Damla Kahveci Damla Kahveci

Moda ve ekonomi ilişkisi üzerine

Modaya her zaman ilgim vardı. Fakat modanın tasarım kısmında olmak istemediğim için bu tutkuma direndim. Yıldız Teknik Universitesi’nde İktisat okumaya başladım ve ekonominin içine daldıkça modayı bir de bu yönünden keşfetmem gerektiğini, modanın sadece tasarım yapmaktan ibaret olmadığını düşünmeye başladım. Arkadaşlarımın ve ailemin de desteğiyle bölümümle modayı birleştirmenin en güzel yolunun Moda Ekonomisi üzerine araştırmak olduğunu farkettim. Lisans bitirme tezim ile merak sardığım bu konu araştırmaya başladıkça daha da ilgimi çekmeye başladı.

Moda Ekonomisi Türkiye’de pek konuşulmadığı için dünyadan örnekler bulmaya, makaleler okumaya başladım. Moda yatırımcıları ve moda marka ilişkisi ile de o zaman tanıştım . Bu süreçte benim 4 sene boyunca öğrendiğim iktisat kuramlarının aslında moda ile nasıl bağdaştığını gördüm. Daha sonra tezimin esas amacı olan moda sektörünü ele almaya başladım.

Moda sektörü ekonomiyle çok iç içe olan bir sektör. Moda markalarının yarattığı ekonomik güç dış ticarette ya da ülkelerin kalkınmasında önemli rol oynuyor. Sektörün katma değer oluşturduğu en önemli kısmı markalaşma süreci. Marka ekonomisi, üretimden sonra ortaya çıkan değer zincirinin içinde var olan iktisadi işlemlerden ve bu işlemlerin oluşturduğu katma değerden oluşuyor.

Sektör analistlerine göre, Amerika’da moda için yıllık harcanan miktar 250 milyar dolardan fazla. Modanın global değeri ise 1.2 trilyon dolar. Ekonomi canlı da olsa durgun da, moda hep bir şekilde etkileniyor. Moda sektörü,bir model veya renk belirlendiğinde tüketim trendlerini anında etkiliyor. Bu yönüyle ekonomik açıdan oldukça önemli ve katma değeri yüksek olan bir sektör.

‘’In times of crisis fashion is outrageous”
— Elsa Schiaparelli

Schiaparellli’nin bu konu ile ilgili söylediği  

 

"Kriz zamanlarında moda isyankardır" sözünü çok seviyorum. Örneğin, 2008 yılının son çeyreğinde yaşanılan, 2009 yılında da devam eden krizde moda sektöründe bulunan markalar büyük indirimler yaparak tüketimi canlı tutmuş ve sıcak para akışını sağlamıştı.

Yine bu dönemde moda sektörü  beklenmedik bir şekilde gösterişe ve canlı renklere öncelik verdi. Bu gibi durumlarda hayranı olduğum Coco Chanel’in

Fashion is not something that exists in dresses only. Fashion is in the sky,in the street, fashion has to do with ideas, the way we live, what is happening.
— Coco Chanel

“Moda sadece elbiseler ile varolmaz. Moda gökyüzünde, moda sokakta, moda düşüncelerimizde ve yaşadıklarımızdadır" sözünü hatırlarım. Çok ilginçtir ki tezimi araştırırken, Yeni Aktüel Dergisi’nde (175.sayı)  moda tasarımcılarının ekonomik kriz ile modayı ters orantılı yorumladıklarını okumuştum. Örneğin moda ne kadar ihtişamlıysa ekonominin o kadar gerilemesi beklenmekteydi. 1600’li yıllarda Avrupa’daki moda trendleri büyük şapkalar, gösterişli kiyafetlerdi. O dönem ekonomisi incelendiğinde ise yoksulluğun ön planda olduğu görülür. Bu tanımları yansıtmayan Coco Chanel ise, savaş zamanlarında ekonominin bozulmasından dolayı kumaş masrafını azaltarak etek boylarını kısaltmış ve günümüzde ikonik bir etek olarak bilinen “Chanel boy etek” ortaya çıkmıştır.  


