Sürdürülebilir Moda Eğitimi Veren Okullar
[su_spacer size="30"]Sürdürülebilirlik artık moda dünyasının önemli bir parçası. On yıl önce moda tasarımı okuyan bir öğrenci, moda sektöründe yer alan bir marka ya da moda sektöründe çalışan herhangi biri, sürdürülebilirlik konusunda bilgili olmak zorunda değildi. Sürdürülebilir moda eğitimi yaygın değildi. Bu alan fazlasıyla teknik bir alan olarak görülürdü. Fakat biz sürdürülebilirliği modadan ayrı bir kavram olarak görmeyi bırakmalı ve kariyerimize, eğitimimize ve yaşam kültürümüze sürdürülebilirliği katmalıyız.Sürdürülebilirlik alanında uzmanlaşan ve çalışan kişiler genelde mühendislik veya fen bilimleri eğitimi almış olsalar da, moda sektöründe bu alan oldukça yeni. Sürdürülebilirlik departmanları deneyim ve ihtiyaçla şekilleniyor. Moda eğitiminde sürdürülebilirliği seçmek mümkün, fakat genelde sürdürülebilirlik tasarım okuyan öğrencilerin müfredatında yer alıyor. Tamamen sürdürülebilir modaya odaklanan eğitim programları az sayıda da olsa varlar. Örnek olması ve ilham vermesi açısından bu programlardan bazılarını sizin için araştırdık. Kim bilir belki aramızda bu okulların mezunu ya da öğrencisi olanlar da vardır.
UNIVERSITY OF ARTS LONDON
University of Arts London, tasarım ve iletişim odaklı eğitim programları sunan 6 okulu kapsayan, Londra merkezli dünyaca ünlü bir üniversite. Bu okullardan biri olan Central Saint Martins'i tanımayan yoktur diye düşünüyoruz. Kabul oranı sadece yüzde 6 olan bu okul, dünyanın en ünlü moda tasarımcılarını yetiştirdi (Alexander McQueen, Stella McCartney, John Galliano, Bora Aksu bunlardan sadece birkaçı) ve yetiştirmeye devam ediyor. Londra'da bulunan Central Saint Martins, mücevher tasarımından mobilya tasarımına, çok geniş bir program yelpazesine sahip. Yüksek lisans programları ise daha da detaylı ve geniş bir program listesi sunuyor. Tüm liste için burayı tıklayın.Central Saint Martins'in yüksek lisans programları arasında bir konu dikkatimizi çekiyor: MA Material Futures,Material Futures programı disiplinlerarası bir yaklaşımla, geleceğin materyal sıkıntısını öngörebilen ve yenilikçi bakış açısıyla yeni materyaller geliştiren ve kullanan tasarımcılar yetiştirmeyi hedefliyor. Adı üstünde bu bölüm malzemeyi esas alıyor ve eğitimi bu eksende kurguluyor. Özellikle teknolojinin ve el işinin bir araya geldiği, analog ve dijital dünyaları harmanlayan ve iki yıl süren bir yüksek lisans programı.MA Textile Design ise Chelsea College of Arts bünyesinde, sürdürülebilirliği merkezine oturtan tekstil tasarımına odaklanıyor. Konuları arasında dönüşüm odaklı tasarım, etik hammadde satın alması, teknik ve bilimsel inovasyon, aktivist tasarım ve çevresel/kitlesel etki gibi moda ve tekstil sektörünün geleceğini belirleyen başlıklar var. Program 15 ay sürüyor. Yine UAL çatısı altında yer alan London College of Fashion'ın, Center for Sustainable Fashion'a ev sahipliği yaptığını belirtelim. Bu sürdürülebilir moda merkezi online kurslar sunuyor. https://www.youtube.com/watch?v=EZ_tHyvsxoI&feature=emb_logo
AMD AKADEMIE MODE & DESIGN
Hamburg merkezli AMD Akademie Mode & Design, 30 yıldan fazladır moda, tasarım, iletişim ve yönetim alanlarında eğitim veriyor ve beş farklı şehirde kampüse sahip. Lisans programları arasında Moda Tasarımı, Moda Yönetimi, Moda iletişimi gibi bölümler var. Okul, yüksek lisans olarak ise Ürün ve Perakende Yönetiminin yanı sıra Moda ve Yaratıcı Endüstrilerde Sürdürülebilirlik programını sunuyor.Programın detaylarına baktığımızda, Berlin'de olduğunu ve sürdürülebilir tasarım stratejileri, sürdürülebilir üretim ve yönetim üzerine yoğunlaştığını görüyoruz. Bölümün çok disiplinli bir yaklaşım benimsediğini ve modanın günümüzdeki ve gelecekteki sorunları çözme hassasiyeti ve bilgisi olan profesyoneller yetiştirmeyi hedeflediğini söyleyebiliriz. Yüksek lisans programıyla ilgili bilgiyi bölüm başkanından almak için tıklayın.
POLIMODA
İtalya'nın ve dünyanın önde gelen moda okullarından Polimoda, sektöre yakınlığıyla farklılaşıyor. Floransa'da bulunan ve özel bir laboratuvara da sahip olan okul özellikle sektör ihtiyaçlarına cevap vermek konusunda oldukça hızlı, aynı şekilde eğitmenlerini sektörden seçiyor ve öğrencilerine staj imkanları sunuyor.Moda şirketleri için yeni nesil sürdürülebilirlik uzmanlarını ve dönüşümsel ekonomi yöneticilerini yetiştirmeyi amaçlayan bir bölüm de Polimoda'nın Sustainable Fashion yüksek lisans programı. Özellikle son yıllarda sektörün ihtiyaç duyduğu çeşitlilik ve kapsama (diversity and inclusion) alanında çalışmak isteyenler için de program içeriği uygun. Etik moda, sistemsel düşünce, geri dönüşümlü iş modelleri, ekolojik tasarım, ileri dönüşüm, şeffaflık gibi kelimeler artık moda literatüründe yerini sağlamlaştırdı. Moda markaları da bu yönde gelişerek yeni iş alanları yaratıyorlar. Bu yüksek lisans programı moda sosyolojisi, kültürel antropoloji, kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilir yönetim ve üretim gibi alanlarda ders içeriği sunuyor. Dersler Nisan ayından Aralık ayına kadar sürüyor. Bu bölümde burs olanakları da var. Bu konuda bilgi edinmek için Polimoda sitesine göz atabilirsiniz.Polimoda'da Sürdürülebilir Moda kısa kursuna gitmek de mümkün.
ACCADEMIA COSTUME MODA
Business of Fashion sitesine göre, UAL ve Polimoda gibi, dünyanın en iyi moda okulları arasında yer alan başka bir okul, Roma merkezli Accademia Costume Moda. Okul İtalyan tekstil firmaları ile işbirliği içinde, Fabrics Innovation Design diye bir yüksek lisans programı açtı. Programın amacı tekstil tasarımında inovasyon, yeni teknolojiler, materyal seçimi konusunda öncü profesyoneller yetiştirmek. Programın teknik önderliğini okulun eski mezunu ve şu anda Louis Vuitton'un kumaş geliştirme sorumlusu olarak çalışan Marco Mastroianni yapıyor. Program aynı zamanda industry project adı altında bir bitirme projesini de içeriyor.Accademia Costume Moda aynı zamanda bir yıllık Sürdürülebilir Moda yüksek lisansı programı da sunuyor.Okulun eski mezunları arasında Gucci'nin eski kreatif direktörü Frida Giannini ve şu anki kreatif direktörü Alessandro Michele de var.
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
İTÜ, tekstil mühendisliği anabilim dalı altında Yenilikçi Teknik Tekstiller adlı bir Yüksek Lisans programı açtı. Programın kontenjanı 30 kişi ve program İstanbul Tekstil Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) tarafından destekleniyor. https://www.youtube.com/watch?v=zj18ok2bI8o&feature=emb_logo
Programın sayfasından aldığımız bilgileri aşağıda bulabilirsiniz:
Yenilikçi teknik tekstillerin farklı alanlarında ham maddeden nihai ürüne kadar yer alan tüm süreçler hakkında detaylı bilgi sahibi olan,
Yenilikçi teknik tekstiller alanında teknolojik problemlere çözüm getirmek ve gelecekteki gelişmelere öncülük etmek için gerekli bilgi ve donanıma sahip olan,
Yenilikçi ve özgün teknik tekstil ürünleri tasarlama, geliştirme ve son kullanım alanına bağlı olarak ürün kalitesini değerlendirme becerisi kazanmış,
Programın sunduğu disiplinler arası perspektif sayesinde mesleklerinde rekabet avantajı yaratabilme potansiyeline sahip,
Yenilikçi teknik tekstiller alanında güncel gelişmeleri ve çalışmalarını nicel ve nitel veriler ile destekleyerek, bilişim ve iletişim teknolojilerini kullanarak, yazılı, sözlü ve görsel olarak, kendi dilinde veya yabancı dilde aktarabilme becerisi kazanmış mezunlar yetiştirmektir.
Daha ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın. Son olarak, eğitim hayatını kısa kurslarla devam ettirmek isteyen profesyoneller için Coursera ya da Futurelearn gibi sitelerin varlığını da hatırlatalım. Coursera'da Copenhagen Business School'dan Sustainable Fashion kursunu alabilirsiniz. Futurelearn'de ise yukarıda belirttiğimiz gibi Kering grubunun London College of Fashion ile birlikte sunduğu Fashion and Sustainability kursuna online ve ücretsiz olarak katılabilirsiniz. Ayrıca Fashion Revolution'ın websitesi çok zengin bir kaynak, buraya tıklayarak bu zengin kaynağa ulaşabilir ve kendi kendinizi eğitmeye başlayabilirsiniz.
Moda sektöründe profesyonel olarak sürdürülebilirlik alanında çalışmak isteyenler bu konuda yayın yapan dernekleri, kanaat önderlerini ve markaları takip ederek bilgi hazinelerini ve hassasiyetlerini geliştirebilirler. Moda sektörü sürdürülebilirlikle ilgili kariyer yollarını yeni yeni belirliyor dersek yanlış olmaz, o nedenle şirketler ve çalışanlar geleceğin mesleklerini birlikte şekillendirecekler.
Bu konu ilginizi çektiyse aşağıdaki yazılarımızı da mutlaka okuyun:https://modakariyeri.astrodijitaldemo.com/5-yil-once-varolmayan-7-moda-meslegi/https://modakariyeri.astrodijitaldemo.com/itu-tekstil-teknolojileri-ve-tasarimi-fakultesi/https://modakariyeri.astrodijitaldemo.com/london-college-of-fashion-moda-okumak/
Dünyanın Farklı Şehirlerinden Gezilmesi Gereken 10 Moda Müzesi
Moda müzeciliği, genel müzecilik tarihine kıyasla oldukça yeni bir alan olsa da bugün milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan dev bir kültür endüstrisine dönüştü. Müzelerde modanın yerini incelerken iki temel kavramı ayırmak gerekir: "Kostüm"(dönem tanığı giysiler) ve "Moda" (tasarım ve popüler kültür temsilcisi).
1930'larda temelleri atılan ve 1990'larda zirveye ulaşan bu süreçte, bazı müzeler modanın "hafızası" haline geldi. İşte dünya çapında bir moda severin mutlaka ziyaret etmesi gereken 10 ana müze ve 2 sürpriz durak:
1. The Metropolitan Museum of Art (The Met) – New York
Moda müzeciliğinin "Kutsal Kasesi". Baş küratör Andrew Bolton liderliğinde hazırlanan sergiler ve her yıl düzenlenen Met Gala, modayı sanatın merkezine taşıyor. 2011'deki Alexander McQueen sergisinin kırdığı 660.000 kişilik ziyaretçi rekoru hala hafızalarda.
2. Victoria and Albert Museum (V&A) – Londra
500 yıllık moda arşivine sahip olan V&A, dünyanın en kapsamlı koleksiyonlarından biridir. 17. yüzyıl korselerinden Vivienne Westwood’un punk tasarımlarına kadar uzanan geniş bir yelpazeye sahip. 2025'te açılan V&A East Storehouse ile arşivlerini halka tamamen açarak bir devrim yarattı.
3. Palais Galliera – Paris
Paris'in moda başkenti olduğunun kanıtı. 18. yüzyıldan günümüze Fransız modasının kalbi burada atıyor. Chanel’in desteğiyle açılan kalıcı bölümleriyle "Haute Couture" mirasını en saf haliyle sunuyor.
4. Kyoto Costume Institute (KCI) – Kyoto
Doğu'nun modaya teknik ve anatomik bakışını temsil eder. Giysinin vücutla olan mühendislik ilişkisini inceleyen KCI, Batılı tasarımcıların en çok ilham aldığı teknik arşivlerden biridir.
5. MoMu (ModeMuseum) – Antwerp
Belçika ekolünün, özellikle de "Antwerp Altılısı"nın evi. MoMu, sadece bitmiş tasarımları değil; tasarımcıların yaratım süreçlerini ve teknik dehalarını da sergileyen "yaşayan" bir müzedir.
6. Museum at FIT (MFIT) – New York
Valerie Steele önderliğinde modanın sosyolojik ve felsefi tarafına odaklanır. "Akademik moda"nın merkezi olan müze, tematik ve düşündürücü sergileriyle ünlüdür.
7. FIDM Museum – Los Angeles
Moda ile Hollywood arasındaki o ışıltılı bağın adresi. Özellikle sinema tarihine damga vuran Oscar ödüllü kostüm koleksiyonlarıyla moda ve film endüstrisini birleştirir.
8. Fashion and Textile Museum – Londra
Zandra Rhodes tarafından kurulan bu müze, tekstil tasarımı, desen ve baskı teknikleri üzerine odaklanır. Kumaşın dilini anlamak isteyen tasarımcılar için eşsiz bir niş kaynaktır.
9. Museo del Traje – Madrid
İspanyol moda mirasının ve yüksek terziliğin koruyucusu. Cristobal Balenciaga’nın teknik dehasını ve terzilik sanatının (couture) inceliklerini en iyi analiz eden kurumdur.
10. Musée des Arts Décoratifs (MAD) – Paris
Louvre Sarayı’nın bir kanadında yer alır ve moda ile dekoratif sanatları (mobilya, grafik, sanat) iç içe sunar. Christian Dior gibi dev retrospektif sergilerin Paris’teki ana durağıdır.
