Zorlukları ve Güzellikleriyle "Moda Editörü" Olmak
Her mesleğin kendine göre güzellikleri ve zorlukları var. Son zamanların favori mesleklerinden biri haline gelen “moda editörlüğü”nü artıları ve eksileriyle incelemeye ne dersiniz?
Her mesleğin kendine göre güzellikleri ve zorlukları var. Ancak mesleğinizin isminde “moda” kelimesi geçiyorsa sizin işinizin biraz daha keyifli olduğunu söyleyebiliriz. Son zamanların favori mesleklerinden biri haline gelen “moda editörlüğü”nü artıları ve eksileriyle incelemeye ne dersiniz?
Önce güzel şeylerden bahsedelim...
Yeni Yer Keşifleri
Stüdyolar bir yana, dış çekimlerinin yeri bir başka, özellikle de yurtdışında gerçekleşenlerin. Bir düşünsenize hanginiz işiniz için yepyeni yerler keşfetmek istemez?
Modayı Yakından Takip Etme Kolaylığı
Modaya ilginiz “modayı takip ediyorum” cümlesinden daha ileriyse bu iş tam size göre! Herkesin katılamayacağı seminerler, moda haftaları gibi etkinliklere katılmanın yanı sıra çok özel dergi ve moda kitapları da bu meslektekiler için çok daha ulaşılabilir noktada. Sonuçta mesleğinizde gelişmek için takip etmeniz gereken sektör oldukça eğlenceli.
Moodboard Hazırlığı
Moda editörlüğünün en kreatif sürecine hoşgeldiniz. Yapcağınız çekimlerin stylingine karar vermenizde moodboardların rolü büyük. Size ilham veren çalışmaların ya da her şeyin yer alabileceği bu boardlarla yaratıcılığınızı beslemek gerçekten bu mesleğin en keyifli kısımlarından diyebiliriz. Hem bu sayede sürekli yeni şeyler keşfetmek de mümkün.
Yeni İnsanlarla Tanışma
Bu meslekte çevrenin önemi oldukça fazla! Ne kadar bağlantı o kadar çok tanınırlık ve o kadar çok iş demek. Bu işin keyifli tarafıysa sürekli yeni insanlarla tanışmak. İnanın çevrenizde tanıyacağınız herkes oldukça eğlenceli kişiler olabilir.
Dergilerde Yer Almak
Bu işin hem zorluğu hem de güzelliği sayılabilecek bir konu! “Moda editörü ne yapar?” diye soranlara işinizi anlatmakta zorluk çekebilirsiniz. Bu durumu güzelleştiren ise bu soruyu soranlara dergi sayfasındaki isminizi ve çekimizi göstererek cevap vermek. Dijital dünya ne kadar ilerlese de elinize dergi alıp bakmanın, sayfaları tek tek çevirmenin keyfi daima kalıcı.
Ortaya Çıkan İşin Güzelliği
İşin en haz veren bir diğer kısmı ise ortaya çıkan sonuç. Dergilerde, reklamlarda ya da bir ünlünün stilinde kendi emeğinizi görmek bu işin en özel anı.
Öncelik Sırası
Lansmanlar ve davetlerle birçok ürüne herkesten önce sahip olma üstünlüğü hatta bazen de hediye mutluluğu işte moda editörlüğünün küçük ama etkili güzellikleri...
Sevdiğin İşi Yapmanın Mutluluğu
Moda editörü olmanın en güzel tarafı, hiç şüphesiz sevdiğiniz işi yapıyor olmak. Çünkü 7/24 hayatınızdan beslenen ve yaşamınızla içiçe geçen bu iş sevmeden yapılamaz. Ve unutmayın yapmayı sevdiğiniz şey mesleğiniz haline geldiyse şanslı kişilerden birisiniz!
Bu mesleğin de zorlukları yok değil tabii...
Zorlu Hava Şartları
Dış çekimlerde hava şartları biraz zorlayıcı olabilir. Yazın sıcakta yanarak kışın da soğukta üşüyerek geçecek bir çekim günü için kendinizi iyi hazırlayın.
Uzayan Çekim Saatleri
Bir iş ilanında “esnek çalışma saatleri maddesi” varsa mesaiyle sıkı bir ilişkiniz olabilir. Ancak bir moda editörüyseniz esnek çalışma saatleri uzun süren çekimlerin olmazsa olmazı diyebliriz.
Son Söz Onlarda
Her ne kadar kendi çalışma tarzınız olsa da markalar ya da ünlüler için yapılan styling’lerde son söz daima onlara aittir. Burada hayat kurtaran çalışma şeklinin sırrı kendi tarzınızı karşı tarafın isteklerine göre yorumlayabilmekten geçiyor.
