İTÜ Tekstil Teknolojileri Ve Tasarımı Fakültesi
SUNY Moda Tasarımı program koordinatörü, Prof. Dr. Cevza Candan, İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı fakültesi hakkındaki sorularımızı yanıtladı. 1955'te kurulan fakülte, ülkemizin ekonomik gelişimi için çok önemli olan tekstil ve hazır giyim endüstrisinde kariyer yapacak tekstil mühendisleri ve tasarımcıları yetiştiriyor. Detaylar aşağıda.
İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı fakültesinin tarihini sizden dinleyebilir miyiz?
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Tekstil Mühendisliği Bölümü, ilk olarak 1955 yılında Makine Mühendisliği içinde tekstil kürsüsü adı altında kurulduktan sonra günümüzdeki adını ve bağımsız statüsünü 1983 yılında almıştır. 2004 yılı Aralık ayında ise Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesinin kurulmasıyla, Tekstil Mühendisliği Bölümü bu fakültenin altında işlevini sürdürmektedir. Tekstil işi ülkemizde Osmanlı İmparatorluğu zamanından bu yana yıllar boyunca geleneksel bir meslek olmuştur.1930’larda Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından başlatılan ancak gelişimi bilhassa özel sektör tarafından gerçekleştirilen endüstrileşme ile 1970’lerden sonra, tekstil ve hazır giyim endüstrisi, endüstriyel gelişime, iş imkânları ve Türkiye ticaretine önemli katkısı ile teknik bilgi birikimi ve deneyimi nedeniyle ülkemizin en gelişmiş ve modern endüstri sektörü haline gelmiştir. Günümüzde sektör, açık yapısı nedeniyle yabancı endüstri ile yakın işbirliği içerisinde çalışmaktadır. Türk tekstil ve hazır giyim endüstrisi küresel dünyada lider endüstrilerden birisidir. Türkiye’de bu şekilde lider bir endüstri olması nedeniyle, endüstrinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, Türkiye’nin farklı bölgelerinde Tekstil Mühendisliği Bölümleri yer almaktadır.
Kaç öğrenciniz ve her sene kaç mezununuz var? Öğrencileriniz mezuniyetleri ardından en çok hangi alanlarda çalışmaya başlıyorlar?
Moda Tasarımı Programımıza her yıl 30 öğrenci alınıyor. Programa başlama şartları arasında TOEFL yabancı dil sınavından (IBT) en az 80 almış olma şartı bulunduğundan genelde öğrencilerimizin yarısı İTÜ Yabancı Diller Okulu’na devam etmektedir. Dolayısıyla, her sene ortalama 15 öğrenci ile program başlamaktadır. 2008 yılında ilk mezunlarını veren programımız, o yıldan bugüne toplam 110 mezun vermiştir. Mezunlarımız ağırlıklı olarak Beymen, Yargıcı, Mudo, Trendyol, Mavi, Koton gibi hazırgiyim perakende firmalarında çalışmaktadırlar. Bu süreçte kendi markalarını kurarak Türkiye ve/veya New York’da faaliyet gösteren mezunlarımız da bulunmaktadır.Tekstil Mühendisliği Programımızdan ise her sene ortalama 45 mezun verilmektedir; toplamda 1500’ün üzerinde mezunumuz bulunmaktadır.
Mezunlarınız hangi pozisyonlarda çalışıyorlar?
Mezunlarımız, tekstil ve hazırgiyim sanayiimizin farklı alt alanlarında (üretim, perakende, pazarlama vb) mesleki faaliyetlerini sürdürmektedir. İTÜ’den mezun tekstil mühendisleri gerek özel sektörde, gerekse kamuda birçok kuruluş tarafından başarılı bir şekilde işe alınmaktadır.Tekstil mühendisliği bölümünden mezun olan mühendisler tekstil malzemelerinin davranışları ve tekstil ve hazır giyim teknolojilerindeki makinelerin fonksiyonları konusunda bilgi ile donatılmaktadır. Ayrıca güçlü temel mühendislik bilgisine, analitik düşünme ve problem çözme kabiliyetlerine, profesyonel ve etik sorumluluk anlayışına, yüksek seviyede iletişim yeteneğine sahiptirler ve araştırmacı karakterleri ile kendilerini geliştirebilirler. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yoğunlaşmış küçükten büyüğe değişen firmaların ve tekstil işletmelerinin farklı bölümlerinde, örneğin üretim, planlama, kalite kontrol, satış veya pazarlama, ya da tekstil ürünleri ve tekstil makineleri ile ilgili yerli ve yabancı şirketlerin acenteliklerinde işe alınmaktadırlar.Eğitimini devam ettirmek isteyen mezunlarımız da ulusal ve uluslararası okullar tarafından başarılı bir şekilde kabul edilmektedir. İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki girişimlere paralel olarak, Tekstil Mühendisliği Bölümü de tekstil ve hazır giyim endüstrisinin ihtiyaçlarında ve uluslararası denkliğe göre programlarını güncellemektedir. Bu bağlamda, Tekstil Mühendisliği Bölümü Haziran 2012'den bu yana ABET tarafından tam olarak akredite edilmiş olup; Türkiye'de ABET Akreditasyonu olan tek Tekstil Mühendisliği Bölümü olma özelliğini devam ettirmektedir.
Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi hakkında biraz daha bilgi alabilir miyiz? Öğrencilerinize ne gibi eğitim seçenekleri sunuyorsunuz?
Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi ise 04 Aralık 2004 günlü ve 25660 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak kurulmuştur. Keza Türkiye’deki tek Tekstil Fakültesi olma özelliğini halen korumaktadır. Fakültemiz,
Türk Tekstil ve Konfeksiyon İmalat Teknolojilerini geliştirmek,
Yeni ürünler tasarlayarak uluslararası pazarlarda yeni olanaklar sağlamak ve moda-marka oluşumuna katkıda bulunmak,
İhracatta, tekstil teknolojisine vakıf, pazarlama işlemini yürütecek vasıflı insan gücü yetiştirmek hedeflerine ulaşmak üzere
Tekstil Mühendisliği, Moda Tasarımı, Tekstil Geliştirme ve Pazarlama olmak üzere üç programdan oluşmaktadır.
Moda Tasarımı Programı
İTÜ-FIT Fashion Design (Moda Tasarımı) Programı; İstanbul Teknik Üniversitesi ve New York Devlet Üniversitesi’ne bağlı “Fashion Institute of Technology” (FIT) gibi iki köklü kurum arasında 2004 yılında yapılan işbirliği sonucunda hayat bulmuştur. Dünyanın en iyi üç moda okulu arasında yer alan FIT, moda alanında eğitim veren pek çok eğitim kurumuna akademik destek vermektedir; ancak dünyada iş birliği içinde bulunduğu tüm üniversite ve enstitüler arasında 4 senelik lisans programı için ortak diploma verdiği tek program İTÜ-FIT Moda Tasarımı Programı’dır.Bölüme kabul edilen öğrenciler, eğitimlerinin 5 yarı yılını (1.yıl güz-bahar, 2. yıl güz dönemi ile 3. yıl güz-bahar) İTÜ-İstanbul'da, 4 yarı yılını (2. yıl bahar ve yaz dönemleri ile 4. yıl güz ve bahar dönemleri) ise FIT- New York'da gerçekleştirmektedirler. Mezun olduklarında her iki kurumdan da diplomalarını almaktadırlar. Bölüme her sene 30 öğrenci alınmakta olup, öğretim dili İngilizce'dir. Programa kabul edilen; fakat internet tabanlı TOEFL sınavından en az 80 puan veya PET sınavından en az 53 alamayan öğrenciler İngilizce Hazırlık Okulu’nda yoğun İngilizce eğitimi alacaklardır. Öğrenciler dil koşulunu sağlamadıkları sürece lisans programına başlayamazlar. Öğrencilere dil koşulunu sağlamaları için en fazla iki yıl verilir. Ayrıca mezun olan öğrencilerin bir yıl A.B.D.’de çalışma izni bulunmaktadır.Moda Tasarımı Programında; drapaj, dikiş teknikleri, kalıp hazırlama, bilgisayar destekli kalıp hazırlama gibi giysi tasarımı ile doğrudan ilgili konular yanında; bilgisayar destekli çizim programları (photoshop, illustrator gibi), koleksiyon maliyetlendirme ve sanat içerikli dersler de yer almaktadır. Bu şekilde, herhangi bir amaca yönelik olarak giysi tasarımında göz önünde bulundurulması gereken tüm unsurlar öğrenciye aktarılmaktadır.Moda Tasarımı Programı’na özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul edilmektedir. Mezunlar, hazırgiyim firmalarının ve/veya markaların (Yargıcı, Beymen, Mavi gibi) tasarım bölümlerinde, Li&Fung vb. gibi satın alım ofislerinde veya “serbest” tasarımcı” olarak çalışabilmektedirler. (Daha fazla bilgi için www.uolp.itu.edu.tr)
Tekstil Geliştirme ve Pazarlama Programı
İstanbul Teknik Üniversitesi ile New York Eyalet Üniversitesi Sistemi'ne (SUNY) dahil Fashion Institute of Technology tarafından ortak olarak yürütülen lisans programıdır. Programı başarıyla tamamlayan bir öğrenci, her üniversiteden bir tane olmak üzere iki ayrı diploma alır. Tekstil Geliştirme ve Pazarlama Programı 4 yıl süreli olup öğrenciler birinci ve ikinci yıl öğrenimlerini İstanbul Teknik Üniversitesi Tekstil Teknolojileri ve Tasarım Fakültesinde, üçüncü ve dördüncü yıl öğrenimlerini Fashion Institute of Technology (FIT)'de gerçekleştirmektedirler. Eğitim dili İngilizcedir. Bu programa da kabul edilen; fakat internet tabanlı TOEFL sınavından en az 80 puan veya PET sınavından en az 53 alamayan öğrenciler İngilizce Hazırlık Okulu’nda yoğun İngilizce eğitimi alacaklardır. Öğrenciler dil koşulunu sağlamadıkları sürece lisans programına başlayamazlar ve öğrencilere dil koşulunu sağlamaları için en fazla iki yıl verilir. Mezun olan öğrencilerin bir yıl A.B.D.’de çalışma izni bulunmaktadır. Mezunlar, tekstil ve hazırgiyim firmalarının pazarlama bölümlerinde çalışabilmektedirler. Tekstil Geliştirme ve Pazarlama Programı’na özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul edilmektedir. Daha fazla bilgi için: www.uolp.itu.edu.tr.