Ek Bilgi: Keşfedilmesi Gereken Yeni Duraklar
Listenin "olmazsa olmaz" devlerine ek olarak, vizyonunu genişletmek isteyenler için iki özel tavsiyemiz var:
Simone Handbag Museum (Seul): Çantanın 500 yıllık tarihine adanmış dünyadaki tek müze. Çanta şeklindeki binasıyla Seul’ün tasarım ruhunu yansıtıyor.
SCAD FASH (Atlanta): Üniversite bünyesinde olmasına rağmen MET ile yarışan sergiler açan, moda ve dijital anlatıcılığı (film) odağına alan en modern merkezlerden biri.
Moda Müzesi Olmak
Dünyanın önde gelen 10 moda müzesini sizin için özetlemek istedim. Bu müzelerin kuruluşlarının ortak noktası ya bağışçılar tarafından hediye edilen koleksiyonlar, ya da arkalarındaki akademik yapılar. Bu müzeler giysilerin moda tarihine tanıklık ettiğine ve onlar aracılığıyla toplumu, yaşam biçimlerini, ekonomik ve sosyal gelişmeleri anlamlandırabileceğimize inanan kurumlar. Burada çalışan akademisyen ve küratörler giysileri hem birer obje olarak yorumlar, hem de o objeyi içinde bulunduğu dönemin ışığında anlamlandırır. Bu da bizi modanın tarihsel önemi olan bir olgu olduğu fikrine bir kez daha inandırır.
Türkiye
Türkiye'de de moda müzeleri görebilme umudumuzu koruyoruz. Bu konuda bir örnek, moda müzesi olarak anılması mümkün olmasa da, Sadberk Hanım Müzesi. Sadberk Hanım Müzesi Türkiye'nin ilk özel müzesi ve Vehbi Koç'un eşi Sadberk Hanım'ın kişisel koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Bu koleksiyonun içinde giysi, işleme, porselen ve takılar var. Ayrıca Söke'de bir Osmanlı Kıyafetleri Müzesi olduğunu biliyor muydunuz? Emel Aksoy'un kişisel koleksiyonundan oluşan müzeyi gezmek için Söke'nin Doğanbey Köyü'ne gitmelisiniz.Daha fazla koleksiyonun müzeye dönüşmesi ve ülkemizde kostüm tarihi ve kültürünün oluşmasına katkı sağlaması dileğiyle işte dünyanın farklı yerlerinden seçtiğim 10 moda müzesi... Gidince bize de haber vermeyi unutmayın.
Kaynaklar:
Fashion and Museums: Marie Riegels Melchior, Birgitta Svensson. Bloomsburry yayınevi.
NY Times http://www.nytimes.com/2013/09/24/fashion/As-Popularity-Grows-So-Do-Fashion-Museums.html
Mutlaka Okumanız Gereken Moda Dergileri
Sosyal medyanın ve anlık içerik tüketiminin hayatımızı ele geçirdiği bu dönemde, düzenli dergi takip etmek bir lüks gibi görünebilir. Ancak moda dergileri; sadece trendleri değil, sosyolojiyi, sanatı ve geleceğin estetik algısını kağıda (veya dijital tabletlere) mühürleyen en güçlü ilham kaynaklarıdır. Sektöre adım atmak isteyenlerin vizyonunu besleyecek, arşive değer 10 dergiyi mercek altına aldık.
1. Vogue: Modanın Referans Noktası
Moda dergilerinin "kutsal kitabı" kabul edilen Vogue, son yıllarda tarihinin en büyük kabuk değişimini tamamladı. Anna Wintour, tüm dünya edisyonlarını kapsayan "Global İçerik Başkanı" rolüne evrilirken, American Vogue’un günlük editoryal liderliği ve derginin yeni vizyonu Chloe Malle’e emanet edildi.
Chloe Malle (ünlü yönetmen Louis Malle ve oyuncu Candice Bergen’in kızı), Vogue’un o köklü mirasını modern bir "sosyal zekâ" ve dijital samimiyetle harmanlıyor. Onun döneminde derginin sadece podyum odaklı değil, daha fazla yaşam tarzı, kültür ve podcast gibi yeni nesil medya araçlarına odaklandığını görüyoruz.
Vogue bugün artık bir kâğıt yığınından ziyade, Vogue Business ile ekonomi, Vogue Club ile topluluk yöneten bir teknoloji markası.
2. Dazed: Asi ve Özgün
1991’de Jefferson Hack ve Rankin tarafından kurulan Dazed (eski adıyla Dazed & Confused), modanın asi ruhunu temsil ediyor. Müzik, sanat ve gençlik kültürünü odağına alan dergi, "mainstream" (ana akım) modaya her zaman eleştirel bir mesafede durmayı başardı.
3. Nylon: Popüler Kültür ve Sokak Modası
New York ve Londra (NY/LON) hattından ismini alan Nylon, genç, dinamik ve isyankar bir bakış açısına sahip.
Güncelleme: Fiziksel baskıya ara verip dijital dünyaya odaklanan Nylon, bugün özellikle Z kuşağı modası ve dijital estetik konusunda en güçlü kaynaklardan biri.
4. Vestoj: Modanın Felsefesi
Yılda bir kez çıkan Vestoj, modayı "giyinmek"ten öte bir "düşünme biçimi" olarak ele alıyor. London College of Fashion desteğiyle hazırlanan bu dergi; güç, para, özgünlük gibi kavramları akademik ve sanatsal bir dille irdeliyor. Tam bir koleksiyon parçası.
Dergiyi online olarak keşfetmek için tıklayın.
5. The Gentlewoman: Entelektüel Kadının Sesi
Tilda Swinton’dan Adele’e kadar ikonik kadınları kapağına taşıyan dergi, tasarımı ve kağıt kalitesiyle bir "coffee table book" (sergilemelik kitap) estetiğine sahip. Kadın vizyonuna derinlikli bir perspektif katmak isteyenler için vazgeçilmez.
Dergiyi online olarak keşfetmek için tıklayın.
6. Perfect (Eski Love Magazine)
Katie Grand’in öncülüğünde yıllarca moda dünyasına yön veren LOVE Magazine, yerini daha bağımsız ve sınır tanımayan bir proje olan Perfect’e bıraktı.
Neden Takip Etmeli? Perfect, dijital çağın hızıyla basılı yayının ağırlığını harmanlıyor. Sadece bir dergi değil, aynı zamanda bir kreatif ajans gibi çalışan Perfect; Lady Gaga’dan yeni nesil TikTok ikonlarına kadar çok geniş bir yelpazeyi, yüksek moda estetiğiyle birleştiriyor.
Dergiyi online olarak keşfetmek için tıklayın.
7. AnOther Magazine: Kültür ve Lüksün Kesişimi
Yılda iki kez yayınlanan AnOther, modayı yüksek sanat ve tasarımla birleştiriyor. Derinlemesine makaleleri ve sinematik çekimleriyle, moda yazarlığına ilgi duyanların mutlaka incelemesi gereken bir okul niteliğinde.
Dergiyi online olarak keşfetmek için tıklayın.
8. i-D: Sokaktan Podyuma
1980'de bir fanzin olarak başlayan i-D, bugün Vice Media bünyesinde dijitalin gücünü arkasına almış durumda. Kapağındaki ikonik "göz kırpma" pozuyla tanınan dergi, yeni yetenekleri ve alt kültürleri keşfetme konusunda hala dünyanın bir numarası.
Dergiyi keşfetmek için tıklayın.
9. Self Service: Parisli Bir Bakış
Paris merkezli Self Service, lüks moda yayıncılığının zirvesini temsil ediyor. Sektörün en prestijli fotoğrafçıları ve stilistleriyle çalışan dergi, yılda iki kez moda dünyasına "rafine" bir bakış sunuyor.
Dergiyi keşfetmek için tıkla.
10. Hero: Erkek Modasında Görsel Hikayecilik
Listemize erkek modasını estetik ve editoryal bir güçle ele alan Hero ile son veriyoruz. Nisan ve Ekim aylarında çıkan dergi, özellikle erkek giyiminde değişen maskülenlik algısını ve yeni nesil tasarımcıları takip etmek için en iyi rehberlerden biri.
Dergiyi keşfetmek için tıkla.
Entelektüel Derinlik: Vestoj & Apartamento
Vestoj: Esperanto dilinde "giysi" anlamına gelen Vestoj, reklam almayan ve sezonluk trendlere boyun eğmeyen yapısıyla modanın en entelektüel yayınıdır. Her sayısında tek bir temayı (Başarısızlık, Özgünlük, Sermaye vb.) felsefi ve sosyolojik olarak irdeler.
Neden okumalı? Modayı sadece bir tüketim nesnesi değil, bir insanlık durumu olarak analiz etmek isteyenler için paha biçilemez bir kaynaktır.
Apartamento: Doğrudan bir moda dergisi olmasa da, moda ve tasarım dünyasının en etkili isimlerinin evlerine konuk olan Apartamento, "yaşam alanı dergiciliği"nde bir devrim yarattı.
Neden okumalı? Bir tasarımcının estetik anlayışını anlamak için sadece podyuma değil, kütüphanesine, mutfak masasına ve duvarındaki tabloya da bakmak gerekir. Apartamento, modanın bir yaşam biçimi olduğunu kanıtlayan, koleksiyon değeri taşıyan bir yayındır.
İTÜ Tekstil Teknolojileri Ve Tasarımı Fakültesi
SUNY Moda Tasarımı program koordinatörü, Prof. Dr. Cevza Candan, İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı fakültesi hakkındaki sorularımızı yanıtladı. 1955'te kurulan fakülte, ülkemizin ekonomik gelişimi için çok önemli olan tekstil ve hazır giyim endüstrisinde kariyer yapacak tekstil mühendisleri ve tasarımcıları yetiştiriyor. Detaylar aşağıda.
İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı fakültesinin tarihini sizden dinleyebilir miyiz?
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Tekstil Mühendisliği Bölümü, ilk olarak 1955 yılında Makine Mühendisliği içinde tekstil kürsüsü adı altında kurulduktan sonra günümüzdeki adını ve bağımsız statüsünü 1983 yılında almıştır. 2004 yılı Aralık ayında ise Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesinin kurulmasıyla, Tekstil Mühendisliği Bölümü bu fakültenin altında işlevini sürdürmektedir. Tekstil işi ülkemizde Osmanlı İmparatorluğu zamanından bu yana yıllar boyunca geleneksel bir meslek olmuştur.1930’larda Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından başlatılan ancak gelişimi bilhassa özel sektör tarafından gerçekleştirilen endüstrileşme ile 1970’lerden sonra, tekstil ve hazır giyim endüstrisi, endüstriyel gelişime, iş imkânları ve Türkiye ticaretine önemli katkısı ile teknik bilgi birikimi ve deneyimi nedeniyle ülkemizin en gelişmiş ve modern endüstri sektörü haline gelmiştir. Günümüzde sektör, açık yapısı nedeniyle yabancı endüstri ile yakın işbirliği içerisinde çalışmaktadır. Türk tekstil ve hazır giyim endüstrisi küresel dünyada lider endüstrilerden birisidir. Türkiye’de bu şekilde lider bir endüstri olması nedeniyle, endüstrinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, Türkiye’nin farklı bölgelerinde Tekstil Mühendisliği Bölümleri yer almaktadır.
Kaç öğrenciniz ve her sene kaç mezununuz var? Öğrencileriniz mezuniyetleri ardından en çok hangi alanlarda çalışmaya başlıyorlar?
Moda Tasarımı Programımıza her yıl 30 öğrenci alınıyor. Programa başlama şartları arasında TOEFL yabancı dil sınavından (IBT) en az 80 almış olma şartı bulunduğundan genelde öğrencilerimizin yarısı İTÜ Yabancı Diller Okulu’na devam etmektedir. Dolayısıyla, her sene ortalama 15 öğrenci ile program başlamaktadır. 2008 yılında ilk mezunlarını veren programımız, o yıldan bugüne toplam 110 mezun vermiştir. Mezunlarımız ağırlıklı olarak Beymen, Yargıcı, Mudo, Trendyol, Mavi, Koton gibi hazırgiyim perakende firmalarında çalışmaktadırlar. Bu süreçte kendi markalarını kurarak Türkiye ve/veya New York’da faaliyet gösteren mezunlarımız da bulunmaktadır.Tekstil Mühendisliği Programımızdan ise her sene ortalama 45 mezun verilmektedir; toplamda 1500’ün üzerinde mezunumuz bulunmaktadır.
Mezunlarınız hangi pozisyonlarda çalışıyorlar?
Mezunlarımız, tekstil ve hazırgiyim sanayiimizin farklı alt alanlarında (üretim, perakende, pazarlama vb) mesleki faaliyetlerini sürdürmektedir. İTÜ’den mezun tekstil mühendisleri gerek özel sektörde, gerekse kamuda birçok kuruluş tarafından başarılı bir şekilde işe alınmaktadır.Tekstil mühendisliği bölümünden mezun olan mühendisler tekstil malzemelerinin davranışları ve tekstil ve hazır giyim teknolojilerindeki makinelerin fonksiyonları konusunda bilgi ile donatılmaktadır. Ayrıca güçlü temel mühendislik bilgisine, analitik düşünme ve problem çözme kabiliyetlerine, profesyonel ve etik sorumluluk anlayışına, yüksek seviyede iletişim yeteneğine sahiptirler ve araştırmacı karakterleri ile kendilerini geliştirebilirler. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yoğunlaşmış küçükten büyüğe değişen firmaların ve tekstil işletmelerinin farklı bölümlerinde, örneğin üretim, planlama, kalite kontrol, satış veya pazarlama, ya da tekstil ürünleri ve tekstil makineleri ile ilgili yerli ve yabancı şirketlerin acenteliklerinde işe alınmaktadırlar.Eğitimini devam ettirmek isteyen mezunlarımız da ulusal ve uluslararası okullar tarafından başarılı bir şekilde kabul edilmektedir. İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki girişimlere paralel olarak, Tekstil Mühendisliği Bölümü de tekstil ve hazır giyim endüstrisinin ihtiyaçlarında ve uluslararası denkliğe göre programlarını güncellemektedir. Bu bağlamda, Tekstil Mühendisliği Bölümü Haziran 2012'den bu yana ABET tarafından tam olarak akredite edilmiş olup; Türkiye'de ABET Akreditasyonu olan tek Tekstil Mühendisliği Bölümü olma özelliğini devam ettirmektedir.
Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi hakkında biraz daha bilgi alabilir miyiz? Öğrencilerinize ne gibi eğitim seçenekleri sunuyorsunuz?
Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi ise 04 Aralık 2004 günlü ve 25660 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak kurulmuştur. Keza Türkiye’deki tek Tekstil Fakültesi olma özelliğini halen korumaktadır. Fakültemiz,
Türk Tekstil ve Konfeksiyon İmalat Teknolojilerini geliştirmek,
Yeni ürünler tasarlayarak uluslararası pazarlarda yeni olanaklar sağlamak ve moda-marka oluşumuna katkıda bulunmak,
İhracatta, tekstil teknolojisine vakıf, pazarlama işlemini yürütecek vasıflı insan gücü yetiştirmek hedeflerine ulaşmak üzere
Tekstil Mühendisliği, Moda Tasarımı, Tekstil Geliştirme ve Pazarlama olmak üzere üç programdan oluşmaktadır.
Moda Tasarımı Programı
İTÜ-FIT Fashion Design (Moda Tasarımı) Programı; İstanbul Teknik Üniversitesi ve New York Devlet Üniversitesi’ne bağlı “Fashion Institute of Technology” (FIT) gibi iki köklü kurum arasında 2004 yılında yapılan işbirliği sonucunda hayat bulmuştur. Dünyanın en iyi üç moda okulu arasında yer alan FIT, moda alanında eğitim veren pek çok eğitim kurumuna akademik destek vermektedir; ancak dünyada iş birliği içinde bulunduğu tüm üniversite ve enstitüler arasında 4 senelik lisans programı için ortak diploma verdiği tek program İTÜ-FIT Moda Tasarımı Programı’dır.Bölüme kabul edilen öğrenciler, eğitimlerinin 5 yarı yılını (1.yıl güz-bahar, 2. yıl güz dönemi ile 3. yıl güz-bahar) İTÜ-İstanbul'da, 4 yarı yılını (2. yıl bahar ve yaz dönemleri ile 4. yıl güz ve bahar dönemleri) ise FIT- New York'da gerçekleştirmektedirler. Mezun olduklarında her iki kurumdan da diplomalarını almaktadırlar. Bölüme her sene 30 öğrenci alınmakta olup, öğretim dili İngilizce'dir. Programa kabul edilen; fakat internet tabanlı TOEFL sınavından en az 80 puan veya PET sınavından en az 53 alamayan öğrenciler İngilizce Hazırlık Okulu’nda yoğun İngilizce eğitimi alacaklardır. Öğrenciler dil koşulunu sağlamadıkları sürece lisans programına başlayamazlar. Öğrencilere dil koşulunu sağlamaları için en fazla iki yıl verilir. Ayrıca mezun olan öğrencilerin bir yıl A.B.D.’de çalışma izni bulunmaktadır.Moda Tasarımı Programında; drapaj, dikiş teknikleri, kalıp hazırlama, bilgisayar destekli kalıp hazırlama gibi giysi tasarımı ile doğrudan ilgili konular yanında; bilgisayar destekli çizim programları (photoshop, illustrator gibi), koleksiyon maliyetlendirme ve sanat içerikli dersler de yer almaktadır. Bu şekilde, herhangi bir amaca yönelik olarak giysi tasarımında göz önünde bulundurulması gereken tüm unsurlar öğrenciye aktarılmaktadır.Moda Tasarımı Programı’na özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul edilmektedir. Mezunlar, hazırgiyim firmalarının ve/veya markaların (Yargıcı, Beymen, Mavi gibi) tasarım bölümlerinde, Li&Fung vb. gibi satın alım ofislerinde veya “serbest” tasarımcı” olarak çalışabilmektedirler. (Daha fazla bilgi için www.uolp.itu.edu.tr)
Tekstil Geliştirme ve Pazarlama Programı
İstanbul Teknik Üniversitesi ile New York Eyalet Üniversitesi Sistemi'ne (SUNY) dahil Fashion Institute of Technology tarafından ortak olarak yürütülen lisans programıdır. Programı başarıyla tamamlayan bir öğrenci, her üniversiteden bir tane olmak üzere iki ayrı diploma alır. Tekstil Geliştirme ve Pazarlama Programı 4 yıl süreli olup öğrenciler birinci ve ikinci yıl öğrenimlerini İstanbul Teknik Üniversitesi Tekstil Teknolojileri ve Tasarım Fakültesinde, üçüncü ve dördüncü yıl öğrenimlerini Fashion Institute of Technology (FIT)'de gerçekleştirmektedirler. Eğitim dili İngilizcedir. Bu programa da kabul edilen; fakat internet tabanlı TOEFL sınavından en az 80 puan veya PET sınavından en az 53 alamayan öğrenciler İngilizce Hazırlık Okulu’nda yoğun İngilizce eğitimi alacaklardır. Öğrenciler dil koşulunu sağlamadıkları sürece lisans programına başlayamazlar ve öğrencilere dil koşulunu sağlamaları için en fazla iki yıl verilir. Mezun olan öğrencilerin bir yıl A.B.D.’de çalışma izni bulunmaktadır. Mezunlar, tekstil ve hazırgiyim firmalarının pazarlama bölümlerinde çalışabilmektedirler. Tekstil Geliştirme ve Pazarlama Programı’na özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul edilmektedir. Daha fazla bilgi için: www.uolp.itu.edu.tr.
Prof. Dr. Cevza CANDAN kimdir?
Cevza Candan 1967 yılında Erzurum-Aşkale'de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul'da tamamladı. 1988 yılında İ.T.Ü Makina Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü'nden birinci olarak mezun oldu ve aynı Bölümde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1990 yılında İ.T.Ü Fen Bilimleri Enistitüsü’nden Tekstil Yüksek Mühendisi ünvanını aldı. Ocak 1991'de Y.Ö.K bursuyla doktora yapmak üzere İngiltere'ye gitti. Leeds Üniversitesi Tekstil Endüstrileri Bölümü'nden Nisan 1995 yılında doktor ünvanını alarak yurda döndü ve İ.T.Ü Tekstil Mühendisliği Bölümü'nde çalışmalarına devam etti. Ekim 1995 yılında Y.Doç., Kasım 1997 yılında Doçent ve Nisan 2003 yılında Profesör ünvanlarını alan Cevza Candan halen bu Bölümde öğretim üyesi olarak çalışmakta ve örme teknolojileri ile moda yönetimi üzerine dersler vermektedir. İTÜ-FIT Moda Tasarımı Programı’nın da koordinatörlüğünü de sürdüren Cevza Candan, sanayii odaklı eğitim ve araştırma projelerinde de aktif görev almaktadır.
Marker Kalem İle Çizim Yapma Kılavuzu
Marker kalemler, günümüzde birçok illüstrasyon sanatçısının ve tasarımcının başucunda bulundurduğu bir çizim malzemesi oldu. Kolay uygulama tekniklerine sahip olması ve renklendirmeyi diğer malzemelerden daha çabuk tamamlamaya olanak sağlaması, tercih edilmesinin ana nedenlerinden. Marker tekniği birçok boyanın uygulama yönteminden daha basit olsa da, bu konuda dikkat edilmesi gereken bazı teknik hususlar var. Bu yazıda kendi tecrübemden yola çıkarak, marker kullanırken nelere dikkat etmeniz gerektiğinden ve bu teknikte nasıl uzmanlaşabileceğinizden bahsedeceğim.
Öncelikle Doğru Malzeme
Marker kalemler size çok canlı bir çizim yapma olanağı sağlar; ancak bu yalnızca doğru malzemeyi seçmekle mümkün olabilir. Bu kalemler kâğıda çok yoğun boya verir. Normal hamur resim kâğıtlarının emiciliği yüksek olduğundan boyayı çok hızlı emmeye başlarlar; bu yüzden siz daha çiziminizde istediğiniz ışık-gölge için tek katı vurmayı bitirmeden kâğıtta katmanlı ve dalgalı bir görünüm oluşur.
Aynı zamanda klasik resim kâğıtlarının pürüzlü dokusu ışığın yansımasını dağıttığından, marker kullanmanıza rağmen o beklediğiniz parlak ve canlı görünümü elde edemezsiniz. Çözüm ise oldukça basit: Marker kâğıdı kullanmak! Marker kâğıtları pürüzsüz ve kaygan bir yüzeye sahiptir, bu sayede boya katmanları birbiri içinde homojen dağılabilir. Sonuç ise harika bir ışık-gölge dağılımıyla daha gerçekçi bir çizim olacaktır.
Uç Yapısına Göre Marker Çeşitleri
Piyasada çok çeşitli markalar bulabilirsiniz ancak temelde markerlar uçlarına göre iki çeşide ayrılırlar: Kesik uçlu ve fırça uçlu. İki ucun da çiziminize göre avantajları olabilir:
Kesik uçlu markerlar: Daha keskin hatlı, geometrik çizimler ve geniş alanları hızlıca doldurmak için kullanım kolaylığı sağlar.
Fırça uçlu olanlar: Genel ışık dağılımını daha homojen verebilmekte ve renk geçişlerini (blending) daha yumuşak yapabilmektedir.
Uzmanlaştığınız takdirde bu iki ucu da her türlü çizimde rahatça kullanabileceğinizin altını çizmek isterim. Deneme yanılma ile hangisinin sizin elinize daha uygun olduğunu keşfedebilirsiniz.
Teknik İpucu: Kuruma Süresi ve Sürdürülebilirlik
Kalem ucundan bağımsız olarak markerlardaki en önemli ayrıntı, boyanın kuruma hızıdır. Alkol bazlı markerlar hızla uçtuğu için renkleri birbirine yedirmek (blending) istediğinizde seri hareket etmelisiniz.
Ayrıca günümüzde profesyonel markerların çoğu doldurulabilir (refill) özelliğe sahip. Favori renkleriniz bittiğinde yeni kalem almak yerine mürekkep takviyesi yaparak hem bütçenizi koruyabilir hem de kağıt üzerindeki renk sürekliliğini sağlayabilirsiniz. Marker tekniğinde ustalaşmak sabır ve bolca pratik gerektirir; ancak doğru kâğıt ve kalemle sonuçların ne kadar hızlı geliştiğine siz de şaşıracaksınız.
Ne Tasarımı Yapmak İstediğinize Nasıl Karar Verirsiniz?
Okumak istediğiniz bölümün moda tasarımı olduğuna karar verdiniz veya sektöre atılmak istiyorsunuz. Moda tasarımı denilince aklımızda genellikle kadın kıyafetleri canlanıyor, ancak bu devasa endüstrinin içinde birçok farklı uzmanlık alanı var. Türkiye'deki üniversitelerde eğitim genellikle "Moda ve Tekstil Tasarımı" adı altında genel bir çerçevede verilse de, dünya artık detaycı ve uzmanlaşmış tasarımcıları tercih ediyor.
İster öğrenci olun, isterseniz sektöre giriş yapmaya hazırlanan bir profesyonel; hangi alanda uzmanlaşmak istediğinizi belirlemek kariyerinizin rotasını çizecektir. İşte öne çıkan ana branşlar:
Erkek Giyim Tasarımı (Menswear)
Son yıllarda erkek giyim, kadın giyimle yarışır bir hıza ulaştı. Ancak erkek giyimi kadın giyim kadar sınırsız değildir; daha kısıtlı bir alanda, hem giyilebilir hem de özgün parçalar üretmek büyük bir ustalık gerektirir. Bu alana yöneleceklerin teknik kısımdan kopmaması şart. Özellikle klasik parçalarda kalıp çıkarma (tailoring) ve dikiş konularında uzmanlaşmak vaktinizin büyük kısmını alacaktır.
İç Giyim Tasarımı (Lingerie)
Tüketiciler artık hazır giyim devlerinden iç çamaşırı almak yerine, özel ve spesifik markaları tercih ediyor. İç giyimde tasarım kadar inovasyon ve malzeme bilgisi de kritiktir. En büyük zorluk ise kalıbın (fitting) kusursuz olmasıdır. Genellikle mayo ve bikini tasarımı ile iç içe ilerleyen bu alan, modanın hızlı temposuna göre biraz daha yavaş ve detay odaklıdır.
Ayakkabı ve Çanta Tasarımı (Accessories)
Aksesuar tasarımı, yaratıcılık ile mühendisliğin buluştuğu noktadır.
Ayakkabı: Ergonomi, malzeme bilgisi (deri, süet, bez) ve teknik makine kullanımı ön plandadır.
Çanta: İşçilik ve materyal her şeydir. Küçük ölçekli atölyelerle veya büyük deri fabrikalarıyla çalışmaya hazır olmalısınız. Ürünün özgünlüğü kadar pratik kullanımı da başarıyı getirir.
Tekstil ve Kumaş Tasarımı
Moda tasarımının temeli kumaştır. Dokular, iplikler ve yüzey tasarımları üzerine uzmanlaşan tekstil tasarımcıları, kumaşa hakim oldukları için moda sektöründe büyük avantaja sahiptir. Birçok tekstil tasarımcısı, zamanla bu bilgisini moda tasarımına taşıyarak fark yaratır.
Kostüm Tasarımı
Tiyatro, film, dizi ve müzik klipleri için çalışan kostüm tasarımcıları, moda tasarımcılarına göre daha kısıtlı bir konseptle (senaryoya bağlı) çalışırlar. Ancak kostüm tasarımı bir nevi sanat formudur. Freelance çalışma imkanının en yüksek olduğu branşlardan biridir.
2026’nın Yükselen Uzmanlık Alanları
Eğitim planınızı yaparken şu yeni nesil branşları da göz ardı etmeyin:
Dijital Moda ve 3D Tasarım: Fiziksel numune dikmeden önce kıyafetleri dijital ortamda (CLO 3D gibi programlarla) tasarlayan bu uzmanlar, artık her markanın aradığı "yeni nesil tasarımcı" profilidir.