Ürün Toplama Aşaması
Bu kısım genelde moda editörlerinin asistanlarına aittir. Oluşturulan moodboard doğrultusunda brief’lerle mağazalara giderek doğru ürünlerin seçilmesi ve çekim alanına götürülmesi. Tabii bu süreçte mağazalarla iletişime geçilmesi de en önemli konulardan biri işte burada çevre oldukça önemli!
Uzun Süreli Asistan
Asistanlık sürecinde şartların zor olması moda editörü için sürekli yeni asistan arayışını beraberinde getiriyor. İş bitiren, sorumluluk sahibi ve dikkatli çalışan bir asistan bulduğunuzda en önemli konu sizinle uzun süre çalışmasını sağlamak oluyor. Şunu hatırlatmak gerekir ki hiçbir iş kolay değildir, hele ilk işlerde ekstra çaba ve özveri şart!
Ödeme Şekli
Düzenli maaş beklentiniz varsa moda editörlüğü gibi meslekler için en doğru adres dergiler. Ancak bu meslekte tek bir yere bağlı kalmak yetmez; kendinizi geliştirmek ve çevrenizi genişletmek için freelance işler oldukça önemli. Bu noktada da yaptığınız işlerin ödeme sürelerinin esnek olduğunu bilmenizde fayda var.
Ürünlerin Alındığı Şekilde Teslimi
Tasarımlarını beğendiğiniz mağazalardan sürekli ve sorunsuz bir şekilde ürün aldığınız ürünleri çekim sonrasında aynı kalitede teslim etmeniz önemli. Ayakkabı altlarının temiz kalması için kaplanmasından elbiselerin kuru temizlemeye bırakılmasına kadar tüm sorumluluk sizde!
Sektördeki Rekabet Ortamı
Her meslekte olduğu gibi moda editörleri arasında da rekabet oldukça fazla. Özellikle insan ilişkilerinin ön planda olduğu bu meslekte rekabet ortamınız sürekli değişebilir. Tabii mesleğin giderek popülerleşmesi de bu alandaki rakiplerinizin artmasındaki en önemli sebeplerden biri.
Bu zorluk ve güzelliklere daha birçok madde eklemek mümkün olsa da, modayla uğraşmanın keyfi bir başka!
Zeynep İlkay
Ne Kadar Moda Konuşabiliyorsunuz?
Bugün ne kadar iyi ve farklı tasarımlar yapıyor olursanız olun, konuşamayan bir markaysanız olmak istediğiniz yere bir türlü gelemezsiniz. Özellikle moda ve lüks markaları için moda dili diye bir gerçek olduğunu düşünecek olursak; iyi seviyede moda konuşmak şart!
Bugün ne kadar iyi ve farklı tasarımlar yapıyor olursanız olun, konuşamayan bir markaysanız olmak istediğiniz yere bir türlü gelemezsiniz. Özellikle moda ve lüks markaları için moda dili diye bir gerçek olduğunu düşünecek olursak; iyi seviyede moda konuşmak şart!
Tasarımlardan marka hikayesine kadar her detayda aynı dil bütünlüğünü sağlamak ve moda gündemini yakalayarak güncel kalmak markalar için olmazsa olmazlardan. İşte tam bu noktada ajanslar devreye giriyor. Bugün birçok marka pr, sosyal medya ve reklam konularında ajanslara bağımlı durumda. Markayı çok iyi anlayan ve beklentiyi en iyi şekilde karşılayan ajanslar, markalar için oldukça değerli hatta bulunmaz Hint kumaşı bile diyebiliriz.
Moda sektöründe bu durum biraz daha farklı. İyi ajansların listesi “moda dili” filtresinden geçince seçenekler oldukça azalıyor. Çok severek izlediğiniz çikolata reklamları ya da çok yaratıcı olmuş dediğiniz birçok reklamın fikir yuvası ajanslar, söz konusu moda olunca işe biraz uzak kalabiliyor.
Neyse ki bu konuda markalar ve ajanslar için de çok pratik bir çözüm var: Moda Editörleri! Yazma tutkusunu moda ile birleştiren bu kişiler markalar ve ajanslar arasında köprü görevini rahatlıkla üstlenebiliyor.
Bir marka için bünyesinde kendi editörünü bulundurmanın en büyük artısı; markayı iyi tanıyan ve hem şirket içine hem de ajanslara bu konuda destek verebilen birisi olması. Bu sayede ajanslara verilen revizelerin giderek azalacağından emin olabilirsiniz.