Prof. Dr. Cevza CANDAN kimdir?
Cevza Candan 1967 yılında Erzurum-Aşkale'de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul'da tamamladı. 1988 yılında İ.T.Ü Makina Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü'nden birinci olarak mezun oldu ve aynı Bölümde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1990 yılında İ.T.Ü Fen Bilimleri Enistitüsü’nden Tekstil Yüksek Mühendisi ünvanını aldı. Ocak 1991'de Y.Ö.K bursuyla doktora yapmak üzere İngiltere'ye gitti. Leeds Üniversitesi Tekstil Endüstrileri Bölümü'nden Nisan 1995 yılında doktor ünvanını alarak yurda döndü ve İ.T.Ü Tekstil Mühendisliği Bölümü'nde çalışmalarına devam etti. Ekim 1995 yılında Y.Doç., Kasım 1997 yılında Doçent ve Nisan 2003 yılında Profesör ünvanlarını alan Cevza Candan halen bu Bölümde öğretim üyesi olarak çalışmakta ve örme teknolojileri ile moda yönetimi üzerine dersler vermektedir. İTÜ-FIT Moda Tasarımı Programı’nın da koordinatörlüğünü de sürdüren Cevza Candan, sanayii odaklı eğitim ve araştırma projelerinde de aktif görev almaktadır.
Marker Kalem İle Çizim Yapma Kılavuzu
Marker kalemler, günümüzde birçok illüstrasyon sanatçısının ve tasarımcının başucunda bulundurduğu bir çizim malzemesi oldu. Kolay uygulama tekniklerine sahip olması ve renklendirmeyi diğer malzemelerden daha çabuk tamamlamaya olanak sağlaması, tercih edilmesinin ana nedenlerinden. Marker tekniği birçok boyanın uygulama yönteminden daha basit olsa da, bu konuda dikkat edilmesi gereken bazı teknik hususlar var. Bu yazıda kendi tecrübemden yola çıkarak, marker kullanırken nelere dikkat etmeniz gerektiğinden ve bu teknikte nasıl uzmanlaşabileceğinizden bahsedeceğim.
Öncelikle Doğru Malzeme
Marker kalemler size çok canlı bir çizim yapma olanağı sağlar; ancak bu yalnızca doğru malzemeyi seçmekle mümkün olabilir. Bu kalemler kâğıda çok yoğun boya verir. Normal hamur resim kâğıtlarının emiciliği yüksek olduğundan boyayı çok hızlı emmeye başlarlar; bu yüzden siz daha çiziminizde istediğiniz ışık-gölge için tek katı vurmayı bitirmeden kâğıtta katmanlı ve dalgalı bir görünüm oluşur.
Aynı zamanda klasik resim kâğıtlarının pürüzlü dokusu ışığın yansımasını dağıttığından, marker kullanmanıza rağmen o beklediğiniz parlak ve canlı görünümü elde edemezsiniz. Çözüm ise oldukça basit: Marker kâğıdı kullanmak! Marker kâğıtları pürüzsüz ve kaygan bir yüzeye sahiptir, bu sayede boya katmanları birbiri içinde homojen dağılabilir. Sonuç ise harika bir ışık-gölge dağılımıyla daha gerçekçi bir çizim olacaktır.
Uç Yapısına Göre Marker Çeşitleri
Piyasada çok çeşitli markalar bulabilirsiniz ancak temelde markerlar uçlarına göre iki çeşide ayrılırlar: Kesik uçlu ve fırça uçlu. İki ucun da çiziminize göre avantajları olabilir:
Kesik uçlu markerlar: Daha keskin hatlı, geometrik çizimler ve geniş alanları hızlıca doldurmak için kullanım kolaylığı sağlar.