Sürdürülebilir Moda Tasarımı: Geri dönüştürülmüş malzemeler ve sıfır atık (zero-waste) kalıp teknikleri üzerine uzmanlaşan tasarımcılar, geleceğin moda dünyasını inşa ediyor.
Aktif Giyim (Activewear): Spor modasının yükselişiyle birlikte, teknik kumaşlardan performans odaklı kıyafetler tasarlamak başlı başına bir uzmanlık alanına dönüştü.
Moda Okulunda Hayatta Kalmak İsteyenlere Öneriler - 2
[vc_row][vc_column][thb_gap height="20"][vc_column_text]Her moda tasarım öğrencisinin bilmesi gereken, bölümdeyken işlerinizi kolaylaştıracak 'Moda Okulunda Hayatta Kalmak İsteyenlere Öneriler' serimizin 2. bölümüyle karşınızdayız.
Farklı Boyutlardaki Sketchbooklarla Denemeler Yapın
Günümüzde birçok farklı boyutta ve kağıt dokusunda sketchbooklar mevcut. İster A3,A4 veya A5 olsun, tek boyuttaki bir sketchbook'la bütün öğrencilik hayatınızı geçirmeyin. Farklı boyutları denemeniz size en uygununu bulmanızı sağlayacaktır.
Portfolyonuza Mutlaka İsminizi Koyun
Moda okulu rekabet dolu bir ortam ve işlerinize isminizi koymamakla başınıza çok şey gelebilir. Birçok öğrenci bu hatayı yapıyor. Tüm çizimlerinize ve dosyalarınıza mutlaka isminizi ve imzanızı atın.
Yeni Resim Malzemeleri Alırken Büyük Boy Almayın
Yeni resim malzemeleri alırken her zaman en küçük boyunu alın. Büyük miktarda bir malzemeye yatırım yapmadan önce size uyup uymadığını denemekte fayda var. Ne de olsa resim ve tasarım malzemeleri oldukça pahalı olabiliyor.
Kumaş Toplamaya Başlayın
Kumaşçı ziyaretlerinden elinizde kalan kumaş parçalarıyla kendi kumaş arşivinizi oluşturmaya başlayın. Kumaşları ister bir dosya içinde yanlarına minik bir kağıtla cinslerini açıklayacak şekilde düzenleyebilirsiniz ya da pratik saklama kutuları içinde tutabilirsiniz.
Gözlem Yeteneğinizi Arttırmak İçin Kıyafet Dışında Çizimler de Yapın
Gözlem yapmak ve bunu yorumlamak iyi bir tasarımcı olmanın en önemli şartlarından biridir. Bu özelliğinizi geliştirmek için sık sık sokağa çıkıp gördüklerinizi resmetmeye çalışın. Bu şekilde derinlik, doku ve proporsiyon bilginiz artacaktır.
Serinin ilk yazısını okumak için tıklayın.Kaynak: Fashion School Survival Guide [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
Google: We Wear Culture – Dünyanın En Büyük Dijital Moda Arşivi
Moda tarihine ve kültürüne yönelik çevrimiçi pek çok kaynak mevcut olsa da, Google Arts & Culture çatısı altındaki "We Wear Culture" (Kültürü Giyiyoruz), bugün dünyanın en büyük ve en interaktif dijital moda kütüphanesine dönüşmüş durumda.
İnternetin karmaşasında doğru bilgiye ulaşmak bazen zahmetli olabilir; özellikle sadece bir ilhamdan hareket ediyorsanız. Google, moda severlerin bu ihtiyacını sezerek tüm dünyadan 200’den fazla moda kuruluşu, müze, okul ve özel arşivle iş birliği içinde muazzam bir platform sunuyor. Bu devasa ağın içinde Victoria and Albert Museum, The Met, Kyoto Costume Institute gibi müzelerin yanı sıra Central Saint Martins ve Parsons gibi prestijli okullar da yer alıyor.
We Wear Culture: 4 Ana Bölümde Moda Deneyimi
Platform, moda meraklılarına dört ana başlık altında keşif imkanı sunuyor:
İkonlar: Giyim tarihine yön veren efsanevi isimlerin hikayeleri burada. Tasarımcıların sadece hayatlarını değil, artık "Art Camera" teknolojisi sayesinde Schiaparelli veya Chanel gibi isimlerin tasarımlarındaki en küçük dikiş detaylarını bile ultra yüksek çözünürlükle incelemek mümkün.
Akımlar: Tokyo sokak modasından Antwerp Altılısı'na, Truman Capote'nin meşhur balosundan dönem kostümlerine kadar modayı şekillendiren tüm hareketler burada. Üstelik artık pek çok akım, 360 derece sanal sergiturlarıyla destekleniyor.
Zanaatlar: Giysilerimizin arkasındaki gizli kahramanlar: Ustalar ve teknikler. Japonya’nın katlama sanatından Hindistan’ın desen tekniklerine kadar geniş bir ansiklopedi sizi bekliyor. 2026 itibarıyla bu bölüm, sürdürülebilir moda ve geleceğin tekstil makineleriyle ilgili güncel teknolojik verileri de içeriyor.
Moda ve Sanat: "Moda sanat mıdır?" sorusuna yanıt arayan bu bölüm; Frida Kahlo'nun gardırobundan ünlü moda fotoğrafçılarının çalışmalarına kadar modanın sanatla olan kadim dostluğunu belgeliyor.
Gelecek Vizyonu: Yapay Zeka ve Sanal Gerçeklik
Bugün We Wear Culture sadece bir arşiv değil, aynı zamanda yaşayan bir teknoloji platformu. Google'ın yeni nesil AI (Yapay Zeka) araçları sayesinde, bir kıyafetin fotoğrafını çekerek onun tarihsel kökenini platformda bulabilir veya VR gözlüklerinizle Paris’teki bir moda sergisinin içinde canlıymışçasına yürüyebilirsiniz.
Sonuç: Bilgi Dağınıklığından Seçili Bilgiye
Bilgiye ulaşımın bu kadar kolaylaştığı bir çağda, en büyük ihtiyacımız "seçilmiş" ve "doğru" bilgiye ulaşmak. Google, bizlere tüm dünyanın moda arşivlerini bir tıkla sunarak hem zaman kazandırıyor hem de ilhamımızı besliyor. Bu kaynaklar "oku oku bitmez" cinsten olsa da, her gün kendimize ayıracağımız birkaç dakika, moda vizyonumuzu bambaşka bir noktaya taşıyabilir.
Dünyanın moda arşivlerine göz atmayı ve bizim moda kütüphanemizi ziyaret etmeyi unutmayın!
Avrupa'da Eğitim Almak Ve Çalışmak
[vc_row][vc_column][thb_gap height="20"][vc_column_text]Avrupa'da çalışmak ve iş bulmak ile ilgili çok soru alıyoruz. Ben de bu konuda kendi tecrübemden yola çıkarak bir yazı yazmaya karar verdim.
Avrupa'da Çalışmaya Nasıl Başlanır?
Öncelikle çalıştığınız ya da çalışacağınız şirket tarafından yurtdışına transfer edilme imkanınız olabilir. Bunun için önemli olan yurtdışında da merkez ofisi, mağazası ya da iş ortakları olan bir markada çalışma imkanı yakalamak. Moda sektörü için bu fırsatlar Türkiye'de biraz kısıtlı fakat öncelikle yurtdışına açılma sürecinde olan markalardaki fırsatları araştırmanızı tavsiye ederim. Yurtdışında çalışmasanız bile, yurtdışı ile çalışmanız orada işlerin nasıl yürüdüğü ile ilgili fikir edinmenizi sağlar ve en önemlisi networking imkanı verir. Moda sektöründe özellikle perakende direktörlüğü, kreatif direktörlük veya satın alma pozisyonlarında farklı ülkelerle iletişim içinde olursunuz. Bu ilişkiler sayesinde iş teklifi alan kişi sayısı az değil!Genelde şirket sizi yurtdışına gönderiyorsa oturma izni isteme sürecini sizin için yönetiyor ve gidişiniz nispeten daha kolay oluyor. Bir şirketin sizi yurtdışına göndermesi için genellikle ya ayırtedici bir özelliğiniz olmalı (yabancı dil gibi) ya da tecrübeniz. Eğer transfer imkanı yoksa eğitim yurtdışına açılmanın bir diğer yolu.
Eğitim İçin Yurtdışına Gitmek
Eğer iş imkanı ile değil de eğitim için yurtdışına çıkacaksanız önceden araştırmanızı tavsiye ettiğim şeyler var:
1. Okulunuzu seçeceğiniz ülkede göçmen yasalarını inceleyin:
Göçmen yasaları ülkeye göre değişir. Bazı ülkeler öğrencilerine mezuniyet ardından sınırlı bir süre çalışma izni verirken bazı ülkeler mezuniyet ardından, neredeyse günü gününe, oturma iznini sonlandırır. Bazen eğitimin süresi veya çeşidi bu izni etkiler. Mesela İtalya'da lisans mezunları çalışma iznine başvurma hakkına direk sahip olurken, yüksek lisansta bu haklar bazı şartlarla sınırlı. Bu nedenle önceden araştırmanız çok önemli. Birçok durumda eğitim amaçlı oturma izni ile ülkeye girenler, bu izni çalışma iznine çevirmekte zorlanabilir. Bunun başlıca nedeni iş bulmaktaki zorluktur. Okulun hemen ardından staj bulduğunuzda, o ülkenin vatandaşlarından farklı olarak sizin kısa süre içinde bir kontrata sahip olmanız gerekir. Oysa ki şirketlerin işe alım süreçleri her zaman hızlı olmayabilir. Bunun dışında, çalışma izni olmayanları tercih etmeyen şirketler de var ki, bu noktada yapacak birşey yok. En doğrusu size kapıyı en çabuk açacak şirket, deneyim veya kişileri aramak.Kendim çalışma izni aldığım İtalya'dan örnek vermem gerekirse, İtalya'da öğrencilerin çalışması mümkün. Polimoda'da eğitimim ardından staj iznim vardı fakat stajım altı aylık, kalan oturma iznim 4 aylıktı. Bu durumda öğrenci vizesini çalışma iznine dönüştürebilmek için her sene açılan kotalara başvurdum ve girmeyi başardım. Bu şekilde öğrenci vizem çalışma iznine çevrildi. O noktadan sonra iş bulmam ve kontratımın yenilenmesi, iş iznimin devam etmesi için yeterli oldu. Bu prosedür hala uygulanıyor fakat bir nevi çekiliş olduğu için işiniz tamamen şansa kalıyor.Eğer öğrenci vizemi dönüştüremeseydim çalışmam mümkün olmayacak, muhtemelen geri dönecektim. Kısacası gideceğiniz okulu seçerken, okulun iyi bir okul olmasının dışında size sağlayacağı imkanları da değerlendirmelisiniz. Avrupa Topluluğundan çıkmaya hazırlanan İngiltere yavaş yavaş öğrenci sayısını da azaltmaya başladı. İngiltere'de okumayı seçecekseniz ve yurtdışında çalışma hayaliniz varsa, okuldan sonra orada kalıp kalamayacağınızı iyi araştırmanızı tavsiye ederim. Zira yurtdışında çalışmak istiyorsanız, okula yaptığınız yatırımı aynı zamanda iş hayatınıza da yapıyorsunuz.
2. Seçeceğiniz okulun sunduğu kariyer hizmetlerini öğrenin:
Okulların çoğu kariyer servisimiz var ve size iş bulmanızda yardım ediyoruz diye beyan eder. Fakat yıllardır şahit olduğum durumlar gösteriyor ki okullara bu konuda tüm umutları bağlamak doğru değil. Okullar CV'nizi şirketlerle paylaşabilir ya da sizi okul ortamında şirketlerle tanıştırabilir ama aslında çok daha fazlasına ihtiyacınız var. Türkiye'de de olsa yurtdışında da, öncelikle okulunuzun sektörde aranan rollere yönelik özelliklerinizi geliştirmeniz için size destek olacağından, ve herşeyden önce okulun sektördeki gelişmelerden haberdar olduğundan (Business Of Fashion sitesi 2015 yılında "Moda eğitimi sahte bir hayal mi satıyor?" başlıklı bir yazı yazdı) emin olun. Ayrıca sektörle ve diğer moda okulları ile ilişkisini araştırın. Bunun için okulla önceden konuşmayı ve mezunları ile iletişime geçmeyi unutmayın.Ayrıca Business of Fashion'ın iki senedir yayınladığı en iyi moda okulları sıralaması bu konuda çok değerli bir kaynak, çünkü öğrencilerin, sektör profesyonellerinin ve İK çalışanlarının geri bildirimi üzerine yayınlanıyor. Birçok kişinin değerlendirmesi ile oluşturulan bu listede en çok bilinen bazı okulların alt sıralarda yer alması başta şaşırtıcı gelebilir, fakat bu liste okul değerlendirme kriterlerinizi gözden geçirmenize neden olacaktır.2017'nin en iyi moda okulları listesi
3. Gideceğiniz ülkede moda sektöründe aranan yetenekleri araştırın:
Eğer amacınız yurtdışında iş bulmak ise, mezun olduktan sonra iş imkanlarının size uymasını ummaktansa, siz kendiniz iş imkanlarına göre eğitiminizi ve staj deneyiminizi tasarlayabilirsiniz. Bunu yapmak için gitmeyi planladığınız ülke veya şehirde yer alan markaların iş ilanlarını önceden araştırabilir, moda sektörüne yönelik kariyer sitelerini daha gitmeden takip etmeye başlayabilirsiniz. Bunlara örnek olarak Drapers Jobs, Fashion Jobs ve Business Of Fashion gibi siteleri verebilirim. Ayrıca her ülkenin yerel iş arama siteleri de ilginç veriler sağlayacaktır.Moda sektöründe en çok çalışılmak istenen 25 şirket
4. Networkünüzü araştırın ve hazırlayın:
Yurtdışına giderken bazen kahraman gibi hissedebiliriz. "Ben yaparım", "Kendi kendime yeterim", "Orada arkadaş bulurum , zaten burdaki herkesten sıkıldım" gibi iç hesaplaşmalar mümkündür. Öncelikle evet yalnız kalacaksınız, en azından bir süre. Hayatınız yurtdışında da geçse, gelen ve kısa sürede giden birçok arkadaşınız olacak. Bu nedenle gitmeden önce networkünüzü araştırmak, arkadaşlarınızın arkadaşlarını soruşturmak, Facebook, Linkedin kontaklarınıza göz atmak çok faydalı. Sizden önce orada olanlar birçok şeyi deneyimlediler ve hatalar yaptılar. Size bazı konularda yardım edebilirler. Benim iş iznimi almamda en büyük etken arkadaşlarımın bana verdiği tavsiyeler olmuştu. Aile dostlarınızı ve onların tanıdıklarını da soruşturun, yani çemberi genişleterek geniş bir arama yapmayı unutmayın. Aileniz "Mehmet Amcanın yeğeni orda okuyordu" dediğinde duymazdan gelmeyin.