Ajanslar için de durum pek farklı değil, metin yazarı seçerken birlikte çalışılan markaların sektörleri oldukça önemli. Özellikle moda ve lüks markaları, ajansınızın en değerli müşterileri ise bünyenizdeki metin yazarlarının moda diline hakim olması şart! Bu konuyu çoktan gündem haline getirmiş olan, hatta ekibinin bir kısmını sadece bu tarz müşteriler için özel olarak oluşturan ajanslar da yok değil tabii. Siz de diğer ajanslar arasından sıyrılıp ilk tercih sebebi olmak istiyorsanız müşterilerinize bu tarz yöntemlerle kendilerini özel hissettirmeyi mutlaka denemelisiniz.
Türkiye’deki moda ve lüks sektöründe henüz çok yaygın olmasa da bünyelerinde kendi editörlerini bulundurmanın artıları oldukça fazla. Editörler için de yepyeni bir çalışma alanı yaratan bu pozisyon, ajans ve marka ilişkileri için çok daha verimli ve yenilikçi bir yaklaşım.
Moda konuşabilmenin öneminin giderek arttığı günümüzde moda diline hakim olmak istiyorsanız, bu konuda sözlük görevi gören kitaplar olmazsa olmazlardan. Ayrıca dergiler ve gündemi yakından takip eden ünlü markaların sosyal medya hesapları da size rehberlik etmeye hazır.
Birkaç öneri isterseniz işe bu kitaplardan başlayabilirsiniz...
Yazan: Zeynep İlkay
Moda Sektöründe Çalışmak İstediğinizi Yakınlarınıza Açıklamanın Yolları
Ister Türkiye’de, ister başka bir yerde olsun, moda sektöründe çalışmak istediğimizi ailemize söylemek ve onların anlamalarını beklemek çoğumuz için kolay olmamıştır. Bir sonraki sefer size neden bu alanda çalışmak istediğiniz sorulursa, aşağıdaki sebepleri rahatlıkla söyleyebilirsiniz.
Ister Türkiye’de, ister başka bir yerde olsun, moda sektöründe çalışmak istediğimizi ailemize söylemek ve onların anlamalarını beklemek çoğumuz için kolay olmamıştır. “Ben moda tasarımcısı olmak istiyorum”- bu cümleyi duyan çoğu aile endişenin yanı sıra sektörü tanımadığı için kafa karışıklığı da hisseder. Sadece aileler de değil, günümüzde toplum içinde “moda gazetecisi olmak istiyorum” gibi bir cümleye verilen tepkiler mesleğin ne olduğunu anlamamaktan, işi küçümsemeye ve hatta bencilce görmeye kadar gidiyor. Bir çok kişinin kafasında materyalizm ve aşırı tüketimle özdeşleşmiş moda dünyası aslında harika ama insanlarda yanlış bir izlenim bırakmış bir sektör. Bir sonraki sefer size neden bu alanda çalışmak istediğiniz sorulursa, aşağıdaki sebepleri rahatlıkla söyleyebilirsiniz.
“Ne de olsa herkesin kıyafete ihtiyacı vardır”
İnsanların moda sektörünü ciddiye almazken yaptıkları en büyük hata her insanın giyinmeye ihtiyacı olduğu gerçeğini unutmasıdır. Hangi etnik kökenden ve toplumdan gelirse gelsin dünya üzerindekiinsanın hepsinin giyindiği gerçeği bu sektörün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
“ Moda sanattır”
Moda için bir çeşit ticari sanat demek hiç yanlış olmaz ama bildiğimiz sanat gibi müze ve galerilerde sergilenmek yerine, günlük hayatta, sokakta kendi üstümüzde sergileniyor. Moda da tıpkı sanatın diğer branşları gibi tasarımcının ve giyenin yaratıcılığını gösterir ve tıpkı ressamlar, müzisyenler gibi tasarımcılar için de kıyafetleri kendilerini ifade etmenin bir yoludur.
” Moda sayesinde kendimi yetenekli hissediyorum”
Çevreniz moda tasarımı konusundaki kariyer hedefinizi ne kadar yanlış anlarsa anlasın, pantolonlarının dikişi açıldığında veya kol düğmeleri koptuğunda arayacakları ilk kişinin siz olması kaçınılmaz. Evet, dikiş konusundaki yeteneklerimizle bazen günü kurtarabiliyoruz.