Fırça uçlu olanlar: Genel ışık dağılımını daha homojen verebilmekte ve renk geçişlerini (blending) daha yumuşak yapabilmektedir.
Uzmanlaştığınız takdirde bu iki ucu da her türlü çizimde rahatça kullanabileceğinizin altını çizmek isterim. Deneme yanılma ile hangisinin sizin elinize daha uygun olduğunu keşfedebilirsiniz.
Teknik İpucu: Kuruma Süresi ve Sürdürülebilirlik
Kalem ucundan bağımsız olarak markerlardaki en önemli ayrıntı, boyanın kuruma hızıdır. Alkol bazlı markerlar hızla uçtuğu için renkleri birbirine yedirmek (blending) istediğinizde seri hareket etmelisiniz.
Ayrıca günümüzde profesyonel markerların çoğu doldurulabilir (refill) özelliğe sahip. Favori renkleriniz bittiğinde yeni kalem almak yerine mürekkep takviyesi yaparak hem bütçenizi koruyabilir hem de kağıt üzerindeki renk sürekliliğini sağlayabilirsiniz. Marker tekniğinde ustalaşmak sabır ve bolca pratik gerektirir; ancak doğru kâğıt ve kalemle sonuçların ne kadar hızlı geliştiğine siz de şaşıracaksınız.
Ne Tasarımı Yapmak İstediğinize Nasıl Karar Verirsiniz?
Okumak istediğiniz bölümün moda tasarımı olduğuna karar verdiniz veya sektöre atılmak istiyorsunuz. Moda tasarımı denilince aklımızda genellikle kadın kıyafetleri canlanıyor, ancak bu devasa endüstrinin içinde birçok farklı uzmanlık alanı var. Türkiye'deki üniversitelerde eğitim genellikle "Moda ve Tekstil Tasarımı" adı altında genel bir çerçevede verilse de, dünya artık detaycı ve uzmanlaşmış tasarımcıları tercih ediyor.
İster öğrenci olun, isterseniz sektöre giriş yapmaya hazırlanan bir profesyonel; hangi alanda uzmanlaşmak istediğinizi belirlemek kariyerinizin rotasını çizecektir. İşte öne çıkan ana branşlar:
Erkek Giyim Tasarımı (Menswear)
Son yıllarda erkek giyim, kadın giyimle yarışır bir hıza ulaştı. Ancak erkek giyimi kadın giyim kadar sınırsız değildir; daha kısıtlı bir alanda, hem giyilebilir hem de özgün parçalar üretmek büyük bir ustalık gerektirir. Bu alana yöneleceklerin teknik kısımdan kopmaması şart. Özellikle klasik parçalarda kalıp çıkarma (tailoring) ve dikiş konularında uzmanlaşmak vaktinizin büyük kısmını alacaktır.
İç Giyim Tasarımı (Lingerie)
Tüketiciler artık hazır giyim devlerinden iç çamaşırı almak yerine, özel ve spesifik markaları tercih ediyor. İç giyimde tasarım kadar inovasyon ve malzeme bilgisi de kritiktir. En büyük zorluk ise kalıbın (fitting) kusursuz olmasıdır. Genellikle mayo ve bikini tasarımı ile iç içe ilerleyen bu alan, modanın hızlı temposuna göre biraz daha yavaş ve detay odaklıdır.
Ayakkabı ve Çanta Tasarımı (Accessories)
Aksesuar tasarımı, yaratıcılık ile mühendisliğin buluştuğu noktadır.
Ayakkabı: Ergonomi, malzeme bilgisi (deri, süet, bez) ve teknik makine kullanımı ön plandadır.
Çanta: İşçilik ve materyal her şeydir. Küçük ölçekli atölyelerle veya büyük deri fabrikalarıyla çalışmaya hazır olmalısınız. Ürünün özgünlüğü kadar pratik kullanımı da başarıyı getirir.
Tekstil ve Kumaş Tasarımı
Moda tasarımının temeli kumaştır. Dokular, iplikler ve yüzey tasarımları üzerine uzmanlaşan tekstil tasarımcıları, kumaşa hakim oldukları için moda sektöründe büyük avantaja sahiptir. Birçok tekstil tasarımcısı, zamanla bu bilgisini moda tasarımına taşıyarak fark yaratır.
Kostüm Tasarımı
Tiyatro, film, dizi ve müzik klipleri için çalışan kostüm tasarımcıları, moda tasarımcılarına göre daha kısıtlı bir konseptle (senaryoya bağlı) çalışırlar. Ancak kostüm tasarımı bir nevi sanat formudur. Freelance çalışma imkanının en yüksek olduğu branşlardan biridir.