5. Gittiğiniz yere yabancı kalmayın:
Yıllar içinde sıklıkla gördüğüm birşey, özellikle İtalya'da, "Ben İngilizce okuyorum üstelik çok dersim var zamanım yok" diyerek, bulunduğu yerin dilini öğrenmeden, yerel dostluklar edinmeden, geri dönen kişiler. Bu kişiler genellikle iş bulamamaktan da yakınırlar ama bu durumda yakınmak anlamsızdır. Eğer ana dili İngilizce olmayan bir ülkede eğitim alma planınız varsa (özellikle İtalya, Fransa, İspanya...) bu ülkelerin kültürüne adapte olmak ve iş bulabilmek için dillerini öğrenmeniz çok önemli. "Herkes İngilizce konuşuyordu" ilk iş görüşmenizde bir mazeret olarak işe yaramaz.Gözlemlediğim kadarıyla Avrupa'da, özellikle moda sektöründe, okul seçimi herkesin gittiği okula gitmeyi seçerek yapılıyor. Oysa ki profesyonel kariyere yönelik eğitim seçimlerinde sürüyü takip etmektense kendi yolunu tasarlamak/yaratmak daha verimli olabilir.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
Moda Tasarımına Giriş: Yetenek Sınavları Hakkında Her Şey
Üniversitede moda tasarımı okumak isteyen bir öğrencinin hazırlık aşamasındaki en büyük heyecanı ve merak konusu kuşkusuz Özel Yetenek Sınavlarıdır. "Nasıl başvurulur?", "Sınavda ne sorarlar?", "Portfolyo şart mı?" gibi sorular adayları çoğu zaman tedirgin eder. Türkiye’de devlet ve vakıf üniversitelerinin moda tasarımı bölümleri, adayları TYT(Temel Yeterlilik Testi) sınavı sonrası kendi bünyelerinde yaptıkları yetenek sınavları ile kabul etmektedir.
Süreç her okulda farklılık gösterse de, işleyiş genel hatlarıyla benzerdir. İşte adım adım moda tasarımı yetenek sınavı rehberi:
1. Başvuru Süreci ve Ön Koşullar
Yetenek sınavlarına girmek için ilk şart, YKS kapsamında yapılan TYT oturumuna girmiş olmak ve üniversitelerin belirlediği baraj puanını (genelde her yıl YÖK tarafından güncellenen taban puanı) aşmaktır.
Takip: Başvuru tarihleri genelde Temmuz ve Ağustos aylarında yoğunlaşır. Okulların web sitelerini düzenli takip etmek kritiktir.
Ön Kayıt: Birçok okul ön başvuruyu internet üzerinden alır. Gerekli belgeler arasında TYT sonuç belgesi, vesikalık fotoğraf ve bazen cüzi bir ön kayıt ücreti dekontu istenir.
2. İlk Aşama: Çizim ve Teknik Beceri
Çizim sınavının amacı; adayların görsel algısını, perspektif bilgisini, oran-orantı yeteneğini ve yaratıcılığını test etmektir. Genellikle iki aşamadan oluşur:
İmgesel (Hayali) Çizim: Belirlenen bir konu veya kavramın (Örn: "Pazar yerinde bir moda çekimi") hayalden resmedilmesi istenir. Burada yaratıcılık ve kompozisyon ön plandadır.
Canlı Model/Obje Çizimi: Karşınıza konulan bir modelin veya nesne grubunun (natürmort) karakalem ile gerçekçi bir şekilde aktarılması istenir. Teknik beceri ve form bilgisi ölçülür.
3. Mülakat: Tasarımcı Kimliğinizin İnşası
Çizim aşamasını geçen adaylar sözlü mülakata davet edilir. Mülakat, bölümdeki hocalarla tanıştığınız, motivasyonunuzu kanıtladığınız bölümdür.
Ne Sorulur? Neden moda? İlham kaynakların kimler? En son hangi sergiye gittin? Hangi tasarımcıları takip ediyorsun?
İpucu: Kendinizi net ifade edin. Moda tarihine ve güncel trendlere olan ilginizi göstermek sizi öne çıkaracaktır.
4. Portfolyo: Görsel Özgeçmişiniz
Bazı üniversiteler mülakat sırasında veya öncesinde bir portfolyo görmek ister. Portfolyo sadece çizimlerinizden ibaret değildir; bir fikri nasıl geliştirdiğinizi, hangi teknikleri denediğinizi ve yaratıcı sürecinizi gösteren bir dosyadır.
İçerik: Çizimler, kumaş kolajları, fotoğraf çalışmaları, hatta varsa diktiğiniz veya dönüştürdüğünüz parçalar portfolyoda yer alabilir.
Sunum: İşlerinizin kalitesi kadar, onları nasıl sunduğunuz da önemlidir. Düzenli, temiz ve profesyonel bir sunum "hazır olduğunuzun" işaretidir.
Küçük bir ipucu
Pek çok adayın yaptığı hata, sadece iyi çizim yapmanın yettiğini sanmaktır. Oysa moda; sosyoloji, tarih ve teknoloji ile iç içedir. Sınava hazırlanırken müzeleri gezmek, moda belgeselleri izlemek ve sanat tarihine hakim olmak mülakat aşamasında size "altın anahtarı" verecektir.
Türkiye'de moda tasarım bölümü olan üniversiteleri okumak için tıklayınız.
Pantone: Moda ve Tekstilde Renk Sistemi Ve Kullanımı
PANTONE, dünya çapında 100’ü aşkın ülkede grafik tasarım, moda ve tekstil, endüstriyel tasarım, plastik ve inşaat gibi pek çok alanda doğru renk iletişimini sağlayan evrensel bir sistem tedarikçisidir.
1963 yılında Lawrence Herbert tarafından yaratılan PANTONE® MATCHING SYSTEM, farklı endüstrilerde kullanılan renklerin dünya genelinde aynı tonda sabitlenmesini sağlar. Bu sistem; tasarımcı, üretici ve perakendeci arasında hatasız bir renk dili oluşturur.
Yılın Rengi (Color of the Year) Ne Anlama Gelir?
Pantone her yıl, küresel kültürün ruh halini, sosyo-ekonomik değişimleri ve tasarım trendlerini analiz ederek "Yılın Rengi"ni açıklar. Bu seçim, sadece modayı değil, teknolojiden dekorasyona kadar tüm yaratıcı endüstrileri etkiler.
Son Yılların Pantone Renk Arşivi:
2021: Ultimate Gray (17-5104) & Illuminating (13-0647)
2022: Very Peri (17-3938)
2023: Viva Magenta (18-1750)
2024: Peach Fuzz (13-1023)
2025: Mocha Mousse (17-1230) – Sıcaklık ve güven veren toprak tonlarına dönüş.
Pantone Renk Kodlarının Tekstilde Kullanımı
Moda tasarımcıları, koleksiyonlarını oluştururken toplamda 2600'den fazla rengin bulunduğu koton, kağıt veya naylon formatlı profesyonel kataloglarla çalışır. Dünyanın en büyük tekstil boya firması Archroma ile yapılan ortaklık sayesinde, Pantone Smart Color Swatch Card sistemi ile tasarımcı ve üretici arasındaki renk onayı (lab-dip) süreçleri hızlı ve dijital hassasiyetle yürütülür.
Renk Kodları Nasıl Okunur? (TPX, TPG ve TCX Farkı)
Moda ve ev tekstili sektöründe renkler, uygulandıkları yüzeye göre farklı harf kodları ile tanımlanır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli güncel değişim TPG geçişidir:
TCX (Textile Cotton Edition): Boya uygulanmış %100 pamuklu kumaş renklerini ifade eder. Kumaş üzerindeki gerçek yansımayı görmek için en güvenilir kaynaktır.
TPX / TPG (Textile Paper Green): Kağıt üzerindeki tekstil renklerini ifade eder.
Önemli Not: 2015 yılından itibaren çevresel standartlar gereği kurşunsuz formüle geçilmiş ve TPX kodu yerini TPG’ye bırakmıştır. Güncel kataloglarda artık TPG ibaresi yer almaktadır.
TN (Textile Nylon): Özellikle spor giyim ve iç çamaşırı sektöründe kullanılan fosforlu ve parlak naylon renk standartlarıdır.
Örnek Kodlama: PANTONE 17-1230 TCX > Mocha Mousse
Tekstilde Kullanılan Başlıca Pantone Araçları
Cotton Passport: 2625 tekstil rengini bir arada görmeyi sağlayan, seyahat ve pazar araştırmaları için ideal taşınabilir akordeon formatlı rehber.
Cotton Swatch Library: Üretim onayı için kesilip tedarikçiye gönderilebilen, geniş parça kumaşların bulunduğu dev kütüphane.
Pantone Connect: Tasarımcıların akıllı telefonlarından veya Adobe programlarından dijital renk paletleri oluşturmasına olanak tanıyan yeni nesil dijital çözüm.
2026 Profesyonel İpucu: Renk onayı süreçlerinde hata payını sıfıra indirmek için seçimler mutlaka D65 (Standart Gün Işığı) ışık kabinleri altında kontrol edilmelidir. Monitör üzerindeki renklerin kalibrasyona göre değişebileceği, fiziksel numunenin (swatch) her zaman son karar verici olduğu unutulmamalıdır.
Londra'da Moda Okumak: London College of Fashion
İngiltere'nin en önemli moda okullarından olan London College of Fashion'ı mezunlarından Eda Binark tarafından daha yakından tanımaya ne dersiniz?
London College of Fashion-Lcf-, İngiltere'de Central Saint Martins ve Royal College of Art'la birlikte ülke içindeki en söz sahibi moda bölümlerine sahip okullardan. 2008 yılında Foundation okumakla başladığım London College of Fashion'da, daha sonra sırayla Fashion Design& Development lisans programı, Fashion Management Graduate Diploma programı ve son olarak da Strategic Fashion Management yüksek lisans programını tamamladım. Lcf ve moda okumakla ilgili kendi deneyimlerimi aşağıdaki gibi özetleyebilirim.
Kampüs
Lcf, Londranın tam merkezinde 5 farklı yere konumlanmış bir üniversitedir. Lcf’te kampüs hayatı beklemeyin, okul şehrin 5 farklı yerine konumlanmış binalardan oluşmaktadır, okulun yurtları da şehrin 7 farklı noktasına dağılmış şekilde; yani Amerikan üniversitelerinde olduğu gibi hayatınızı okulun kampüsü içinde geçirmiyorsunuz. Londra’da çok eğlenceli ve büyük bir şehir olduğu için okuldaki herkes ders bitince kendi hayatına dönüyor.
Foundation öğrencileri başka bir binada, tasarım öğrencileri başka, business ve kozmetik öğrencileri için 2 ayrı bina ve son olarak da medya ve gazetecilik öğrencileri içinse ayrı bir bina bulunmakta.
London College of Fashion, diğer 5 okul ile birlikte University of the Arts London’ın parçası. University of the Arts London’a dahil olan diğer okullar ise Central Saint Martins, London College of Communication, Wimbledon College of Art&Design, Camberwell College of Art & Design ve Chelsea College of Art& Design. Bu okulların hepsi birbiriyle kardeş okul gibi yönetiliyor. Tek bir kimlik kartıyla hepsinin kampüsü ve kütüphanesinden faydalanabiliyorsunuz.
Lcf Oxford Street Kampüsü Terası
İngiliz Eğitim Sistemi
-İngiltere’de üniversiteler 3 sömestr, Eylül- Aralık kış dönemi; Ocak-Mart bahar dönemi; Nisan-Temmuz yaz dönemi. Her dönem farklı dersler alıp, dönem sonunda her dersle ilgili geçmek için proje yapmanız şart. London College of Fashion’da sınav sistemi yoktur. Her bölüm/ders bir çok farklı proje odaklıdır- projelerinizle dersleri geçersiniz.
-İngiltere’de üniversiteler 3 senelik ama çoğu okul 3 seneye girmeden önce bir Foundation yani bir çeşit hazırlık yılı okumanızı istiyorlar. London College of Fashion için ise tüm lisans bölümlerine kabul almadan önce Foundation Diploma in Art& Design adlı bölümü iyi bir not ortalamasıyla bitirmek şart.
-Foundation denilen sene 1 senelik bir çeşit tasarıma giriş, sanata giriş gibi temel resim ve sanat eğitimi aldığınız bir sene. Türkiye ve yurtdışındaki üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültelerinde 1. sınıfta aldığınız dersleri, İngiltere’de Foundation’da alıyorsunuz. Bu seneyi başarılı bir şekilde bitirmeniz Lcf’te bir lisans programında yerinizin garanti olduğu anlamına gelmiyor. Okulda okurken yeniden bir portfolyo hazırlayıp, referanslarınızı toplayıp istediğiniz bölüme başvurmanız gerekiyor.
Foundation biraz lise sistemi gibidir, haftanın 5 günü sabah 9’da başlamak üzere akşam 4:30’a kadar derslere girer, haftasonu da tatil yaparsınız.Foundation çok rekabetli bir sene, herkes bir lisans programına girmeye çalışıp bir nevi birbirinin rakibi olduğu için yakın dostluklar beklemeyin; bol rekabet, kıskançlık dolu stresli bir sene.
Tüm Lcf deneyimim de söyleyebilirim ki resim ve çizim yeteneğinin en önemli olduğu ve ön plana çıktığı yıl Foundation’dı.
İngiliz eğitim sistemi öğrencinin kendi araştırıp, deneyip yanılarak öğrenmesini hedefler yani tüm bilgileri ders sırasında hoca tarafından öğreneceğinizi sanmayın.