“Moda endüstrisi aslında sandığınızdan çok daha etik”
Moda dünyası her ne kadar materyalist ve tüketim çılgınlığı olarak sanılsa da, sektördeki önemli bir grup bu imajı yıkmak için uğraş veriyor. Tüketicilerin ve firmaların gittikçe bilinçlenmesiylesürdürülebilir moda ve daha az tüketmek gibi kavramlar günümüzde sektördeki bir çok kişi için olmazsa olmazlar.
“Moda toplumsal ve tarihsel olayların yansımasıdır”
Moda dünyasını küçümseyenlerin yaptığı diğer büyük hatalardan biri de moda’nın aslında dönemin aynası olduğudur. Sosyo- ekonomik çevrede yaşanan her olayın kıyafetlerimize etki etmesi ve bir dönemi kıyafetlerine bakarak ayırt edebilmemiz bunun kanıtıdır. Ister Rönesans dönemi, ister punk’ın ilk çıktığı zamanlar olsun, sadece kıyafetlere bakarak dönemi söyleyebiliriz.
”…çünkü moda beni mutlu ediyor"
Çocukluğumuzdan beri duyduğumuz ‘çünkü beni mutlu ediyor’ sözleri aslında bir konuda neden devam etmemiz gerektiğini gösteren en önemli gerekçe. Seçtiğimiz meslek, hayatımızın çok büyük bir kısmını kaplayacağı için neden mutlu olduğumuz konuya yönelmeyelim ki? - ve eğer bizi de mutlu eden moda ise neden denemeyelim?
Bu yazı bir çeviridir yazının orjinali için aşağıdaki linke tıklayınız:
How to tell your loved ones you want to work in fashion (and have them understand why)
"I want to be a fashion designer." Cue: quizzical glances and worried expressions from all angles of the dining room. Dad takes a large gulp of his wine. At the other end of the dinner table, Grandma's probably just choked on hers.
Moda Eğilimi ve Moda Eğilimi Araştırmacıları
Moda eğilimi araştırmacılarını duydunuz mu? Moda eğilimi tanım olarak sezonda bulunan ürünlerin nasıl olması gerektiğidir. Moda eğilimi araştırmacıları çeşitli veriler toplayarak tasarımların nasıl olacağı konusunda moda tasarımcılarını yönlendirir
Moda eğilimi araştırmacılarını duydunuz mu? Ben de onlarla tez araştırmam sırasında karşılaştım. Moda eğilimi tanım olarak sezonda bulunan ürünlerin nasıl olması gerektiğidir, bu sayede moda sektörü nasıl hareket edeceğini belirler çünkü her tasarımcının hitap etmesi gereken tüketici yani satın alma grupları vardır. Moda eğilimi araştırmacıları çeşitli veriler toplayarak tasarımların nasıl olacağı konusunda moda tasarımcılarını yönlendirir. Örneğin bu sene çoğu koleksiyonda leylak, yeşil ve sarı tonları kullanıldı. Uluslararası renk otoritesi Pantone ise Rose Quartz ( Soluk Pembe) ve Serenity (Bebek Mavisi) renklerini yılın renkleri olarak seçti. İşte bu noktada moda eğilimleri araştırmacıları devreye giriyor.
Moda tasarımcıları, moda eğilimi araştırmacılarına çok önem verirler. Bu araştırmacılar, tasarımcılar koleksiyonlarını oluşturmaya başlamadan 2 sene öncesinden sezon trendlerini araştırmaya başlarlar. Araştırma yöntemleri ise anketler, firmaların kumaş stokları hakkında bilgi edinme, dünyadaki savaş ve doğal afetler gibi gelişmeleri araştırma, toplumun değişik yaş grupları ile görüşmeler yapma, firmaların mali durumları hakkında rapor derleme gibi yöntemlerdir.