2026’nın Yükselen Uzmanlık Alanları
Eğitim planınızı yaparken şu yeni nesil branşları da göz ardı etmeyin:
Dijital Moda ve 3D Tasarım: Fiziksel numune dikmeden önce kıyafetleri dijital ortamda (CLO 3D gibi programlarla) tasarlayan bu uzmanlar, artık her markanın aradığı "yeni nesil tasarımcı" profilidir.
Sürdürülebilir Moda Tasarımı: Geri dönüştürülmüş malzemeler ve sıfır atık (zero-waste) kalıp teknikleri üzerine uzmanlaşan tasarımcılar, geleceğin moda dünyasını inşa ediyor.
Aktif Giyim (Activewear): Spor modasının yükselişiyle birlikte, teknik kumaşlardan performans odaklı kıyafetler tasarlamak başlı başına bir uzmanlık alanına dönüştü.
Moda Tasarımına Giriş: Yetenek Sınavları Hakkında Her Şey
Üniversitede moda tasarımı okumak isteyen bir öğrencinin hazırlık aşamasındaki en büyük heyecanı ve merak konusu kuşkusuz Özel Yetenek Sınavlarıdır. "Nasıl başvurulur?", "Sınavda ne sorarlar?", "Portfolyo şart mı?" gibi sorular adayları çoğu zaman tedirgin eder. Türkiye’de devlet ve vakıf üniversitelerinin moda tasarımı bölümleri, adayları TYT(Temel Yeterlilik Testi) sınavı sonrası kendi bünyelerinde yaptıkları yetenek sınavları ile kabul etmektedir.
Süreç her okulda farklılık gösterse de, işleyiş genel hatlarıyla benzerdir. İşte adım adım moda tasarımı yetenek sınavı rehberi:
1. Başvuru Süreci ve Ön Koşullar
Yetenek sınavlarına girmek için ilk şart, YKS kapsamında yapılan TYT oturumuna girmiş olmak ve üniversitelerin belirlediği baraj puanını (genelde her yıl YÖK tarafından güncellenen taban puanı) aşmaktır.
Takip: Başvuru tarihleri genelde Temmuz ve Ağustos aylarında yoğunlaşır. Okulların web sitelerini düzenli takip etmek kritiktir.
Ön Kayıt: Birçok okul ön başvuruyu internet üzerinden alır. Gerekli belgeler arasında TYT sonuç belgesi, vesikalık fotoğraf ve bazen cüzi bir ön kayıt ücreti dekontu istenir.
2. İlk Aşama: Çizim ve Teknik Beceri
Çizim sınavının amacı; adayların görsel algısını, perspektif bilgisini, oran-orantı yeteneğini ve yaratıcılığını test etmektir. Genellikle iki aşamadan oluşur:
İmgesel (Hayali) Çizim: Belirlenen bir konu veya kavramın (Örn: "Pazar yerinde bir moda çekimi") hayalden resmedilmesi istenir. Burada yaratıcılık ve kompozisyon ön plandadır.
Canlı Model/Obje Çizimi: Karşınıza konulan bir modelin veya nesne grubunun (natürmort) karakalem ile gerçekçi bir şekilde aktarılması istenir. Teknik beceri ve form bilgisi ölçülür.
3. Mülakat: Tasarımcı Kimliğinizin İnşası
Çizim aşamasını geçen adaylar sözlü mülakata davet edilir. Mülakat, bölümdeki hocalarla tanıştığınız, motivasyonunuzu kanıtladığınız bölümdür.
Ne Sorulur? Neden moda? İlham kaynakların kimler? En son hangi sergiye gittin? Hangi tasarımcıları takip ediyorsun?
İpucu: Kendinizi net ifade edin. Moda tarihine ve güncel trendlere olan ilginizi göstermek sizi öne çıkaracaktır.
4. Portfolyo: Görsel Özgeçmişiniz
Bazı üniversiteler mülakat sırasında veya öncesinde bir portfolyo görmek ister. Portfolyo sadece çizimlerinizden ibaret değildir; bir fikri nasıl geliştirdiğinizi, hangi teknikleri denediğinizi ve yaratıcı sürecinizi gösteren bir dosyadır.
İçerik: Çizimler, kumaş kolajları, fotoğraf çalışmaları, hatta varsa diktiğiniz veya dönüştürdüğünüz parçalar portfolyoda yer alabilir.
Sunum: İşlerinizin kalitesi kadar, onları nasıl sunduğunuz da önemlidir. Düzenli, temiz ve profesyonel bir sunum "hazır olduğunuzun" işaretidir.