Bugün moda sektörü eskisinden daha da gelişmiş durumda. Moda tasarımı okulları, reklamlar, tasarımcıların artışı, internet üzerinden verilen moda workshopları, moda sekötü ile teknolojinin birleşmesi gibi unsurlar küresel moda sektöründe rekabeti her geçen gün daha da arttırıyor. Modanın günümüz ve yakın gelecekteki evrimi ise giyilebilir teknolojilerin moda sektörü ile birleşmeye başlaması. 2014 yılının cirosu 4.6 milyar dolar. Juniper Research araştırma şirketinin yayınladığı rapora göre 2016 yılı için bu cironun üç katına çıkacağı belirtiliyor ve 2019 yılı için 53.2 milyar dolarlık pazara ulaşacağı öngörüleri bulunmakta.

Modanın zamanı yok. Çünkü moda hayatın her zamanında var. Ekonomiyi de ayakta tutan bir sosyo-kültürel etki moda. Bu nedenle tüketim trendlerini etkileyen moda sektörü, ekonomi içinde diğer sektörlerden ayrışıyor. Ülkelerin ihracat ve ithalat yapma durumlarını bile etkilemesi modanın ekonomideki pazar payının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. 

Damla Kahveci

23 yaşında ve subay bir babanın kızı olan ben İstanbul’da büyüdüm. Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat bölümünden 2015 yılı Eylül ayında mezun oldum. Modaya hayatta her şeye olduğundan daha meraklı, gezmeyi ve keşfetmeyi seven, farklı hobileri olan, yaratıcı ama üşengeç, stilettolara aşık biriyim.

Moda markalarının yarattığı ekonomik güç beni moda ekonomisine yönlendirdi. Ekonomik açıdan oldukça önemli ve katma değeri yüksek olan moda sektöründe, bölümüm ile küçüklüğümden beri olan moda tutkumu birleştirmek en büyük hayalim.

Kariyer planım ise Eylül ayında gideceğim Floransa Üniversitesi’nde Risk management and Finance yüksek lisansını tamamlayıp moda sektöründe çalışmak.


 

Devamını Okuyun
Asli Ozbek Asli Ozbek

Moda Sisteminin Gaz Pedalına Kim Basacak? Müşteriler mi Markalar mı?

Moda dünyası Burberry kreatif direktörü Christopher Bailey'nin "see now buy now" "gördüğün anda al" modeline geçişini ve onun ardından aynı karara destek veren ve vermeyen kişilerin yorumlarını konuşuyor. 

Photo credit: Business of fashion - bu konu ile ilgili yazı için resme tıklayın

Moda dünyası Burberry Kreatif Direktörü Christopher Bailey'nin "see now buy now" yani "gördüğün anda al" modeline geçişini ve onun ardından aynı karara destek veren ve vermeyen kişilerin yorumlarını konuşuyor. Burberry ayrıca kadın ve erkek koleksiyonlarını birleştireceğini ve yılda iki defile yaparak bunları da sezonsuz olarak Şubat ve Eylül diye adlandıracağını açıkladı. Burberry müşterilerine yaklaşmak için büyük bir adım atarken aklıma gelen soru şu: moda sisteminin gaz pedalına kim basacak? Müşteriler mi? Markaların kendileri mi?

Yakışıklı ve şık...Cristobal Balenciaga

Moda tarihinde "Ustaların ustası" sıfatı almaya hak kazanmış isim Cristobal Balenciaga 1956 yılında basın ve satın almacıların koleksiyonlarını müşterilerinden dört hafta sonra görmesi gerektiğine karar vermişti. Bu tarih, ürünlerin mağazaya ulaşmasından birkaç gün önceydi. Karar vermekle kalmadı; bunu uyguladı, çünkü Balenciaga Haute Couture müşterisinin herkesten öncelikli olduğuna karar vermiş, tasarımlarının taklit edilmesinden de sıkılmıştı. Paris Moda Haftası'na gelen basın mensuplarına onun koleksiyonunu görmek için dört hafta sonra gelmeleri gerektiğini söyledi. Bunu şu anda yapabilecek bir tasarımcı sizce var mı? (Hedi Slimane birkaç gazeteciye defileye girme yasağı koydu ama sayılmaz). "Hayır" cevaplarını duyar gibiyim. Moda basını ne yaptı? Dört hafta bekledi. Çünkü bu Cristobal Balenciaga idi. Ustaların ustası. 

