örnek. Yiğit’in hikayesi garip ya da komik görünebilir; ama bence tutku, kararlılık, kendinin farkında olmak ve isteklilik anlamında mükemmel bir karışım. 

O zamanlar, Yiğit hayallerinin peşinden gitmek için kendi ülkesindeki rahat işinden vazgeçen genç bir elektronik mühendisiydi. Bu karar sonrası Türkiye’den ayrılıp, Milano’ya Bocconi Universitesi’nde Uluslararası Pazarlama yüksek lisansı yapmaya gitti.

Yiğit’in hedefi çok netti: “ yaratıcı bir ortamda-tercihen lüks sektöründe- çalışmak ve uluslararası iş tecrübesi kazanmak”. Zorlu bir mücadeleydi. Daha önce de söylediğim gibi bu sektör biraz kapalı. Yiğit’in mühendislik geçmişi moda ve lüks firmaları için ilgi çekici değildi. Bunun dışında Türkiye, Avrupa Birliği’ne dahil olmadığı için Yiğit’in çalışma vizesine ihtiyacı vardı ve bu durumu daha da zorlaştırıyordu.

İlerleyen süreçte, Yiğit çalışmak istemediği FMCG(Hızlı Tüketim Ürünleri) sektöründeki firmalardan teklif; çalışmak istediği moda firmalarından red cevabı aldı. Bu kısır döngü içinde Yiğit harika bir kişisel özelliğini kullandı: direnç ve esneklik. Bu noktada Yiğit başarısızlıklarından bir ders çıkardı ve şunu anladı ki; hedefini gerçekleştirmek istiyorsa sağlam bir stratejisi olmalıydı. Doğru kitlesini bulmalı ve onlara nasıl bir değer katacağını anlatmalıydı. Buradan itibaren hikaye daha eğlenceli bir hal aldı. İlk adım basitti: ilgisini çeken küçük ölçekli firmaların listesini çıkarmak.

Spesifik bir sektörde kariyer sahibi olmak mı istiyorsunuz? Kitlenizi iyi seçin!

İş aramada ilk adım, sizin yeteneklerinize gerçekten ihtiyacı olan bir firma bulmak. Adayların yaptığı en büyük hata CV’lerini etrafa yaymak, standart bir başvuru formu ya da önyazı yollamak ve sonrasında X firmasının neden hala aramadığını anlamaya çalışmak! Eğer başarmak istiyorsanız, ödün vermemelisiniz. İlk olarak sizinle kimler ilgilenebilir onu araştırmalısınız, sizin için doğru pozisyona sahipler mi diye bakmalısınız.

Bu noktada Yiğit’in başka bir özelliğine dikkat çekmek istiyorum: farkındalık. Yiğit gücünün/yeteneklerinin farkındaydı. Güçlü/zayıf yönlerinin farkında olmak, bir firmaya katacağınız değeri anlamak için en temel değer. Bu bilgiyle kendinizin farkında olup, işi almak için doğru kitleye doğru mesajı gönderebilirsiniz.

Bir sonraki adım akıllıca olmalı. Firmalara nasıl katkı sağlayacağınızı anladıktan sonra, onların dikkatlerini çekmelisiniz. Yiğit’in örneğindeki gibi: hedefini İtalyan lüks firması Frankie Morello olarak belirledi, aldığı analitik eğitimi ve yeteneğini, araştırma yapmak için kullandı. Mağazalarını ziyaret etti, hatta mağaza müdürleriyle konuştu.Firmayı tanıdıktan sonra bu bilgisini firmada hangi pozisyonun kendisine uygun olduğunu bulmakta kullandı.İşte Yiğit bu noktada fark yarattı.

                                                                                                                                                                     Kaynak: http://quotepixel.com/

Firmaya size neden ihtiyaçları olduğunu anlatmak için doğru yolu bulmak zorundasınız.

Eğer bir perakende firmasına başvurmayı düşünüyorsanız, Yiğit’in stratejisini kullanın ve kendinizi firmaya değerli bir teklif olarak sunun. Sunum hazırlayın, çalışmalar yapın ve neyde iyiyseniz onu kullanın(excel, portfolyo,hatta video!); iş yapmayı bildiğinizi onlara gösterin.Eğer kitlenin ilgisini çekerseniz, işe alım sürecine avantajlı başlarsınız.

Şimdi, çok güzel bir başlangıç yaptınız,başvurunuz içeride ve bu yolculuk için biletiniz hazır. Görüşme bir sonraki adım, firmayla tanışmak için artık fırsatınız var. Bu adım çok daha karmaşık. Avantajlarınızı hatırlayın, sizinle ilgilendiler. Bu da demek oluyor ki sizinle ilgili beklentileri var. Görüşme aşaması, firma için değerli bir alım olacağınızı teyit etme zamanıdır. İyi geçmesi yine hazırlığınıza bağlı. Eğer hedefinizle ilgili sağlam bir stratejiniz varsa, görüşme için çoktan hazırsınız.Şimdi Yiğit’in örneğine devam edelim: firmaya özelliklerini yansıtmaya hazırdı. İşleyişe nasıl olumlu bir etki katacağına dair planıyla görüşmeye gitti. Farkını gösterip, işi almaya hazırdı. Hayalini kurduğunuz işe sahip olmak için stratejinin ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz.