Lcf’te okurken ister business, ister tasarım sınıf arkadaşlarımın hepsi açık görüşlü, araştırmayı ve sanat/modayı takip eden insanlardı. Her hangi bir sanat galerisine gitme fikri hepsine keyif verirken, kitap okuma, müze gezme gibi eylemler gündelik hayatlarının bir parçasıydılar. Lcf özellikle moda dışında da ne okuyorsanız okuyun sanat, mimari gibi alanlarda kendinizi geliştirmenize çok önem verir. Foundation öğrencisiyken her hafta şehirdeki bir sergi/galeri/ müze gezmemiz ve gezdikten sonra sergi hakkındaki fikirlerimizi Reflective Journal diye bir deftere yazmamız zorunluydu. Bu defterler her ay toplanır tutor diye adlandırılan hocalarımız tarafından kontrol edilirdi.
Okulda Hayat
Lcf'de öğrenci olacaksanız öncelikle topluluk önünde rahatça konuşabilmeniz gerekiyor. Yaptıklarınız, fikirleriniz ve düşüncelerinizi topluluk içinde anlatmaktan çekinmemeniz lazım çünkü sürekli sayısı 20 ile 150 kişi arası değişen grupların önüne çıkıp sıklıkla sunum yapmanız gerekiyor. Foundation yılında bir hocamın söylediği gibi " Eğer fikirlerin/ isin hakkında rahat konusamıyorsanız branş değiştirin. Modada utangaç insanlara yer yok"
Eleştirileri kişisel olarak algılamamanız çok önemli. Özellikle tasarım okurken hepimiz ağır bir şekilde tüm sınıfın önünde hocalarımız tarafından eleştirildik. Bu yaptıkların rezalet, çöp diyip atan hocanın tepkisine ağlamamanız gerektiğini, kendinizi geliştirmeniz gerektiğini zaman içinde öğreniyorsunuz.
Lcf derse devamlılık konusunda çok katıdır. Devam oranınız yüzde 80’inaltına düşerse evinize kağıt gönderiyorlar, 3. kağıtta vizeniz iptal olup, okuldan atılıyorsunuz. Derslerin hepsinde yoklama var ve yoklamalar öğrenciler birbirinin adına imza atmasın diye yazılı değil hoca tarafından sesli yapılıyor. Hocalar tüm öğrencileri tanıyor.
Hocalar aslında yardımseverler. Eğer siz derslere eksiksiz katılan, ödevleri yapan, soru soran, derse katılımcı bir öğrenciyseniz size boş zamanlarında fikir vermek, yardım etmekten mutluluk duyarlar ama katılımınız düşük, istenilen görevleri yapmayan biriyseniz hocaya atıcağınız bir soru e-postasında ‘Eğer bunu merak ediyorsan, o derse katılsaydın, senin sorunun’ adlı bir cevapla karşılaşmanız olası.
Lcf’te hocalara ismiyle sesleniyorsunuz. Sizden yaşça büyük rektöre bile Mr veya Professor derseniz size garip garip bakarlar.
Her derste mutlaka en az 3 öğrenci sunum yapar.
Lcf’te gerçekten de dünyanın dört bir yanından insan var. Master sınıfımda Çinli, Rus, Amerikalı, Fransız, Senegalli, Yunanlı, Hintli gibi dünyanın dört bir yanından insanlar vardı.
Lcf’te bir projeden geçer not alamazsanız Referral diye adlandırılan yani o projeyi tekrardan yapmanız gereken bir uyarı alıyorsunuz. Size yaklaşık 1.5-2 ay sunuluyor yeniden yapmanız için; eğer 2. tesliminizde yine geçer not alamazsanız, o seneyi tekrarlamak durumundasınız veya Master öğrencisiyseniz mezun olamayıp, tekrardan tüm Master derslerini vermek zorunda kalıyorsunuz
Lcf’te nerdeyse her hafta bir konuk konuşmacı geliyor. Jimmy Choo’dan, editörlere, üst düzey satın almacılara ve moda fotoğrafcılarına kadar tüm öğrencilerin bu konuşmalara katılması tavsiye ediliyor.
Lcf bir moda okulu olduğu için modanın her alanıyla ilgili bir lisans/ yüksek lisans bölümü mevcut. Ben lisansta Fashion Design&Development okudum. Daha çok hazır giyim sektörüne yönelik moda tasarım ama sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir hazır giyim markalarıyla ilgili bir çok proje de yapıldı. Yaratıcılık ile ilgili derslerin yanı sıra oldukça teknik dersler de alıyorsunuz: Kalıp çıkarma, dikiş, drapaj, farklı makinaları kullanma, ütü bol bol karşınıza çıkanlardan.
Tasarım Okumak
-Tasarım okuyacaksanız sketchbook’a alışsanız iyi ederseniz. Yaklaşık 4 yıl boyunca sayısız kere sketchbook hazırlayacak ve her gün bu kelimeyi duyacaksınız.
Tasarım okumanın ekstradan bir çok maliyeti oluyor. Sketchbooklar, kumaşlar, resim malzemeleri - özellikle de final koleksiyonunuzu hazırlarken kumaşa verdiğiniz paraya şaşırabilirsiniz.
Lcf’te bir çok bölüme bağlı olarak bir çok farklı tipten öğrenci var. Modaya tutku duyup dikiş dikmekten keyif alan ama tasarıma, yeni şeyler üretmek konusu benlik değil diyenler Lisans Bespoke Tailoring bölümüne yönlenirken, Çizim yapmak istiyorum ama dikiş dikmek istemiyorum diyenler ise Fashion İllustration bölümüne yönlendiriliyor.
Türkiye’de sanılanın aksine, London College of Fashion Moda Tasarımı okurken çizimin çok da önemli olmadığını düşünür. Lcf’e göre bir tasarımcının harika resim yapmasının, çok güzel portre çizmesinin bir anlamı yok. Hem modaya ilgi duyan hem de harika çizim yapanları ise zaten Fashion İllustration adlı bölüme yönlendirir. Lcf bir tasarımcının çizim yapmasının sadece fikirlerini kağıda geçirebilmek açısından önem taşıdığı düşünür. Lcf e göre önemli olan çizimin ne kadar güzel olup olmadığı değil, kişinin ne kadar yaratıcı olduğudur ve bir şeyden ilham alıp ona farklı şeyler katıp fikirleri geliştirip geliştiremediğidir.
Tasarım okurken bol bol “design critic” adlı derse girersiniz. Bir masada sınıf arkadaşlarınız ve hocalarınızın oturduğu bir yerde herkes tek tek kendi projesini, ilham kaynaklarını ve çizimlerini gösterir. Saçmalamaktan korkmayın ama eleştiriye de açık olun.
Moda Yönetimi/ Moda Pazarlaması Okumak
Yüksek lisansa girmeden önce iş deneyimim yeteri kadar uzun olmadığından ve lisansta tasarım okuduğumdan bir sene Graduate Diploma in Fashion Management- GD- diye yüksek lisansa hazırlayan bir sene okudum. GD sınıfımda, arkadaşlarımın hepsi lisansta tasarım, hukuk, mühendislik gibi branşlar okumuş ama moda sektörünün business kısmında çalışmak isteyen insanlardı. Graduate Diploma size marketing nedir, moda endüstrisi nedirden başlayarak modanın business kısmına giriş kısmını yogun bir programla bir senede veriyor.
Graduate Diplomadan sonra yüksek lisans daha farklı bir sistemle işliyor ve süresi daha uzun. Graduate Diplomada Visual Merchandisingden, Marketing’e kadar daha genel ama daha basit seviyede bir eğitim alıyorsunuz. Masterlar ise daha konusunda uzman ve daha detaycı gelişmiş bir eğitim veriyor. Örnek vermem gerekirse GD marketingin tanımını yapmaktan başlatırken, yüksek lisans ise bazı teorileri ve temel bilgileri bildiğinizi varsayarak yenilerine odaklanıyor.
Moda yönetimi/pazarlama okurken, hoca size önümüzdeki derste konunun ne olacağını söyler, okunması gereken case study’i, cevaplanacak önemli soruları e-posta atar, kitaplarda okumanız gereken bölümleri belirtip, bir sonraki derste kimlerin o konuyla ilgili sunum yapacağını söyler. Derse istenilenleri yapmadan gelirseniz konuyu anlamanız çok zor olacaktır.
Moda tasarımı okurken bitirmek için bir koleksiyon hazırlamanız gerekiyor. Graduate Diploma'da bir yarı tez yazıyorsunuz, yüksek lisans da ise ister pratik odaklı bir tez istersenizse teorik odaklı bir tez yazmanız gerekiyor. Graduate Diploma'da benim tez konum duyulara dayalı marketingdi- özellikle de perakendede koku duyusuna odaklanmıştım. Yüksek Lisans tezimde ise hazır giyim markaları ve Youtube arasındaki ilişkiyi araştırmıştım.
Benim Lcf deneyimlerim kısaca böyleyken, hazır üniversite tercih döneminde University of the Arts London'ın son sınıf öğrencilerine sorarak çektiği " Üniversiteye yeniden başlayacak olsanız kendinize ne önerisi verirsiniz?" videosunu aşağıda sizlere ekliyoruz.
Modanın kalbinin attığı müze: Victoria & Albert Müzesi
Londra'da dünyanın en önemli moda müzelerinden olan Victoria& Albert müzesini daha yakından tanımaya ve geçmişten bugüne unutulmaz moda sergilerine göz atmaya ne dersiniz?
Londra'da bulunan Victoria & Albert Müzesi (V&A), yolu Londra'ya düşen herkesin British Museum'dan sonra adını en sık duyduğu, moda ve tasarım dünyasının ise "Kutsal Kasesi" kabul edilen bir yerdir. Mimari, Rönesans ve Asya sanatlarının yanı sıra, dünyanın en kapsamlı moda arşivine ev sahipliği yapar.
Kısa Bir Tarihçe: South Kensington'dan Kraliyet İsmine
1857 yılında kurulan müze, ilk açıldığında bulunduğu semtten dolayı "South Kensington Müzesi" olarak adlandırılıyordu. 1899'da Kraliçe Victoria ve eşi Prens Albert'in sanata olan tutkularına ithafen ismi Victoria & Albert Müzesi olarak değiştirildi. Bugün müze, sadece bir sergi alanı değil; tasarımcıların ilham aldığı, dev markaların iş birliği yaptığı ve modanın tüm süreçlerinin dökümante edildiği yaşayan bir merkezdir.
Kalıcı Koleksiyon: Kostüm ve Moda
Müzenin her daim ücretsiz gezilebilen "Kostüm ve Moda" bölümü, modanın 500 yıllık evrimini gözler önüne serer. 17. yüzyılın ihtişamlı korselerinden Vivienne Westwood’un punk devrimine, John Galliano’nun dramatik tasarımlarından çağdaş moda teknolojilerine kadar uzanan 75.000’den fazla parça bu koleksiyonun bir parçasıdır.
V&A Arşivinden: Belleklere Kazınan Eski Sergiler
V&A tarihinde öyle sergiler var ki, etkisi hala moda dünyasında konuşulmaya devam ediyor. İşte müzenin geçmişine damga vuran o efsanevi kürasyonlar:
Undressed: A Brief History of Underwear (2016-2017): İç giyimin cinsiyetler arası ayrımının tarih boyunca nasıl evrildiğini inceleyen bu sergi; Agent Provacateur ve La Perla gibi markaların tasarım süreçlerini korselerin tarihiyle birleştirmişti.
Horst: Photographer of Style (2014): Ünlü moda fotoğrafçısı Horst P. Horst'un retrospektifi, 30'lu ve 40'lı yılların Vogue ve Harper’s Bazaar ikonografisini sanatseverlerle buluşturmuştu.
The Glamour of Italian Fashion (2014): İtalyan modasının 2. Dünya Savaşı sonrasından günümüze gelişimini; Bulgari'den Armani'ye, işçilik ve kalite odağında ele alan eşsiz bir olanaktı.
Grace Kelly: Image of a Movie Star (2010): Monaco Prensesi’nin kişisel stilini, ikonik Kelly Bag’inden günlük eldivenlerine kadar bağışlanmış parçalarla inceleyen unutulmaz bir seçkiydi.
Güncel ve Rekor Kıran Yeni Nesil Sergiler
Müze, son yıllarda biletleri aylar öncesinden tükenen dev prodüksiyonlarla çıtayı daha da yukarı taşıdı:
Christian Dior: Designer of Dreams (2019): Müze tarihinin en çok ziyaret edilen sergisi olarak Dior’un 1947 "New Look" devriminden günümüze vizyonunu sundu.
Gabrielle Chanel: Fashion Manifesto (2023-2024): Chanel’in modern kadını yaratan stil kodlarını inceleyen devasa bir kürasyondu.
Naomi: In Fashion (2024-2025): İlk kez bir süpermodelin (Naomi Campbell) kariyeri bu kadar kapsamlı bir sergiyle bir müzede onurlandırıldı.
V&A Sadece Bir Müze Değil, Bir Eğitim Platformu
V&A’in moda dünyasına desteği sergilerle sınırlı değil. Müze, özellikle genç yetenekler için bir okul görevi görüyor. Her sene düzenlenen V&A Moda Festivali, sektör profesyonellerini (satın almacılar, tasarımcılar ve gazeteciler) 16-24 yaş arası gençlerle buluşturarak staj ve eğitim imkanları yaratıyor.
Ziyaretçiler İçin İpucu (2026)
Londra'ya yolunuz düşerse, kalıcı koleksiyonlar hala ücretsiz. Ancak büyük moda sergileri için mutlaka 2-3 ay öncesinden online bilet almanız gerekiyor. Müze üyeliği (Membership) ise, tüm sergilere sınırsız ve bilet sırası beklemeden giriş hakkı tanıdığı için modaseverlerin en karlı yatırımı olmaya devam ediyor.
Türkiye'de Moda Tasarım Bölümü Olan Üniversiteler
Türkiye'de Moda Tasarımı bölümü olan üniversiteleri sizin için listeledik.
Türkiye'de moda tasarım bölümü olan tüm üniversitelerin listesini derledik.