Bailey'nin modeline göre müşteriler Burberry koleksiyonunu defilede gördükten hemen sonra mağazada satın alabilecekler. Bu şekilde defileden mağazaya süreç kısalmış, bu süreçte müşterilerin daha giymeden sıkılması, büyük zincirlerin de kopyalaması engellenmiş olacak. Normalde altı aya uzanan bu süreç, Zara ve H&M gibi hızlı moda markalarının yarattığı baskı sonucu artık görür görmez alma noktasına geldi. Christopher Bailey'nin kararına Tom Ford destek verirken, İtalya ve Fransa'nın önde gelen moda otoritelerinden destek gelmedi. Bu durumu bir (d)evrim olarak görenler haksız sayılmazlar; fakat aslında moda sektöründe herşeyde olduğu gibi bu da bir başka evrimin geri gelişi sayılabilir. 

Balenciaga'nın 1956'da aldığı kararın nedeni Bailey'nin "gördüğün anda al" kararını vermesinden çok farklı değil. Aradan geçen 60 yılda değişmeyen bir şey var: hız. 

Balenciaga'nın modası o zamanlar Haute Couture'ün düşüşü ve hazır giyimin ortaya çıkışı ile bir kriz yaşarken, bugünün modası tüketim çılgınlığı, tasarımı taklit edip en ucuz ve hızlısından reyona koyan markalar ve giydiği ürüne verilen emekten çok dolabındaki parçaların sayısına odaklanan müşterilerin yarattığı baskı ile savaş veriyor. 

Cristobal Balenciaga hızı kendisi düşürmeye karar vermişti. Bailey ve Ford hızı kendileri artırmaya karar verdiler. İtalyan ve Fransız moda birlikleri emek verilen bir sektörde sürelerin bu kadar kısaltılmasının mümkün olmadığını, müşterilerin hemen alabildikleri birşeyi arzulayamayacaklarını savunuyorlar. Kering Grubu'nun Başkanı Francois Henry Pinault "Lüks kavramına ters olan bu modeli uygulamayacağız. Müşteriler beklemedikleri birşeyi arzulamazlar." dedi. Peki arzu gerçekten de tek satın alma motivasyonumuz mu?

Ya hız? Ya kalite?

Burberry defilesinde gördüğümüz bir parçayı Burberry, Zara'dan önce reyona koysa, fiyat farkına rağmen Burberry mi alacağız? Ne dersiniz? 

Balenciaga 1956 yılında aldığı bu karardan bir sene sonra vazgeçti, çünkü sistemin geleneksel bir varoluş şekli vardı.1968 yılında atölyesinin kapanmasına da engel olamadı (1986 yılında marka satın alınacak ve hazır giyim ile hayata dönecekti).  Kapatma kararı almıştı, çünkü kendi sözleriyle "Keşke daha genç olsaydım. Genç olsaydım günümüzün istediği hızlı modayı sunmaya daha istekli olurdum. Ama artık çok geç." demiş, hazır giyime geçiş yapmak istemediği için stüdyosunu kapatma kararı almıştı. 

200 mağazası olan, sosyal medyanın en etkin markalarının başında gelen, İngiliz moda ekolünün öncülerinden olan, Kreatif Direktör&CEO akımını başlatan, modanın inovatif çocuğu Burberry bu kararıyla sistemi değiştirebilecek mi? Yoksa sistemin oyuncularını (çalışanlarını) fazlasıyla yorarken, tüketim hızını daha da fişeklerken, müşterilerin de kafasını karıştıracak mı? 

Siz ne dersiniz?

 

Aslı Özbek

Devamını Okuyun
blog Sevgi Çatkın blog Sevgi Çatkın

Modanın Kutsal Kitabı: VOGUE

Bugün Vogue 100 Sergisi Londra’da National Portrait Gallery’de açılıyor. Dile kolay; bir asırdan bahsediyoruz. Fırsat bu fırsat, bizimle Vogue’un geçmişine yolculuk yapmaya ne dersiniz?

Bütün hafta sosyal medyada çeşitli hesaplarda #vogue100 hashtag’ine mutlaka denk gelmişsinizdir. Bugün Vogue 100 Sergisi Londra’da National Portrait Gallery’de açılıyor. Dile kolay; bir asırdan bahsediyoruz. Fırsat bu fırsat, bizimle Vogue’un geçmişine yolculuk yapmaya ne dersiniz?