Görüşmelerde en iyisini başarmaları için bir çok adayı hazırlıyorum ve onlara hep şunu söylüyorum: “Eğer müşterim senin onlarla çalıştığını hayal edebiliyorsa bu iş tamam! İş senin!”

Bu eşsiz kişilik ve yetenek karışımının yanı sıra, Yiğit’in takdir ettiğim bir başka yönüyse tüm bu serüven sırasında pozitif bakış açısını hep korumasıydı. Mücadeleyi kabul etti, hatalarından ders çıkardı ve tüm süreçle tutkulu bir yaklaşımla başa çıktı. Eğer hikayesini okursanız tüm bu süreci kendi de “Harika Serüven” olarak anlatıyor.

İşe alım sürecine bakış açınızı değiştirmek zorundasınız: firmaya başvuru yapmak sizin için yeteneğinizi gösterme fırsatı olmalı! Adayların çoğu tüm bu süreci acı dolu yaşıyor ve zaman kaybı olarak görüyor; bu yüzden de çoğu zaman başarısız oluyorlar.

Tutkuya sahip olmak demek, çalışmak ve araştırmak için zaman harcamak, sevdiğiniz şeyle ilgili derin bir bilgiye sahip olmak demektir. Farkındalığı kazandıktan sonra, yeteneğinizi, işe katkı sağlayacak fikir ve çözümler getirmek için kullanın. TUTKU ter ve gözyaşından; YETENEK pratik yapmaktan ve bilgiden oluşur. Bunların hiçbiri sır değil. Sevdiğiniz sektörde istediğiniz kariyere sahip olmak yaratıcılığın ötesinde kararlılık, çok çalışmaya gönüllü olmak ve Yiğit’inki gibi iyi bir plana sahip olmakla gerçekleşebilir.Eğer Yiğit’in profiline bakarsanız, bu muhteşem başlangıçtan sonra hangi büyük isimlerin onun için savaştığına tanık olabilirsiniz. İyi başlangıçlar!

Sacha Milazzo Mercier, lüks ve moda dünyası üzerine uzmanlaşmış bir yetenek avcısı ve kariyer koçu. Universita ‘ La Sapienza’da Psikoloji lisansını ve SDA Bocconi’de İnsan Kaynakları ve Organizasyon yüksek lisansını tamamladıktan sonra Sacha, kariyerine Louis Vuitton’da İnsan Kaynakları departmanında başladı. Daha sonra lüks sektöründeki bir işe alım firmasında müdürlük yaptı. Şu anda Londra merkezli G&M Talent Management firmasının kurucu ortağı ve Avrupa’nın çeşitli üniversitelerinde kariyer koçluğu yapıyor, kişisel marka yaratma workshopları düzenliyor. 

Sacha, Eylül ayında Moda Kariyeri'nin davetlisi olarak İstanbul'a geldi ve bizimle "Moda sektöründe kariyer planlamak" konulu bir söyleşi yaptı. 

 

Devamını Okuyun
Moda Okulları Moda Okulları

Moda Okulumu Nasıl Seçtim?

Bir okul sizi değiştirmelidir.  Bu değişim kariyerinizi tasarlarken sizi bir adım öteye götürmelidir. 

 

[su_spacer]Moda sektörüne giriş yaptığım dönemi anlattığım ilk yazımdan sonra sıra 2004 senesinde master için gideceğim okula karar verme sürecime geldi.Birçok kişinin yaptığı gibi ben de önce internetten araştırma yaptım. Ardından arkadaşlarıma moda okuyan tanıdıkları var mı diye sordum. 2004 yılında Türkiye'de moda okumak çok konuşulan bir konu değildi. İtalya'da okumak istiyordum ve moda yönetimi konusunda iki okul benim için öne çıkmıştı: Bocconi ve Polimoda. İlk iş olarak ikisine de başvurdum.