Li Edelkoort
Bahsettiğim bu araştırmacılar moda eğilimi analizi yapan şirketlerle çalışmakta ya da araştırmalarını bu şirketlere satmaktadırlar. En önemlilerinden sayılan iki tanesi Promostyl ve Worth Global Style Network (WGSN)’dir. Bu iki şirket dışındaki örnekler arasında Sacha Pacha, Peclars ve Trend Union gösterilebilir. Trend Union şirketinin kurucusu Hollandalı Lidewij Edelkoort, “trend forecaster” yani “trend tahmincisi/analisti” olarak bilinen, iş dünyası tarafından çok iyi tanınan bir isim ve daha böyle bir iş dalı ortada yokken bu işe başlamış ve son 36 yıldır özellikle moda sektörüne gelecek trendler konusunda danışmanlık yapıyor. Trend Union, modacılara renk ve hayat tarzı konusunda trend tahmini hizmeti veren,sınırlı sayıda satışa sunduğu dergisinde bu tahminleri somutlaştıran bir şirket. Lidewij Edelkoort’un analizlerinden faydalanan markalardan bazıları Coca-Cola, Nissan, Camper, Siemens, Estée Lauder, Lancôme, L'Oréal, Shiseido ve Gucci
Kaynak: http://www.dezeen.com/2015/03/02/li-edelkoort-manifesto-anti-fashion-obsolete/
Lidewij Edelkoort’un bildirisi olan “Anti Fashion Manifest - Anti Moda Manifestosu” büyük yankı uyandırmıştı. Edelkoort manifestoda 10 madde ile moda endüstrisinin kırılma noktasına geldiğini vurguluyor. Eğitimdeki eksiklikler, malzeme, imalat, perakende, basın, moda showlarının yanı sıra pazarlama ve reklam sektörlerindeki sorunlarla yüzleşen Edelkoort’un, “Giysi ekonomisi moda sektörünün cirosunu devralacak, bu yüzden trend tahminleri değişecek, sosyal değişime yol açacak ve tüketici davranışları içinde yaratıcı fikirler ortaya çıkarılacak. Odaklanılan nokta ise tekstil ve terziliğin yeniden canlanmaya başlaması. Zaman giysileri kutlama zamanı” sözleri dikkat çekici.
Moda eğilimi araştırmacılarının sezon eğilimlerini belirlerken bir çok araştırma yöntemine değindiğini söylemiştim. Mesela renkler tüketicilerin önemsediği bir detay. Rengin kültürel bir değer olduğuna inanılır. Kumaş detayında ise yeni gelişen kumaş teknolojileri, yeni kullanılan lifler ile tüketicilerin rahatlığı ön planda. Moda eğilimi araştırmacıları bu detayları birleştirerek sezon renklerinin kumaşlara nasıl uyarlanacağını gösteren kişiler.
Moda eğilimleri kısa ve uzun süreli moda eğilimi olarak ikiye ayrılır. Sproles, uzun süreli eğilimi “tarihsel devamlılık” olarak açıklar. Yani yeni tarzların geçmişten beslenip üzerinde değişiklikler yapılması. Örneğin Chanel’in klasik silueti.
Uzun süreli moda eğilimleri markalar için önemlidir. Çünkü böylece kalıcı tarzlar oluşturmakta ve moda pazarında oluşabilecek riskleri azaltmaktadırlar. Kısa süreli moda eğilimleri araştırması ise sezonda yaşanan ve modayı etkileyen olayları dikkate alarak yapılır. Modayı etkileyen olaylar, popüler kültürü ya da gündemde olan olayları kapsar. Sproles kısa süreli moda eğilimlerinin bazen birkaç sene bazen de 5 ile 10 yıl arasında değiştiğini söylemiştir.
Pazarlama liderleri kısa süreli moda eğilimlerini “FAD” kelimesine dayandırır. İngilizce bir kelime olan Fad , “Fast Adaptation Fast Decline – Hızlı Adaptasyon Hızlı Düşüş” ve “heves” anlamlarına gelir. Bu anlık tepki eğilimi ve geçici moda olarak da yorumlanabilir. Geçici modadan bahsettiğim ise moda ürünlerinin taktiksel olarak çabuk tüketimi sağlanması yani kısa vadeli farkındalıktır.
Moda eğilimi analizinin nasıl olması gerektiği konusunda birçok çalışma yapılmıştır. Örneğin bunlardan biri Hyun-Seung Cho ve Joohyeon Lee tarafından yapılan “ Güncel Moda Eğilimleri Üzerine Tüketici Duygusunu Temel Alan Makroskobik Bir Model Geliştirimi” çalışmasıdır. Bu çalışmanın temel noktası tüketicinin moda ürünlerine karşı duygusal talebinin bulunması. Çalışma sonucunda tüketicinin duygusal taleplerinin uzun süreli moda eğiliminde önemli olduğu belirtiliyor. Moda firması ya da moda tasarımcısı için bu talep oldukça önemli. Bu talebin önceden tahmin edilmesi ve bu tahmin edilen duruma göre moda ürünlerinin üretilmesi pazar payını genişletmek için ideal bir yol. Bahsettiğim bu çalışmanın eleştirilen noktası ise tüketim odaklı olması, piyasada olan iniş çıkışları, firmaların mali durumlarını, dünyadaki gelişmeleri ya da hammadde ihtiyacının olup olmadığını dikkate almaması.