120.yaşını,2012’de dev bir dijital arşivi ayaklarımızın altına sererek kutlayan Vogue’un bu serüvenindeki dönüm noktalarına göz atalım:

İlk sayı:

Vogue,1892

İlk sayısı 1892’de haftalık yayınlanmak üzere Amerika’da basıldı.Vogue'un yaratıcısı Arthur Baldwin Turnure, New York sosyetesinin hatrı sayılır isimlerinden biriydi.

Vogue'u yaratma amacı, toplumun üst sınıfına hitap eden bir yayın olmasıydı. Bu ilk sayıda moda dışında sanat, tiyatro, yeni kitapların yorumları ve sosyal ortamlarda uyulması gereken görgü kurallarına kadar her türlü bilgiye yer verdi. 

Conde Nast:

1909'da Conde' Montrose Nast'ın Vogue'u almasıyla, değişim başladı.Önceleri 30 sayfanın altında basılan Vogue, 100 sayfaya ulaştı. Sadece New York sosyetesine mensup olan kişiler tarafından okunan ve hem kadın, hem erkeğe hitap eden dergi, Conde' Montrose Nast sonrası departmanlarını büyüttü ve çoğunlukla kadına yönelmeye başladı. "Vogue" ismi o kadar güçlendi ki, bir süre sonra dergi konu başlıksız, sadece Vogue başlığıyla yayınlanmaya başladı. Nast'ın bir sonraki hedefi Vogue'u uluslararası yapmaktı.

 

Vogue İngiltere:

Nast'ın ilk uluslararası denemesi,İngiltere oldu. 1912 yılında Amerikan Vogue, İngiltere'de dağıtılmaya başlandı. Ancak 1.Dünya Savaşı'yla birlikte derginin ulaşımı imkansız hale gelince, İngiltere'de basma kararı aldı ve Vogue İngiltere, 1916 yılında Eylül sayısıyla yayınlanmaya başladı.

Moda Fotoğrafçılığı:

Gertrude Vanderbilt Whitney

Vogue'un yaptığı en büyük devrimlerden biri de moda fotoğrafçılığı kavramını kitlelere duyurmasıydı. Moda fotoğrafçılığı için o zamanlarda düşünülen kıyafete değil; modele odaklanmasıydı.Vogue'da yer alan ilk fotoğraflarda modeller, sosyete mensuplarıydı. Büyük şapkalar ve görkemli elbiselerle poz veren modellerin olduğu fotoğraflar için dönüm noktası 15 Ocak 1913'tü. Dönemin heykeltraşı Gertrude Vanderbilt Whitney'nin, Baron Adolphe de Meyer tarafından çekilen fotoğrafı deyim yerindeyse taşları yerinden oynattı. Genel algıda yer alan odağın ve netliğin olmadığı bu kare, moda fotoğrafçılığına bambaşka bir bakış açısı getirdi. Bir süre sonra elitliğin simgesi de "Meyer'in çektiği bir Vogue karesinde olmak" olacaktı.

Modanın Kutsal Kitabı Modanın Başkentinde:

Vogue Fransa,1920

İngiltere sonrasında 1920 yılında Fransız Vogue’un ilk sayısı okuyucularla buluştu. Helen Dryden tarafından çizilen "tenis oynayan iki kadın" kapağı, moda illustrasyonunda da önemli bir yere sahip. Amerikan Vogue Haziran sayısı da aynı kapakla çıktı.

Biraz Renk, Biraz Gerçeklik:

Bu tarih Vogue’un en önemli dönüm noktalarından biri. Çünkü dergi ilk defa,1932 yılında  Edward Steichen tarafından çekilen bu “renkli” kapakla basıldı.Böylece illustrasyonların yerini fotoğraflar almaya başladı. Bu fotoğrafın bir başka önemi de, aktif bir hayatı temsil eden bir poz olması.