Küçük bir ipucu
Pek çok adayın yaptığı hata, sadece iyi çizim yapmanın yettiğini sanmaktır. Oysa moda; sosyoloji, tarih ve teknoloji ile iç içedir. Sınava hazırlanırken müzeleri gezmek, moda belgeselleri izlemek ve sanat tarihine hakim olmak mülakat aşamasında size "altın anahtarı" verecektir.
Türkiye'de moda tasarım bölümü olan üniversiteleri okumak için tıklayınız.
Londra'da Moda Okumak: London College of Fashion
İngiltere'nin en önemli moda okullarından olan London College of Fashion'ı mezunlarından Eda Binark tarafından daha yakından tanımaya ne dersiniz?
London College of Fashion-Lcf-, İngiltere'de Central Saint Martins ve Royal College of Art'la birlikte ülke içindeki en söz sahibi moda bölümlerine sahip okullardan. 2008 yılında Foundation okumakla başladığım London College of Fashion'da, daha sonra sırayla Fashion Design& Development lisans programı, Fashion Management Graduate Diploma programı ve son olarak da Strategic Fashion Management yüksek lisans programını tamamladım. Lcf ve moda okumakla ilgili kendi deneyimlerimi aşağıdaki gibi özetleyebilirim.
Kampüs
Lcf, Londranın tam merkezinde 5 farklı yere konumlanmış bir üniversitedir. Lcf’te kampüs hayatı beklemeyin, okul şehrin 5 farklı yerine konumlanmış binalardan oluşmaktadır, okulun yurtları da şehrin 7 farklı noktasına dağılmış şekilde; yani Amerikan üniversitelerinde olduğu gibi hayatınızı okulun kampüsü içinde geçirmiyorsunuz. Londra’da çok eğlenceli ve büyük bir şehir olduğu için okuldaki herkes ders bitince kendi hayatına dönüyor.
Foundation öğrencileri başka bir binada, tasarım öğrencileri başka, business ve kozmetik öğrencileri için 2 ayrı bina ve son olarak da medya ve gazetecilik öğrencileri içinse ayrı bir bina bulunmakta.
London College of Fashion, diğer 5 okul ile birlikte University of the Arts London’ın parçası. University of the Arts London’a dahil olan diğer okullar ise Central Saint Martins, London College of Communication, Wimbledon College of Art&Design, Camberwell College of Art & Design ve Chelsea College of Art& Design. Bu okulların hepsi birbiriyle kardeş okul gibi yönetiliyor. Tek bir kimlik kartıyla hepsinin kampüsü ve kütüphanesinden faydalanabiliyorsunuz.
Lcf Oxford Street Kampüsü Terası
İngiliz Eğitim Sistemi
-İngiltere’de üniversiteler 3 sömestr, Eylül- Aralık kış dönemi; Ocak-Mart bahar dönemi; Nisan-Temmuz yaz dönemi. Her dönem farklı dersler alıp, dönem sonunda her dersle ilgili geçmek için proje yapmanız şart. London College of Fashion’da sınav sistemi yoktur. Her bölüm/ders bir çok farklı proje odaklıdır- projelerinizle dersleri geçersiniz.
-İngiltere’de üniversiteler 3 senelik ama çoğu okul 3 seneye girmeden önce bir Foundation yani bir çeşit hazırlık yılı okumanızı istiyorlar. London College of Fashion için ise tüm lisans bölümlerine kabul almadan önce Foundation Diploma in Art& Design adlı bölümü iyi bir not ortalamasıyla bitirmek şart.
-Foundation denilen sene 1 senelik bir çeşit tasarıma giriş, sanata giriş gibi temel resim ve sanat eğitimi aldığınız bir sene. Türkiye ve yurtdışındaki üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültelerinde 1. sınıfta aldığınız dersleri, İngiltere’de Foundation’da alıyorsunuz. Bu seneyi başarılı bir şekilde bitirmeniz Lcf’te bir lisans programında yerinizin garanti olduğu anlamına gelmiyor. Okulda okurken yeniden bir portfolyo hazırlayıp, referanslarınızı toplayıp istediğiniz bölüme başvurmanız gerekiyor.
Foundation biraz lise sistemi gibidir, haftanın 5 günü sabah 9’da başlamak üzere akşam 4:30’a kadar derslere girer, haftasonu da tatil yaparsınız.Foundation çok rekabetli bir sene, herkes bir lisans programına girmeye çalışıp bir nevi birbirinin rakibi olduğu için yakın dostluklar beklemeyin; bol rekabet, kıskançlık dolu stresli bir sene.
Tüm Lcf deneyimim de söyleyebilirim ki resim ve çizim yeteneğinin en önemli olduğu ve ön plana çıktığı yıl Foundation’dı.