Benim de hemfikir olduğum, S. Butdee, N. Kongprasert ve C. Noomtong tarafından ele alınan “Modern Moda Eğilimi İçin Durum Tabanlı Tahmin” çalışmasında moda sektöründe önde gelen firmaların öngörü konusunda profesyonelleşmesinin önemini vurgulanıyor. Firma, önceden yaşadığı sorunları veri tabanında saklamalı ve aynı ya da benzer sorun ile karşılaşma durumunda veri tabanı sayesinde ne yapılması gerektiğini bilerek davranmalı deniyor. Bir başka konu ise hızlı tasarımın sağlanması konusunda yapılması gereken yenilikler. Ne kadar çok hızlı tasarım yapılırsa o kadar çok müşteri talebi karşılanır ve firmanın kârı maximum düzeyde olur. Çalışmada önerilen yenilik ise bir moda ürününün geçmişteki şekillerine, renklerine, kumaş türlerine bakarak sezon eğiliminde belirlenen renk, şekil, kumaş, desen vs. gibi detaylara uyarlanarak dijital ürün çizilmesi.
Sonuç olarak küreselleşme ile tüketicilerin de beklentileri ve beğenileri hızla değişiyor. Moda sektöründe bulunan firmalar ve üreticiler bu beklentileri ve beğenileri karşıladıkları sürece piyasada büyüyebiliyor, bu noktada moda eğilimi araştırmacıları büyük önem taşıyor.
DAMLA KAHVECİ
Kaynaklar:
- Ertürk, N, (2011), Moda Kavramı, Moda Kuramları ve Güncel Moda Eğilimi Çalışmaları,Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Hakemli Dergisi, ss. 14-16.
- Kim,Eundeok,Ann Marie Fior, and Hyejeong Kim.2011.Fashion Trends: analysis and forecasting. Oxford: Berg, pp.40-100
- http://sosyalmedyakulubu.com.tr/faydali-bilgiler/trend-ve-fad.html
- http://www.dezeen.com/2015/03/02/li-edelkoort-manifesto-anti-fashion-obsolete/
İYİ KALPLİ BİR MODA SEKTÖRÜ MÜMKÜN
24 Nisan 2013'de Bangladeş'te Rana Plaza fabrikasında çalışırken binanın üstlerine çökmesi nedeniyle 1133 işçi öldü, 2500 işçi yaralandı. Bu olayın ardından fabrikanın yıkıntılarında bulunan ürünler içeride üretim yaptıran markaların kimliğini ele veriyordu. Bu markaların binanın çökmek üzere olduğundan, ve işçilerin zorla çalıştırıldığından haberi var mıydı? Olmalı mıydı? Fashion Revolution organizasyonu evet olmalıydı diyor ve sadece markaları değil tüketicileri de sorumlu olmaya çağırıyor.
24 Nisan moda sektörü için önemli bir tarih. Hayır Coco Chanel'in doğumgünü ya da indirimlerin başlangıcı değil. Bu sene üçüncüsü yapılacak olan "Fashion revolution day"in tarihi.
Neden 24 Nisan?
24 Nisan 2013'de Bangladeş'te Rana Plaza fabrikasında çalışırken binanın üstlerine çökmesi nedeniyle 1133 işçi öldü, 2500 işçi yaralandı. Bu olayın ardından fabrikanın yıkıntılarında bulunan ürünler içeride üretim yaptıran markaların kimliğini ele veriyordu. Bu markaların binanın çökmek üzere olduğundan, ve işçilerin zorla çalıştırıldığından haberi var mıydı? Olmalı mıydı? Fashion Revolution organizasyonu evet olmalıydı diyor ve sadece markaları değil tüketicileri de sorumlu olmaya çağırıyor.
Fashion Revolution organizasyonu iki eko-aktivist ve etik tasarımcı Orsola de Castro ve Carry Somers tarafından bu olayın hemen ardından kuruldu. Globalde 89 ülkeye yayılan ve üç yıl içinde büyük bir kitle hareketi başlatan bu oluşumun en büyük amacı moda sektörünün yıkıcı değil yapıcı olmasını sağlamak, modanın acı değil mutluluk için çalışmasına katkıda bulunmak. Bunu yapmak için de moda sisteminin tüm paydaşlarını göreve çağırıyor ve markalar ile müşteriler arasındaki şeffaf iletişimi sağlamak için bizleri #whomademyclothes hashtagi ile giysilerimizi yapan kişileri sorgulamaya çağırıyor.
#whomademyclothes #giysilerimikimyaptı
Fashion revolution moda sisteminin değişmesi gerektiğini savunuyor, çünkü şu anki sistem karlılığı birincil amaç olarak görmekte, oysaki yaratıcılığa, kişilere, dünyaya ve karlılığa eşit derecede önem veren bir moda sistemi mümkün.