Diana ile 60’lara Merhaba:

Diana Vreeland ofisinde

Moda dünyasının gelmiş geçmiş en etkili,zeki ve güçlü kadınlarından Diana Vreeland 1962-1971 yılları arasında Vogue Amerika’nın başındaydı.Diana'nın ipleri eline almasıyla, sadece sosyetenin aynası olan dergi, bir anda moda dünyasının en dominant söz sahiplerinden birine dönüştü. Yıllar sonra torunun derlediği, Diana'nın Vogue yıllarındaki notlarından ve yazışmalarından oluşan "Memos" kitabı , Diana'nın sektördeki gücünü görmek için yeterli. Jackie Kennedy'yi giydiren, Twiggy'yi keşfeden ondan başkası değildi.

 

Avedon Etkisi:

New York Times'ın deyimiyle "onun moda ve portre fotoğrafları, Amerika'nın stil, güzellik ve kültür imajını bulmasını sağladı". Richard Avedon, moda tarihinin şüphesiz en önemli fotoğrafçılarından biri. Harper's Bazaar'da geçen 20 yıldan sonra Avedon, 1966-1990 yılları arasında Vogue için çalıştı. 

Richard Avedon'un kadrajından Twiggy,Vogue US 1966

Altın Çağ:

Anna Wintour-ilk kapak 1988

Yıllardan 1988; Anna Wintour Vogue’un yayın yönetmeni koltuğuna oturur; bir daha da kalkmaz. Vogue’la en fazla özdeşleşen kişi ve günümüzün en güçlü moda otoritelerinden biri olarak tarihe geçer. Anna Wintour’un gelişiyle ilk kapakta değişim kendini gösterir. Çünkü bu kez ihtişamlı elbiseler yerine, jean giymiş model vardır kapakta.

Anna Wintour'un Amerikan Vogue'a transferi tesadüf değildi elbette. O zamanlar İngiliz Vogue'un başında olan Wintour, Elle dergisinin çıkışı sonrası satışları yavaşlayan Amerika edisyonu için tek çare olarak görüldü ve değişimi başlatması için Amerika'ya getirildi. Wintour Vogue'u getirmek istediği noktayı o zamanlar şöyle anlatıyordu: "Ben Vogue'un hızlı, kesin ve seksi olmasını istiyorum. Ultra zenginler ya da sosyete benim ilgimi çekmiyor.Okurlarımızın kendi parasını kazanan enerjik ve ilgili kadınlar olmasını istiyorum." Ünlülerin kapağa taşınması yine Anna Wintour'un değişimlerinden yalnızca biri. Madonna'yı kapakta kullanmak isteyen Wintour'a herkes karşı çıktı, satılmayacağını söyledi. Ancak onları dinlemeyip , aklından geçeni yapan Wintour sayesinde, Madonna kapaklı Vogue'la satışlar %40 arttı.

Madonna, Vogue US 1989

Anna Wintour, hedeflediği ve beklendiği gibi Vogue'u en üstlere taşımayı başardı.2004 Eylül sayısında 832 sayfalık rekor bir dergiye imza attı.  Hakkında belgeseller çekildi. Eski asistanı Lauren Weisberger 2003 yılında kendi gerçek anılarından oluşan "Devil Wears Prada" kitabını çıkardı, 2006 yılında aynı isimli film vizyona girdi. 

Vogue ile ilgili daha yazılacak o kadar şey var ki.. Bu vesileyle Vogue İngiltere'nin yeni yaşını kutlamış olduk. Sergi ile ilgili detaylı bilgi için:

TIKLA

İyi ki doğdun Vogue İngiltere, nice yıllara!

 

Devamını Okuyun
kariyer postu Asli Ozbek kariyer postu Asli Ozbek

Yarınların moda tasarımcılarını destekleyen bir ödül: LVMH Prize

Dünyanın en büyük lüks tüketim ürünlerini üreten şirketler grubu olan LVMH -Moët Hennessy Louis Vuitton-  2014 yılında genç moda tasarımcılarını desteklemek ve teşvik etmek için LVMH ödüllerini başlattı. Genç tasarımcılar için moda sektöründeki en önemli ve prestijli ödüllerinden biri olma özelliğini taşıyan LVMH Prize modaya uluslararası ölçekte canlılık ve yaratıcılık katmayı amaç edinmiş bir ödül.