“Tasarım karar almak değilse nedir? ” Henry Petroski

Ardından uçağa atlayıp okuyacağım okulları yerinde görmek ve havayı koklamak istedim. Önce Milano'ya ardından da Floransa'ya gittim. İki okulu da gezip öğrenciymişim gibi hissetmeye çalıştım. Kendime şu soruları sordum:

  1. Hangi okulun atmosferi, ders içeriği ve öğrenci profili beni geliştirir, değiştirir ve yapmak istediğim işe başlamam için gerçek bir değer yaratır?
  2. Hangi okulda eğlenirim (okul aynı zamanda eğlenceli de olmalı, o günler geri gelmiyor)

Bir okul sadece ders içeriği ile değil aynı zamanda bulunduğu şehir, öğrenci seçimi ve öğretim metodolojisi ile de değerlendirilmelidir. Hiçbir öğrenci tek başına öğrenmez, öğrenemez. Eğitim bir grubun beraber değer yaratması ile mümkündür, bu nedenle sizi besleyeceğine inandığınız atmosferi bulmadan araştırmanızı sonlandırmayın.Bir okul ayrıca sizi değiştirmelidir. Bu değişim kariyerinizi tasarlarken sizi bir adım ileri götürmelidir.Ben Polimoda'da okumaya karar verdim. Neden mi? Öncelikle SDA Bocconi Moda yönetimi bölümünün ders içeriği MBA ders içeriğine çok yakındı ve ben zaten İşletme okuduğum için bunun doğru seçim olmadığını düşündüm. Polimoda'nın  kapısından girdiğim andan itibaren kendimi o ortamla bütünleşmiş hissettim. Koridorları podyum, sınıfları atölye olmuş bir okuldu Polimoda. Ben tam da buna hasrettim. Ayrıca Polimoda hem daha kısa sürüyor hem de zorunlu staj yaptırıyordu. Floransa'da tekstil ve moda sektörüyle işbirliği içinde olduğu için daha çok fırsat sunabileceğini düşünmüştüm. Bu durumun iş hayatına geçişte bana destek olacağını öngördüm, ve gerçekten de oldu.Ekim 2004'de Polimoda'da "Master in fashion marketing and merchandising" bölümüne girdim ve Mayıs 2004'de mezun oldum. Mezun olmamız için gereken stajı bulmakta okul bize destek olmuştu. Toplamda üç görüşmenin ardından iki staj teklifi geldi. Bir tanesi görsel düzenleme üzerineydi diğeri de mağaza yönetimi üzerine La Rinascente Milano'daydı. İki şirket de Vakko ismini tanıdıkları için şanslıydım, tecrübemi değerlendirmek istemişlerdi.Okul seçiminin çok önemli olduğunu kariyerim ilerledikçe farkettim. Hiçbir zaman sektöre yabancı kalmadım, staj ardından hemen iş buldum ve okul arkadaşlarımın büyük kısmı çok iyi yerlere geldiler. Yıllar içinde birbirimize destek olacağımız bir network oluşturduk. 2014 Ekim'inde, 11 sene sonra Polimoda'ya misafir hoca olarak gittiğimde  o günlere döndüm, tecrübemi paylaşmak çok keyifliydi.Sizin seçiminiz de tamamen kişisel olacaktır. Okul seçiminizi "Şu sirket en çok bunun mezunlarını işe alıyor" diyerek yapmayın, bunu göz önüne alın ama kararınızı buna bağlamayın.Bu yazının amacı bir okulu öne çıkarmak değil daha çok kişisel tercihimi etkileyen kriterleri paylaşmaktı. Siz de kriterlerinizi belirleyin.Özetle tavsiyelerim şunlar:

  1. Okul seçimini sadece ders içeriğine bakarak yapmayın. Öğretmen kadrosunun sektöre yakınlığı, eski ve yeni öğrenci profili ve girdikleri işler ayrıca bulunduğu şehir ve şehrin moda ile ilişkisi çok önemli.
  2. Hemen okula başlamak zorunda değilsiniz, tecrübe ile başlamak her zaman daha iyidir. Doğru okul ve doğru zaman olması önemli.
  3. Master eğitimi meslek seçimi ile doğrudan ilgilidir. Sizi sektöre sadece hazırlamakla kalmayacak aynı zamanda yolunuzu yapmanıza yardım edecek okulu bulun. Bu eski öğrenciler vasıtasıyla da olabilir (Mezun birlikleri var mı mutlaka kontrol edin)
  4. Okula kaydolmadan önce gidip gezin ve çekinmeden öğrencilerden birini durdurup "Okuldan memnun musun?" diye sorun. Bunu yapamazsanız Linkedin'de ya da tanıdıklarınız aracılığıyla referans bulmaktan kesinlikle çekinmeyin.
  5. İş bulmak için mezun olmayı beklemeyin. Sektöre hazırlanıyorsanız, okulla birlikte hazırlığınız başlamış demektir. CV göndermeye hemen başlayın, okuldaki sektör temsilcilerine kendinizi tanıtın. Aklınız hala karışıksa zamanınızı herkesle sohbet edip bilgi edinerek geçirin. Sosyalleşin.
  6. Yurtdışında iseniz, ben burda iş bulamam nasıl olsa diyerek kendi kendinize cesaretinizi kırmayın. Savaşın.
  7. Eğlenin!

Sorularınız veya yorumlarınız için asli@modakariyeri.com adresine email atabilirsiniz.

Devamını Okuyun