“Sektörü değiştirmek istemiyorlar çünkü değişirse karlarından olacaklar. ”
Kendisi de bir etik moda savaşçısı olan Fashion Revolution destekçisi Livia Firth bu konudaki mücadeleyi şu şekilde özetliyor:
Peki değişmesi gereken ne? Bunu üç başlıkta özetleyebiliriz:
Moda sistemi
Moda sektörü tasarımdan mağazaya giden süreciyle oldukça karmaşık bir sistem ve bu sistemin içinde farklı paydaşlar var. Markalar, üreticiler, perakende ağı, hammadde üreticileri ve müşteriler. Sistemin kendisi karmaşık olunca kontrol zorlaşıyor, paydaşlar birbirinden bağımsız hareket ediyor ve bazen birbirlerinden habersiz oluyor. Oysa ki şeffaf bir değer zinciri modanın yıkıcı etkisini azaltabilir. Yapılan bir araştırma gösteriyor ki 219 moda markasından sadece %12'si üreticilerinin asgari ücret ödeyip ödemedikleri konusu ile ilgileniyor. Bangladeş'te bir tekstil işçisinin asgari ücretin dörtte birini kazandığını düşünürsek, bir markanın bu konuya ilgili olmasının çok önemli olduğunu anlarız.
Doğaya verilen zarar
Petrol endüstrisinden sonra doğaya en çok zarar veren endüstri olan tekstil endüstrisi yıkıcı sonuçlarını sadece geri dönüşümle temizleyemez. Bir t-shirt'ün üretiminde üç yıllık su ihtiyacımız kadar su kullanılırken, bu t-shirtlerin geri dönüşüme gitmesi sorunlarımızı çözmüyor. H&M'in "Conscious" kampanyası her ne kadar etkili ve önemli bir adım olsa da, doğaya zararı en aza indiren, teknoloji ve inovasyona yatırım yapan bir tekstil sektörü ve gereksiz üretimi kontrol altına alan markalar geleceği değiştirecek. Bu konuya ilgi göstermeyenler ise birkaç sene içinde hesap vermeye hazır olsun çünkü bilinçli müşteri sayısı git gide artıyor.
Tüketim alışkanlıkları
Satın alma kararları ile değer zincirine etki eden müşteriler, giyimin ucuzlamasını sevinçle karşılayıp modanın hızlanmasında kilit rol oynadılar. Modayı sevenler için değişim ve trendler önemli elbette, fakat trendlere uymaya çalıştıkça ortaya çıkan tüketim hızı sektörde üretim hızını da artırıyor, talep edilen fiyatlar git gide azaldıkça, ucuz üretim, ucuz işgücü ve oluşan atıklar sektörü içinden çıkması zor bir kısır döngünün içine sürüklüyor. Bu kısır döngüyü en iyi anlatan şey ise The True Cost belgeseli. 2015 Mayıs ayında piyasaya sürülen bu belgeseli seyrettikten sonra moda alışkanlıkları değişmeyen birini tanımıyorum.
Belgesel Türkiye'de ilk defa Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali'nde gösterildi. Bu seneki Fashion Revolution Week kapsamında 22 Nisan Cuma günü Atölye İstanbul, Fashion Revolution Day Türkiye ve Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali ortak etkinliği ile ücretsiz ve Türkçe alt yazılı gösterilecek. Katılım için tıklayın.
Global Fashion Revolution hareketine destek vermek veya bilgi edinmek için aşağıdaki hesapları takip edebilir, siz de kendi resminizi #whomademyclothes #giysilerimikimyapti hashtagleri ile paylaşabilirsiniz.
Fashion Revolution Türkiye Facebook sayfası
Fashion Revolution Türkiye websitesi
Fashion Revolution Türkiye İnstagram hesabı
Aslı Özbek
Moda Kariyeri kurucusu, Fashion Revolution Türkiye gönüllüsü
MODA YATIRIMCILARI VE MARKALAR
Moda yatırımcıları, markaları çeşitli portföylerden değerlendirip hisse senedi seçer gibi seçerler. Seçimlerini ise moda tasarımcılarını ürün, pazarlama, ekonomik yapı, popülerlik yönlerinden değerlendirerek yaparlar. Markaların onlarla çalışma amacı ise sermayelerini arttırmaktır.