Photo credit: www.lvmhprize.com

Dünyanın en büyük lüks tüketim ürünlerini üreten şirketler grubu olan LVMH -Moët Hennessy Louis Vuitton-  2014 yılında genç moda tasarımcılarını desteklemek ve teşvik etmek için LVMH ödüllerini başlattı. Genç tasarımcılar için moda sektöründeki en önemli ve prestijli ödüllerinden biri olma özelliğini taşıyan LVMH Prize modaya uluslararası ölçekte canlılık ve yaratıcılık katmayı amaç edinmiş bir ödül.

Geleceğin en umut veren moda tasarımcısı olabilmeniz için LVMH şirketler grubu içerisinde bulunan moda evlerinin kreatif direktörlerinden oluşan jüriyi etkilemeniz gerekiyor. Bu jüride Nicholas Ghesquiere (Louis Vuitton), Marc Jacobs (Marc Jacobs), Karl Lagerfeld (Fendi), Humberto Leon ve Carol Lim (Kenzo), Phoebe Philo (Céline), Riccardo Tisci (Givenchy) gibi moda otoriteleri yer alıyor.

Geçen yılın kazananları Marques’Almeida markası ile bilinen Paulo Almeida ve Marta Marquez 300.000 euroluk ödülün de sahibi oldu. Ödülleri Natalie Portman tarafından verildi. Onları izleyen Fransız tasarımcı Simon Porte Jacquemus da ikinci oldu ve 150.000 euroluk ödülün sahibi oldu. Bunların yanında markalarının gelişimi ve takibi için bir yıllık profesyonel danışmanlık hizmeti de para ödülüne eşlik ediyor. Bu sene yarışmaya son başvuru tarihi Mayıs 2016. 

Amerika’da bulunan CFDA Vogue Moda Fonu, moda endüstrisi ve lüks sektörünün, yarının yeteneklerini keşfetmedeki sorumluluğunu gözler önüne seriyor. Ülkemizde de benzer olarak İHKİB’in (İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği) 22 yıldır düzenlemiş olduğu ve Ekonomi Bakanlığı tarafından da desteklenen Koza Genç Moda Tasarımcıları yarışmasını örnek gösterebiliriz. Jüri İHKİB yönetim kurulu başkanı Volkan Atik, İMA genel direktörü Seda Lafçı, Vogue Türkiye’den Seda Domaniç, Banu Bölen, Hatice Gökçe, Mehtab Elaidi,Güneş Güner Işık, Atıl Kutoğlu, Hakan Yıldırım gibi moda sektörünün çeşitli alanlarındaki önemli isimlerden oluşuyor.  Birinciye 20.000TL’lik ödül ve yurtdışında 1 yıllık moda ve İngilizce eğitimi hakkı veriliyor. Ayrıca dereceye giren ilk 10 finaliste İstanbul Moda Akademisi’nin düzenlemiş olduğu eğitim programlarından Moda Tasarımı ve Yönetimi’ne katılma hakkı sağlanıyor. Koza Genç Moda Tasarımcıları yarışması Hakan Yıldırım, Arzu Kaprol, Elif Cığızoğlu, Ümit Ünal, Zeynep Tosun, Özgür Masur, Hatice Gökçe ve Zeynep Erdoğan gibi bir çok tasarımcıyı sektöre kazandırdı.

2002 yılında Özgür Masur, yarışmada 3. olmuştur. Günümüzde minimal tasarımlardan oluşan sofistike parçalar tasarlamaktadır. Aynı şekilde 1998 senesinin birincisi olan Hakan Yıldırım, H by HAKAAN YILDIRIM markasıyla Londra Moda Haftası’nda koleksiyon sunmaya devam etmekte.

Bakalım bu sene moda dünyasının kapıları kimler için açılacak?

LVMH Prize hakkında daha fazla bilgi almak için www.lvmhprize.com

Batuhan Ernalbant

 

Devamını Okuyun
business Asli Ozbek business Asli Ozbek

Pitti Uomo ile Erkek Modasına Bakış

Moda takviminin en önemli olaylarından biri hiç şüphesiz ki şu an Floransa'da gerçekleşiyor. Peki nedir bu Pitti Uomo? Batuhan bizler için yazdı.

Pitti Uomo

Moda takviminin en önemli olaylarından biri hiç şüphesiz ki Pitti Uomo. Peki nedir bu Pitti Uomo?