İstanbul'daki Öne Çıkan Moda Okulları
İstanbul, moda sektörünün kalbi olması nedeniyle en çok seçeneğin bulunduğu ilimizdir.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ): Türkiye'nin en köklü moda okuludur. Yetenek sınavı ile öğrenci alır. Ünlü mezunlar: Hatice Gökçe, Tuvana Büyükçınar, Özlem Kaya
Marmara Üniversitesi: Tekstil ve Moda Tasarımı konusunda çok güçlü bir akademik kadroya sahiptir. Ünlü Mezunlar: Özgür Masur, Özlem Süer, Burçe Bekrek
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ): Fashion Institute of Technology (FIT) ile ortak diploma programı sunar.
İstanbul Bilgi Üniversitesi: Uygulamalı bilimler odaklı modern bir eğitim sunar.
Yeditepe Üniversitesi: Sektörle güçlü bağları ve ünlü mezunlarıyla bilinir. Ünlü mezunlar: Nazlı Bozdağ, Nihan Peker, Giray Serpin
Diğer Üniversiteler: Altınbaş, Beykent, Haliç, Aydın, Kültür, Işık ve Nişantaşı üniversiteleri moda tasarımı eğitimi sunmaya devam etmektedir.
Ankara'daki Moda Okulları
Hacı Bayram Veli Üniversitesi (Eski Gazi Üniversitesi kadrosuyla)
Atılım Üniversitesi
Başkent Üniversitesi
İzmir
İzmir Ekonomi Üniversitesi: Türkiye'nin ilk moda tasarımı bölümlerinden biridir.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ): Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde köklü bir eğitim sunar.
Diğer İllerdeki Devlet Üniversiteleri
Eskişehir Anadolu Üniversitesi
Antalya Akdeniz Üniversitesi
Denizli Pamukkale Üniversitesi
Bursa Uludağ Üniversitesi
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yetenek Sınavı vs. Merkezi Yerleştirme: Bazı üniversiteler hala yetenek sınavı ile alırken, bazıları TYT/AYT puanı ile öğrenci kabul etmektedir. Başvuru yapmadan önce mutlaka güncel ÖSYM kılavuzunu kontrol edin.
Akreditasyon: Seçeceğiniz okulun uluslararası değişim programlarına (Erasmus vb.) açık olup olmadığını inceleyin.
Moda Okullarında Hayatta Kalmak İçin Öneriler
[vc_row][vc_column][thb_gap height="20"][vc_column_text]
Kendinize İlham Verecek Kişisel Kütüphanenizi Oluşturmaya Başlayın
Kitaplar fikir almak için eşsiz kaynaklardır. Evinizde size ilham verecek kendi kitaplığınızı kurmaya başlamak, size istediğiniz saatte fikirlerden faydalanma olanağı sunar. Kendi koleksiyonunuzu yapmaya başlamak size ilk başta pahalı gibi görünürse, 2. el kitapları çok uygun fiyatlara bulabileceğiniz sahaf ve internet sitelerinden yararlanabilirsiniz.
Sunum Yapmayı Arkadaşlarınızla Pratik Yapın
Sunum yaparken çoğu kişi kendini gergin hisseder, bunu yenmek ve kendinizi hazırlamak için okul sunumlarınızdan önce mutlaka arkadaşlarınıza sunum yapın.
Yakınınızdaki Vintage ve İkinci El Mağazaları Tanıyın
Vintage mağazalar araştırma ve ilham almak için harika yerlerdir. Geçmişte kumaşın, dikişin, işlemelerin ve silüetlerin nasıl kullanıldığını yakından keşfetmek gerçekten size çok şey katar.
Eleştiriyi Kişisel Algılamayın. Yapıcı Eleştiriler Sizin Gelişmeniz İçindir
Moda endüstrisi olumsuz eleştirilere takılı kalmamanız gereken bir yerdir. Bu endüstride çalışmak istiyorsanız üzüldüğünüzü, kırıldığınızı belli etmemeniz ve eleştiriyi nasıl işinizi geliştirmeye uyarlayabileceğinizi öğrenmeniz gerekir. Unutmayın, eleştirinin amacı yaptığınız işi geliştirmektir.
Kalıplarınıza Dikiş Payı Eklemeyi Unutmayın
Dikiş payını daha kalıbın ilk aşamasında ekleyin, kumaşı kesmeden tebeşirle eklemek yerine çok daha pratikolacaktır.
Çalışmalarınızı ortada bırakmayın
Moda bölümleri/ moda okulları rekabetin yüksek olduğu yerler ve her ne kadar sınıf arkadaşlarınızla çok iyi anlaşsanız da yaptığınız çalışmaları siz yokken ortada bırakıp gitmeyin, döndüğünüzde bıraktığınız yerde olmayabilir.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
Modanın Kutsal Kitabı: Vogue
Vogue nasıl "modanın kutsal kitabı" oldu? Anna Wintour, Diana Vreeland ve Vogue Business'ın kuruluşuyla değişen moda yayıncılığı.
Moda dünyasında pek çok dergi var, ancak sadece biri "Modanın Kutsal Kitabı" olarak anılıyor. 1892’den bugüne, bir asırdan fazla süredir trendleri sadece takip etmekle kalmayıp onları bizzat yaratan Vogue, bir yayından çok daha fazlası; küresel bir güç odağı.
Gelin, bu büyüleyici serüvenin dönüm noktalarına ve moda tarihini değiştiren o keskin virajlara birlikte göz atalım.
1892: Mütevazı Bir Başlangıç
Vogue, 1892 yılında New York sosyetesinin önemli isimlerinden Arthur Baldwin Turnure tarafından haftalık bir gazete formatında kuruldu. İlk hedef kitlesi New York’un "üst yüzde biri" idi. Moda kadar sosyal görgü kuralları, tiyatro ve kitap yorumlarına da yer veren bu yayın, elit tabakanın yaşam rehberiydi.
1909: Condé Nast Devrimi
Efsanevi yayıncı Condé Montrose Nast, Vogue’u satın aldığında dergi için her şey değişti. Nast, sayfaları 30’dan 100’e çıkardı ve derginin rotasını tamamen kadın modasına çevirdi. Nast’ın en büyük başarısı ise Vogue ismini tek başına bir marka haline getirip onu uluslararası bir ağa (İngiltere 1916, Fransa 1920) dönüştürmesi oldu.
1913: Fotoğrafın İllüstrasyona Galibiyeti
Moda fotoğrafçılığı kavramı Vogue sayfalarında doğdu denilebilir. 15 Ocak 1913’te heykeltıraş Gertrude Vanderbilt Whitney’nin Baron Adolphe de Meyer tarafından çekilen karesi, taşları yerinden oynattı. O güne kadar net ve statik olan karelerin yerini; flu, sanatsal ve atmosferik bir bakış açısı aldı. Artık elit olmanın yeni simgesi, "Bir Meyer karesinde Vogue’a poz vermek"ti.
1960’lar: Diana Vreeland ve "Yaratıcı Deha"
1962-1971 yılları arasında Vogue Amerika’nın başında olan Diana Vreeland, dergiyi sadece sosyetenin aynası olmaktan çıkarıp bir hayal dünyasına dönüştürdü.
Keşifleri: Twiggy’yi keşfeden ve Jackie Kennedy’nin stil danışmanlığını yapan oydu.
Avedon Etkisi: Richard Avedon ile kurduğu ortaklık, modanın fotoğrafçılıkla olan sanatsal bağını en üst seviyeye taşıdı.
1988: Anna Wintour ve Altın Çağ
Yıllardan 1988; Anna Wintour yayın yönetmeni koltuğuna oturur ve modanın çehresini sonsuza dek değiştirir.
İlk Devrim: İlk kapağında 50 dolarlık bir Jean pantolon ile yüksek moda (high-fashion) bir ceketi kombinleterek "High-Low" modasını başlattı.
Ünlü Kültürü: Modeller yerine Madonna gibi ünlüleri kapağa taşıyarak derginin satışlarını ve popüler kültürdeki etkisini %40 artırdı.
Rekor: 2004 Eylül sayısı, 832 sayfalık hacmiyle yayıncılık tarihine geçti.
2017 - 2024: Edward Enninful ve "Yeni Vogue"
Moda dünyası 2017'de British Vogue’un başına Edward Enninful’un geçmesiyle büyük bir kırılma yaşadı. Enninful; çeşitlilik (diversity), kapsayıcılık ve aktivizm kavramlarını Vogue’un merkezine yerleştirdi. Artık dergi sadece kıyafetleri değil, sosyal değişimi de temsil ediyordu.
2019 ve Sonrası: Vogue Business ile "Veri" Çağı
Vogue, 2019 yılında belki de tarihinin en radikal kararlarından birini vererek Vogue Business’ı kurdu. Bu hamleyle dergi, podyumların ışıltısından çıkıp tekstil fabrikalarına, yapay zeka laboratuvarlarına ve borsa grafiklerine girdi.
Profesyonellerin Rotası: Artık sadece "ne giyeceğimizi" değil, "sektörün nereye gittiğini" de Vogue söylüyor. Vogue Business; sürdürülebilirlik, arz-talep zinciri ve dijital moda gibi teknik konuları işleyerek moda dünyasının B2B (şirketler arası) iletişim merkezi oldu.
Küresel Bir Akıl: Londra merkezli bu yapı, Çin pazarından metaverse trendlerine kadar her şeyi analiz ederek tasarımcılar ve girişimciler için vazgeçilmez bir rehbere dönüştü.
2025 - 2026: Bir Devrin Sonu ve Yeni Nesil Vogue
Moda yayıncılığının en büyük "depremi" ise geçtiğimiz süreçte yaşandı. 30 yılı aşkın süredir Vogue’un sarsılmaz lideri olan Anna Wintour, günlük editörlük koltuğunu yavaş yavaş yeni isimlere devrederek daha global ve stratejik bir role (Chief Content Officer) evrildi.
Chloe Malle Etkisi: Derginin sosyal ve kültürel dokusunu en iyi bilen isimlerden biri olan Chloe Malle, Vogue’un yeni dönemindeki en güçlü figürlerden biri haline geldi. Özellikle "The Run-Through with Vogue" podcast’i ile derginin sesini dijitalde her hafta milyonlara ulaştıran Malle, Vogue’un o eski "ulaşılamaz" ve "soğuk" duvarlarını yıkarak daha samimi, çok sesli ve hikaye anlatıcılığına dayalı bir yayıncılık anlayışı getirdi.
Yeni Vizyon: Bu değişim, Vogue’un sadece bir "stil kataloğu" değil, aynı zamanda yaşayan, tartışan ve toplumsal olaylara tepki veren bir medya platformuna dönüşmesini hızlandırdı. Anna’nın mirası üzerine inşa edilen bu yeni dönemde, dergi artık çok daha genç, dinamik ve dijital odaklı bir dil konuşuyor.
Bugün Vogue, sadece kağıt üzerinde değil; Vogue World gibi devasa canlı etkinlikleri, dijital abonelik sistemleri ve sektörel raporlarıyla yaşıyor. Anna Wintour artık sadece bir editör değil, Condé Nast’ın Küresel İçerik Direktörü olarak tüm dünya edisyonlarını yönetiyor. Vogue, 130 yıl sonra bugün de modanın sadece kıyafet değil, milyarlarca dolarlık devasa bir endüstri olduğunu hatırlatmaya devam ediyor.
Moda Severlere Ilham Kaynağı Olan Filmler
Moda filmleri festivali başlamak üzere...peki moda ikonları yaratan filmleri hatırlıyor musunuz?
Sinema ve moda arasındaki o kopmaz bağı incelediğimiz bu rehberde; klasik Hollywood’dan modern başyapıtlara, tasarımcıların moodboard'larından hiç düşmeyen 15 ikonik durağa uğruyoruz.
1. Breakfast at Tiffany’s (1961) – Audrey Hepburn
Detay: Bu film sadece bir "Küçük Siyah Elbise" hikayesi değil, bir markanın doğuşudur. Audrey Hepburn ve Hubert de Givenchy 1954'te Sabrina setinde tanıştıklarında, Givenchy aslında başka bir "Hepburn" (Katharine) bekliyordu. Ancak bu yanlışlık, moda tarihinin en büyük dostluğunu doğurdu.
İkonik Parça: Siyah saten Givenchy elbise, Oliver Goldsmith güneş gözlükleri ve Tiffany & Co. incileri.
Neden Önemli? Dior’un korseli ve ağır "New Look" akımından sonra, modada modern ve minimal zarafetin ilk global manifestosudur.
2. American Gigolo (1980) – Richard Gere
Detay: Eğer bugün Giorgio Armani diye bir dünya devinden bahsediyorsak, bunu Julian Kaye karakterine borçluyuz. O döneme kadar erkek takımları sert vatkalı ve ağırdı.
Teknik Detay: Armani, ceketlerin içindeki sert telaları ve vatkaları çıkararak "Unstructured" (Yapısız) ceketi icat etti.
O Meşhur Sahne: Richard Gere’in yatağa gömleklerini, kravatlarını ve ceketlerini dizip renk kombinasyonu yaptığı o sahne, erkek modasında "kombin" kavramının miladıdır.
3. Annie Hall (1977) – Diane Keaton
Detay: Woody Allen’ın bu klasiğinde Diane Keaton, kostüm tasarımcısı Ruth Morley’e rağmen kendi gardırobunu kullandı.
Stil Sırrı: Keaton, o dönem Soho sokaklarındaki "cool" kadınlardan esinlendiği yelekleri, yüksek bel Ralph Lauren pantolonları ve kravatları filme taşıdı.
Etkisi: "Androjen şıklık" akımı bu filmle sokağa indi. 40 yıl sonra bugün hala "Annie Hall Style" moda literatüründe bir başlıktır.
4. Nocturnal Animals (2016) – Amy Adams
Detay: Yönetmen koltuğunda bir moda dehası olan Tom Ford oturunca, her sahne bir sanat eserine dönüşüyor.
Görsel Dil: Filmde Amy Adams’ın canlandırdığı Susan karakterinin stili, onun duygusal izolasyonunu simgeler. Steril, kusursuz ve son derece pahalı bir "zırh" gibi...
Renk Paleti: Yeşil ipek elbiseler, bordo tonları ve Tom Ford’un o imza keskin gözlükleri, modern lüksün sinemadaki en rafine karşılığıdır.
5. I Am Love & A Bigger Splash – Tilda Swinton
Detay: Yönetmen Luca Guadagnino ve Tilda Swinton, modayı bir anlatım dili olarak kullanır.