İngiliz eğitim sistemi öğrencinin kendi araştırıp, deneyip yanılarak öğrenmesini hedefler yani tüm bilgileri ders sırasında hoca tarafından öğreneceğinizi sanmayın.
Lcf’te okurken ister business, ister tasarım sınıf arkadaşlarımın hepsi açık görüşlü, araştırmayı ve sanat/modayı takip eden insanlardı. Her hangi bir sanat galerisine gitme fikri hepsine keyif verirken, kitap okuma, müze gezme gibi eylemler gündelik hayatlarının bir parçasıydılar. Lcf özellikle moda dışında da ne okuyorsanız okuyun sanat, mimari gibi alanlarda kendinizi geliştirmenize çok önem verir. Foundation öğrencisiyken her hafta şehirdeki bir sergi/galeri/ müze gezmemiz ve gezdikten sonra sergi hakkındaki fikirlerimizi Reflective Journal diye bir deftere yazmamız zorunluydu. Bu defterler her ay toplanır tutor diye adlandırılan hocalarımız tarafından kontrol edilirdi.
Okulda Hayat
Lcf'de öğrenci olacaksanız öncelikle topluluk önünde rahatça konuşabilmeniz gerekiyor. Yaptıklarınız, fikirleriniz ve düşüncelerinizi topluluk içinde anlatmaktan çekinmemeniz lazım çünkü sürekli sayısı 20 ile 150 kişi arası değişen grupların önüne çıkıp sıklıkla sunum yapmanız gerekiyor. Foundation yılında bir hocamın söylediği gibi " Eğer fikirlerin/ isin hakkında rahat konusamıyorsanız branş değiştirin. Modada utangaç insanlara yer yok"
Eleştirileri kişisel olarak algılamamanız çok önemli. Özellikle tasarım okurken hepimiz ağır bir şekilde tüm sınıfın önünde hocalarımız tarafından eleştirildik. Bu yaptıkların rezalet, çöp diyip atan hocanın tepkisine ağlamamanız gerektiğini, kendinizi geliştirmeniz gerektiğini zaman içinde öğreniyorsunuz.
Lcf derse devamlılık konusunda çok katıdır. Devam oranınız yüzde 80’inaltına düşerse evinize kağıt gönderiyorlar, 3. kağıtta vizeniz iptal olup, okuldan atılıyorsunuz. Derslerin hepsinde yoklama var ve yoklamalar öğrenciler birbirinin adına imza atmasın diye yazılı değil hoca tarafından sesli yapılıyor. Hocalar tüm öğrencileri tanıyor.
Hocalar aslında yardımseverler. Eğer siz derslere eksiksiz katılan, ödevleri yapan, soru soran, derse katılımcı bir öğrenciyseniz size boş zamanlarında fikir vermek, yardım etmekten mutluluk duyarlar ama katılımınız düşük, istenilen görevleri yapmayan biriyseniz hocaya atıcağınız bir soru e-postasında ‘Eğer bunu merak ediyorsan, o derse katılsaydın, senin sorunun’ adlı bir cevapla karşılaşmanız olası.
Lcf’te hocalara ismiyle sesleniyorsunuz. Sizden yaşça büyük rektöre bile Mr veya Professor derseniz size garip garip bakarlar.
Her derste mutlaka en az 3 öğrenci sunum yapar.
Lcf’te gerçekten de dünyanın dört bir yanından insan var. Master sınıfımda Çinli, Rus, Amerikalı, Fransız, Senegalli, Yunanlı, Hintli gibi dünyanın dört bir yanından insanlar vardı.
Lcf’te bir projeden geçer not alamazsanız Referral diye adlandırılan yani o projeyi tekrardan yapmanız gereken bir uyarı alıyorsunuz. Size yaklaşık 1.5-2 ay sunuluyor yeniden yapmanız için; eğer 2. tesliminizde yine geçer not alamazsanız, o seneyi tekrarlamak durumundasınız veya Master öğrencisiyseniz mezun olamayıp, tekrardan tüm Master derslerini vermek zorunda kalıyorsunuz
Lcf’te nerdeyse her hafta bir konuk konuşmacı geliyor. Jimmy Choo’dan, editörlere, üst düzey satın almacılara ve moda fotoğrafcılarına kadar tüm öğrencilerin bu konuşmalara katılması tavsiye ediliyor.
Lcf bir moda okulu olduğu için modanın her alanıyla ilgili bir lisans/ yüksek lisans bölümü mevcut. Ben lisansta Fashion Design&Development okudum. Daha çok hazır giyim sektörüne yönelik moda tasarım ama sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir hazır giyim markalarıyla ilgili bir çok proje de yapıldı. Yaratıcılık ile ilgili derslerin yanı sıra oldukça teknik dersler de alıyorsunuz: Kalıp çıkarma, dikiş, drapaj, farklı makinaları kullanma, ütü bol bol karşınıza çıkanlardan.