Pitti Uomo, Pitti Imagine fuarlarının altında yer alan, yılda iki defa Floransa’da düzenlenen, erkek giyim ve aksesuar koleksiyonlarının tanıtıldığı ve aynı zamanda erkek moda dünyasındaki yeni projelerin başlamasına olanak sağlayan, dünyanın en önemli platformlarından biridir.

Floransa dört büyük moda şehrinden (Milano, Londra, Paris, New York) biri olmamasına rağmen Pitti Uomo sayesinde bu endüstride yer alan ve dünyanın dört bir yanından gelen binlerce insanı -perakendeciler, satın almacılar, editörler, bloggerlar ve modaseverler - bir araya getirmeyi başarıyor. Tasarımcıların gelecek koleksiyonlarını tanıttığı bu fuarın amacı aslında marka ve satın almacılar arasında bire bir etkileşim yaratmak. Bir fuar olmasının yanı sıra Pitti Uomo, çeşitli özel proje ve etkinliklere de ev sahipliği yapıyor. Bunların dışında Pitti Uomo erkek giyim ikonlarını takip etmek için iyi bir platform. Etrafınızda bir sürü şık giyinmiş erkek görmeniz mümkün. Eğer orada neler olup bitiyor bilmek istiyorsanız bu hesapları Instagram’dan takip etmenizi öneriyorum: 

Juun.J

Bu sene Koreli tasarımcı Juun.J, 12-15 Ocak tarihleri arasında 89’uncusu gerçekleşen Pitti Uomo’da misafir tasarımcı olarak yer alacak ve erkek giyim koleksiyonunu tanıtacak. Hatırlarsanız geçtiğimiz sezon Jeremy Scott misafir tasarımcı olmuştu ve Haziran 2015’de Moschino’nun Kreatif Direktörü olarak hazırlamış olduğu ilk erkek koleksiyonunu tanıtmıştı. Juun.J tasarıma olan modern yaklaşımını klasik terzilikle bir araya getiriyor. Tasarımlarını eski kavramlara yeni siluetler getirdiği ve ‘’street tailoring’’ adını verdiği bir anlayış çerçevesinde oluşturuyor. Sokakta gördüğü insanlardan ilham alan Juun J bu ilhamı avant- garde bir dokunuş ile birleştiriyor ve bu dokunuş onu Pitti Uomo için harika bir seçim haline getiriyor. Pitti Uomo’ya katılmanın onun için büyük bir onur olduğunu, özel bir anlam taşıdığını ve çok özel bir şey sunmak istediğini belirtiyor. Bakalım bizi ne gibi sürprizler bekliyor?

Begüm Khan

Ülkemizden Begüm Kıroğlu da ‘’Begüm Khan’’ markası ile Pitti Uomo’da Sonbahar-Kış 2016 kol düğmesi ve erkek mücevherat koleksiyonunu tanıtacak. Osmanlı sanat eserleri koleksiyonerliği yapan bir ailede büyüdüğü için nadir ve değerli objelerle iç içe bir çocukluk geçirmiş. Kol düğmelerinin her zaman gizemli bir yanı olduğunu düşünen Begüm, tasarımlarını oluştururken Asya, Osmanlı ve Çin uygarlıklarından ve mimarisinden ilham almış. Ayrıca Tibet halılarındaki bir dalga motifi ya da porselen bir vazodaki desen de Begüm’ün ilham kaynaklarından. Nadir bulunan ve değerli malzemeler kullanılarak yapılan bu kol düğmeleri erkeklerin stilini tamamlayan çok önemli ve sofistike bir parça. Begüm Khan kol düğmeleri şu an 10 ülkede 20 farklı satış noktasında satılıyor.

Batuhan Ernalbant

Devamını Okuyun
Sevgi Çatkın Sevgi Çatkın

Trençkotun Hikayesi

Cepheden, filmlere, oradan podyuma ve sonunda hepimizin gardrobuna giren trenchcoat'un evreleri

Yağmurluktan, askeri üniformaya, oradan da zamansız bir stile dönüşen trençkotu gerçekte Aquascutum mu Burberry mi buldu bilinmez, tartışmaya dahil olmaya hiç gerek yok. Gelin bu yağmurlu havada trençkotun geçirdiği evrelere birlikte bakalım:


Devamını Okuyun