I Am Love: Raf Simons’un Jil Sander dönemi tasarımları kullanıldı. Tilda'nın monokrom elbiseleri, onun aristokrat Milanlı kimliğini "sessiz lüks" ile vurgular.
A Bigger Splash: Simons bu kez Dior'un başındaydı. Tilda’nın "rock-star" şıklığı; uçuşan Dior gömlek elbiseleri ve aynalı gözlükleriyle tam bir Akdeniz rüyasıdır.
6. The Royal Tenenbaums (2001) – Gwyneth Paltrow
Detay: Margot Tenenbaum karakteri, Wes Anderson’ın en büyük moda mirasıdır.
İş Birliği: Kostüm tasarımcısı Karen Patch, Margot’nun o meşhur vizon paltosunu çizip Fendi’ye özel olarak ürettirdi.
İkonik Detay: Lacoste tenis elbisesi altına giyilen loaferlar ve bir adet toka... Bu kontrast, 2000'lerin başındaki "preppy" stilini yeniden tanımladı.
7. Atonement (2007) – Keira Knightley
Detay: Jacqueline Durran tarafından tasarlanan zümrüt yeşili elbise, sinema tarihinin en ikonik kostümlerinden biri seçildi.
Teknik Başarı: Elbisenin sırt dekoltesi ve kumaşın ışığı yansıtma şekli, 1930'ların ruhunu modern bir seksapelle birleştiriyor. Tasarımcılar hala bu "yeşil" tonuna "Atonement Green" diyor.
8. The Misfits (1961) – Marilyn Monroe
Detay: Marilyn Monroe'yu hep uçuşan beyaz elbiselerle hatırlarız ama bu filmde o bir Jean (kot) ikonudur.
Etkisi: Marilyn’in yüksek bel Levi’s kotu ve beyaz erkek gömleğiyle yarattığı o doğal ama çarpıcı görüntü, jean pantolonun kadın gardırobundaki yerini sağlamlaştırdı.
9. Almost Famous (2000) – Kate Hudson
Detay: Penny Lane’in o içi kürklü, kocaman yakalı süet kabanı, kostüm tasarımcısı Betsy Heimann tarafından bir bitpazarından bulunan vintage bir parçadan esinlenerek yapıldı.
Trend: 70'lerin "Boho-Chic" akımını her kış yeniden canlandıran yegane film budur.
10. Basic Instinct (1992) – Sharon Stone
Detay: Catherine Tramell karakterinin o meşhur sorgu sahnesindeki beyaz yün elbisesi, minimalizmin nasıl bir silah olabileceğini gösterdi.
Tasarım: Ellen Mirojnick, Sharon Stone'u tepeden tırnağa beyaza boyayarak, onu hem ulaşılmaz hem de tehlikeli bir "femme fatale" haline getirdi.
11. Bonnie and Clyde (1967) – Faye Dunaway
Detay: 1930'ların depresyon dönemini anlatan film, yayınlandığı 1967 yılında tüm dünyada "Beret" (bere) satışlarını patlattı.
İlham: Faye Dunaway’in midi etekleri ve ipek boyun bağları, bugün hala koleksiyon hazırlayan tasarımcıların masasında durur.
12. The Great Gatsby (1974) – Mia Farrow
Detay: 2013 versiyonu (Prada iş birliği) çok daha pırıltılı olsa da, 1974 versiyonundaki Ralph Lauren dokunuşları modanın kalbinde başka bir yere sahiptir.
Stil: Beyaz takım elbiseler ve "Flapper" elbiselerin en saf, romantik halidir.
13. Desperately Seeking Susan (1985) – Madonna
Detay: Bu filmde Madonna aslında kendini oynuyordu.
Devrim: Kat kat takılar, dantel eldivenler ve vintage ceketlerle sokak modasının "yüksek modaya" kafa tutuşunun ilk belgesidir.
14. Rear Window (1954) – Grace Kelly
Detay: Efsanevi tasarımcı Edith Head'in şaheseridir. Grace Kelly'nin her sahneye farklı bir şıklıkla girmesi ("Benim için bu sadece bir çanta değil, bir servet" repliğiyle beraber), yüksek cemiyet modasının zirvesidir.
15. Gilda (1946) – Rita Hayworth
Detay: Rita Hayworth'ın siyah saten elbisesi ve uzun eldivenleriyle yaptığı performans, "Hollywood Glamour" teriminin sözlük karşılığıdır. Jean Louis tarafından tasarlanan bu elbise, modanın "yasaklı ve çekici" yanını temsil eder.
2026 Notu: > Eğer bu filmlerden aldığınız ilhamla harekete geçmek isterseniz; bu yıl 9-19 Nisan 2026tarihleri arasında gerçekleşecek olan 45. İstanbul Film Festivali’ndeki kostüm odaklı seçkileri kaçırmayın. Ayrıca, moda ve sinema tutkusunu birleştiren Fashion Film Festival Istanbul (FFFI)’ın bu yıl Kasım ayı sonunda (tahminen 27-28 Kasım 2026) gerçekleşmesi bekleniyor. Ajandalarınıza şimdiden not edin!
İzlemeniz Gereken 10 Moda Belgeseli
Havalar soğumaya başladı, tam film zamanı. Biz de sizlere keyifli bir haftasonu için moda dünyasının en başarılı insanlarının hayatına göz atabileceğiniz bir belgesel listesi hazırladık.
Moda dünyası sadece podyumlardan ve ışıltılı dergi sayfalarından ibaret değil. İşte vizyonunuzu değiştirecek, kütüphanenizde mutlaka bulunması gereken 10 moda belgeseli:
1. In Vogue: The 90s (2024)
Modanın popüler kültürle evlendiği efsanevi 90'ları anlatan bu yeni seri, Kate Moss ve Naomi Campbell gibi isimlerin bizzat anlatımıyla listenin zirvesinde.
2. Valentino: The Last Emperor (2008)
Geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz moda dünyasının son gerçek "imparatoru" Valentino Garavani’ye bir saygı duruşu niteliğinde. Valentino’nun kusursuzluk tutkusunu, meşhur "Valentino Kırmızısı"nın doğuşunu ve iş ortağı Giancarlo Giammetti ile olan yarım asırlık bağını anlatan bu belgesel, bir devrin kapanışını anlamak için bugün her zamankinden daha önemli.
3. High & Low: John Galliano (2024)
Galliano’nun yükselişini, büyük düşüşünü ve Maison Margiela ile geri dönüşünü anlatan sarsıcı bir yapım. Yetenek ve kefaret üzerine derin bir analiz.
4. McQueen (2018)
Alexander McQueen’in yaratıcılığının sınırlarını ve trajik sonunu anlatan bir başyapıt. Onun şovlarının neden sadece "kıyafet sunumu" değil, birer sanat performansı olduğunu gösteriyor.
5. Martin Margiela: In His Own Words (2019)
Gizemli tasarımcı Martin Margiela'nın hikayesi. Tasarımın felsefesini ve "görünmezliği" bizzat kendi sesinden dinlemek paha biçilemez bir tecrübe.
6. The True Cost (2015)
"Hızlı Moda" sisteminin dünyaya ve insanlara verdiği zararı anlatan bu yapım, sürdürülebilirliğin neden bir zorunluluk olduğunu kanıtlıyor.
7. Dior and I (2014)
Raf Simons’un Christian Dior’daki ilk koleksiyonu için verdiği 8 haftalık yarış. Atölyedeki (atelier) zanaatkarların inanılmaz emeğine bir övgü.
8. The September Issue (2009)
Anna Wintour ve Grace Coddington arasındaki yaratıcı çatışma... Moda yayıncılığının zirvesinde işlerin nasıl yürüdüğünü görmek isteyenler için bir klasik.
9. IRIS (2014)
Moda dünyasının "nadir kuşu" Iris Apfel’in ilham verici hayatı. Stil ikonu olmanın yaşla değil, ruhla ilgili olduğunun renkli bir kanıtı.
10. Bill Cunningham New York (2010)
Sokak stilini yaratan, mavi işçi ceketi ve bisikletiyle Manhattan sokaklarını fotoğraflayan Bill Cunningham'ın hayatı. Modanın sokaktaki ruhu.
Moda Okulumu Nasıl Seçtim?
Bir okul sizi değiştirmelidir. Bu değişim kariyerinizi tasarlarken sizi bir adım öteye götürmelidir.
[su_spacer]Moda sektörüne giriş yaptığım dönemi anlattığım ilk yazımdan sonra sıra 2004 senesinde master için gideceğim okula karar verme sürecime geldi.Birçok kişinin yaptığı gibi ben de önce internetten araştırma yaptım. Ardından arkadaşlarıma moda okuyan tanıdıkları var mı diye sordum. 2004 yılında Türkiye'de moda okumak çok konuşulan bir konu değildi. İtalya'da okumak istiyordum ve moda yönetimi konusunda iki okul benim için öne çıkmıştı: Bocconi ve Polimoda. İlk iş olarak ikisine de başvurdum.
“Tasarım karar almak değilse nedir? ” Henry Petroski
Ardından uçağa atlayıp okuyacağım okulları yerinde görmek ve havayı koklamak istedim. Önce Milano'ya ardından da Floransa'ya gittim. İki okulu da gezip öğrenciymişim gibi hissetmeye çalıştım. Kendime şu soruları sordum:
- Hangi okulun atmosferi, ders içeriği ve öğrenci profili beni geliştirir, değiştirir ve yapmak istediğim işe başlamam için gerçek bir değer yaratır?
- Hangi okulda eğlenirim (okul aynı zamanda eğlenceli de olmalı, o günler geri gelmiyor)
Bir okul sadece ders içeriği ile değil aynı zamanda bulunduğu şehir, öğrenci seçimi ve öğretim metodolojisi ile de değerlendirilmelidir. Hiçbir öğrenci tek başına öğrenmez, öğrenemez. Eğitim bir grubun beraber değer yaratması ile mümkündür, bu nedenle sizi besleyeceğine inandığınız atmosferi bulmadan araştırmanızı sonlandırmayın.Bir okul ayrıca sizi değiştirmelidir. Bu değişim kariyerinizi tasarlarken sizi bir adım ileri götürmelidir.Ben Polimoda'da okumaya karar verdim. Neden mi? Öncelikle SDA Bocconi Moda yönetimi bölümünün ders içeriği MBA ders içeriğine çok yakındı ve ben zaten İşletme okuduğum için bunun doğru seçim olmadığını düşündüm. Polimoda'nın kapısından girdiğim andan itibaren kendimi o ortamla bütünleşmiş hissettim. Koridorları podyum, sınıfları atölye olmuş bir okuldu Polimoda. Ben tam da buna hasrettim. Ayrıca Polimoda hem daha kısa sürüyor hem de zorunlu staj yaptırıyordu. Floransa'da tekstil ve moda sektörüyle işbirliği içinde olduğu için daha çok fırsat sunabileceğini düşünmüştüm. Bu durumun iş hayatına geçişte bana destek olacağını öngördüm, ve gerçekten de oldu.Ekim 2004'de Polimoda'da "Master in fashion marketing and merchandising" bölümüne girdim ve Mayıs 2004'de mezun oldum. Mezun olmamız için gereken stajı bulmakta okul bize destek olmuştu. Toplamda üç görüşmenin ardından iki staj teklifi geldi. Bir tanesi görsel düzenleme üzerineydi diğeri de mağaza yönetimi üzerine La Rinascente Milano'daydı. İki şirket de Vakko ismini tanıdıkları için şanslıydım, tecrübemi değerlendirmek istemişlerdi.Okul seçiminin çok önemli olduğunu kariyerim ilerledikçe farkettim. Hiçbir zaman sektöre yabancı kalmadım, staj ardından hemen iş buldum ve okul arkadaşlarımın büyük kısmı çok iyi yerlere geldiler. Yıllar içinde birbirimize destek olacağımız bir network oluşturduk. 2014 Ekim'inde, 11 sene sonra Polimoda'ya misafir hoca olarak gittiğimde o günlere döndüm, tecrübemi paylaşmak çok keyifliydi.Sizin seçiminiz de tamamen kişisel olacaktır. Okul seçiminizi "Şu sirket en çok bunun mezunlarını işe alıyor" diyerek yapmayın, bunu göz önüne alın ama kararınızı buna bağlamayın.Bu yazının amacı bir okulu öne çıkarmak değil daha çok kişisel tercihimi etkileyen kriterleri paylaşmaktı. Siz de kriterlerinizi belirleyin.Özetle tavsiyelerim şunlar:
- Okul seçimini sadece ders içeriğine bakarak yapmayın. Öğretmen kadrosunun sektöre yakınlığı, eski ve yeni öğrenci profili ve girdikleri işler ayrıca bulunduğu şehir ve şehrin moda ile ilişkisi çok önemli.
- Hemen okula başlamak zorunda değilsiniz, tecrübe ile başlamak her zaman daha iyidir. Doğru okul ve doğru zaman olması önemli.
- Master eğitimi meslek seçimi ile doğrudan ilgilidir. Sizi sektöre sadece hazırlamakla kalmayacak aynı zamanda yolunuzu yapmanıza yardım edecek okulu bulun. Bu eski öğrenciler vasıtasıyla da olabilir (Mezun birlikleri var mı mutlaka kontrol edin)
- Okula kaydolmadan önce gidip gezin ve çekinmeden öğrencilerden birini durdurup "Okuldan memnun musun?" diye sorun. Bunu yapamazsanız Linkedin'de ya da tanıdıklarınız aracılığıyla referans bulmaktan kesinlikle çekinmeyin.
- İş bulmak için mezun olmayı beklemeyin. Sektöre hazırlanıyorsanız, okulla birlikte hazırlığınız başlamış demektir. CV göndermeye hemen başlayın, okuldaki sektör temsilcilerine kendinizi tanıtın. Aklınız hala karışıksa zamanınızı herkesle sohbet edip bilgi edinerek geçirin. Sosyalleşin.
- Yurtdışında iseniz, ben burda iş bulamam nasıl olsa diyerek kendi kendinize cesaretinizi kırmayın. Savaşın.
- Eğlenin!
Sorularınız veya yorumlarınız için asli@modakariyeri.com adresine email atabilirsiniz.