Tasarım Okumak
-Tasarım okuyacaksanız sketchbook’a alışsanız iyi ederseniz. Yaklaşık 4 yıl boyunca sayısız kere sketchbook hazırlayacak ve her gün bu kelimeyi duyacaksınız.
Tasarım okumanın ekstradan bir çok maliyeti oluyor. Sketchbooklar, kumaşlar, resim malzemeleri - özellikle de final koleksiyonunuzu hazırlarken kumaşa verdiğiniz paraya şaşırabilirsiniz.
Lcf’te bir çok bölüme bağlı olarak bir çok farklı tipten öğrenci var. Modaya tutku duyup dikiş dikmekten keyif alan ama tasarıma, yeni şeyler üretmek konusu benlik değil diyenler Lisans Bespoke Tailoring bölümüne yönlenirken, Çizim yapmak istiyorum ama dikiş dikmek istemiyorum diyenler ise Fashion İllustration bölümüne yönlendiriliyor.
Türkiye’de sanılanın aksine, London College of Fashion Moda Tasarımı okurken çizimin çok da önemli olmadığını düşünür. Lcf’e göre bir tasarımcının harika resim yapmasının, çok güzel portre çizmesinin bir anlamı yok. Hem modaya ilgi duyan hem de harika çizim yapanları ise zaten Fashion İllustration adlı bölüme yönlendirir. Lcf bir tasarımcının çizim yapmasının sadece fikirlerini kağıda geçirebilmek açısından önem taşıdığı düşünür. Lcf e göre önemli olan çizimin ne kadar güzel olup olmadığı değil, kişinin ne kadar yaratıcı olduğudur ve bir şeyden ilham alıp ona farklı şeyler katıp fikirleri geliştirip geliştiremediğidir.
Tasarım okurken bol bol “design critic” adlı derse girersiniz. Bir masada sınıf arkadaşlarınız ve hocalarınızın oturduğu bir yerde herkes tek tek kendi projesini, ilham kaynaklarını ve çizimlerini gösterir. Saçmalamaktan korkmayın ama eleştiriye de açık olun.
Moda Yönetimi/ Moda Pazarlaması Okumak
Yüksek lisansa girmeden önce iş deneyimim yeteri kadar uzun olmadığından ve lisansta tasarım okuduğumdan bir sene Graduate Diploma in Fashion Management- GD- diye yüksek lisansa hazırlayan bir sene okudum. GD sınıfımda, arkadaşlarımın hepsi lisansta tasarım, hukuk, mühendislik gibi branşlar okumuş ama moda sektörünün business kısmında çalışmak isteyen insanlardı. Graduate Diploma size marketing nedir, moda endüstrisi nedirden başlayarak modanın business kısmına giriş kısmını yogun bir programla bir senede veriyor.
Graduate Diplomadan sonra yüksek lisans daha farklı bir sistemle işliyor ve süresi daha uzun. Graduate Diplomada Visual Merchandisingden, Marketing’e kadar daha genel ama daha basit seviyede bir eğitim alıyorsunuz. Masterlar ise daha konusunda uzman ve daha detaycı gelişmiş bir eğitim veriyor. Örnek vermem gerekirse GD marketingin tanımını yapmaktan başlatırken, yüksek lisans ise bazı teorileri ve temel bilgileri bildiğinizi varsayarak yenilerine odaklanıyor.
Moda yönetimi/pazarlama okurken, hoca size önümüzdeki derste konunun ne olacağını söyler, okunması gereken case study’i, cevaplanacak önemli soruları e-posta atar, kitaplarda okumanız gereken bölümleri belirtip, bir sonraki derste kimlerin o konuyla ilgili sunum yapacağını söyler. Derse istenilenleri yapmadan gelirseniz konuyu anlamanız çok zor olacaktır.
Moda tasarımı okurken bitirmek için bir koleksiyon hazırlamanız gerekiyor. Graduate Diploma'da bir yarı tez yazıyorsunuz, yüksek lisans da ise ister pratik odaklı bir tez istersenizse teorik odaklı bir tez yazmanız gerekiyor. Graduate Diploma'da benim tez konum duyulara dayalı marketingdi- özellikle de perakendede koku duyusuna odaklanmıştım. Yüksek Lisans tezimde ise hazır giyim markaları ve Youtube arasındaki ilişkiyi araştırmıştım.
Benim Lcf deneyimlerim kısaca böyleyken, hazır üniversite tercih döneminde University of the Arts London'ın son sınıf öğrencilerine sorarak çektiği " Üniversiteye yeniden başlayacak olsanız kendinize ne önerisi verirsiniz?" videosunu aşağıda sizlere ekliyoruz.