Getty Images
Bu hafta en çok dikkatimi çeken konuya değinmek istedim. Moda yatırımcılarının varlığını öğrendiğimde büyük markaların bile hisselerinin tamamını ya da bir kısmını onlara satmasına çok şaşırmıştım. Türkiye’de moda yatırımcılığı çok yaygın olmasa da dünyada örnekleri oldukça fazla. Örneğin LVMH ; Louis Vuitton, Moet Henessy ile birleşerek yıllık cirosunu yaklaşık 20 milyar avronun üzerinde bir miktara çıkarmıştı. Diğer markalara bakacak olursak Dona Karan, Phillip Lim ve Jean Paul Gaultier moda yatırımcıları ile çalışan markalardan.
2012 yılında İtalyan modaevi Valentino’yu Permira şirketinden satın alan Katarlı Mayhoola For Investments, 2015 yılında Boyner Perakende ve Tekstil Yatırımları’nın yüzde 30.7’lik bölümüne 885 milyon lira ile ortak olacağını açıklamıştı. Yine Güney Afrikalı Yatırım Şirketi Brait, New Look’u 2015 yılında 3 milyar dolara satın aldı.
Yatırımlar aslında 1990 yılında LVMH’nin Fendi ve Givenchy markalarını alması ile başladı. Gucci ise o yıllarda Balenciaga, YSL ve Sergio Rossi’yi almıştı. 2006 yılında ise Apax Partners Tommy Hilfiger’ı 1.6 milyar dolara satın aldı.
En basit anlatımıyla moda yatırımcıları, markaları çeşitli portföylerden değerlendirip hisse senedi seçer gibi seçerler. Seçimlerini ise moda tasarımcılarını ürün, pazarlama, ekonomik yapı, popülerlik yönlerinden değerlendirerek yaparlar. Markaların onlarla çalışma amacı ise sermayelerini arttırmaktır. Moda yatırımcıları her zaman lüks markalara yatırım yapmanın karlılığına inanıyor olsa da en güncel örneklerden biri olan Prada'nın, 31 Ocak 2015 tarihinde açıklanan 2014 yılının cirosu %1 düşüşle 3,552 milyar euroya geriledi. Prada’nın patronu Patrizio Bertelli moda yatırımcılarının bu düşüşten etkilenip finansal desteklerini çekmemesi için belli oranda kar payı dağıttı.
Ünlü Fransız modaevi Paul Poiret, Güney Koreli Shinsegae International tarafından satın alındı. Yatırımcının alma nedeni ise markayı modern tüketicileriyle yeniden şekil vererek buluşturmaktı.Pierre Mallevays ve Luvanis SA. ‘in planları moda ürünleri ve aksesuardan önce koku ve kozmetiğe önem vermekti. Mallevays konu hakkında “Yatırımcılar markanın DNA’sına yeniden şekil verip, markayı bugün ile ilişkilendirmek istiyorlar. Onlar Koreli marka oluşturmak istemiyorlar. Markanın Paris dışına çıkıp uluslararası pazarda da pay sahibi olması için satın aldılar. Gerçekten tecrübeliler ve markalardan anlıyorlar. “ demişti.
Schiaparelli'nin 60 yıllık sessizliğini bozduğu Paris Moda Haftası defilesi
Schiaparelli 60 yıllık sessizlikten sonra Paris Moda Haftasına 2014 yılında geri döndü. 1954 yılından bu yana markanın geleneği hale gelen Elsa’nın istakoz elbiseleriyle ilk koleksiyonunu oluşturdu.
Markayı, İtalyan lüks kral Diego Della Valle’nin satın aldı ve bu yatırımcının da amacı pazarlama aracı olarak yeni tasarımcılarla çalışıp eskinin üzerine yeni modeller inşaa etmekti. Yatırımcı, Marco Zaninive Camilla Schiavone ile çalışmaya başladı. Böylece istenilen profile ulaşıldı ve hazır giyim konsepti ile Mart ayında Paris Moda Haftası’na katılacakları bildirildi. Fransız tasarımcı Jean-Paul Gaultier defile ile ilgili “ Tüm zıtlıklar ve beklenmedik detaylar ile aynı anda çok kadınsı ve sürrealist yeni bir Schiaparelli idi” yorumunda bulundu.
Goga Ashkenazi ise Vionnet markasını satın aldı ve baş tasarımcının kendisi olacağını belirtti. Şirketi satın almasının nedenini Goga’nın Londra’da stilistlik yapan arkadaşı Gianluca Longo şu cümlelerle açıklar:
“Goga kıyafetleri çok sever. Bu yüzden ünlü eski şirketleri satın alır.”
Goga Ashkenazi
Goga’nın en yakın arkadaşı Eva Cavalli, tasarımcı Roberto Cavalli ile evli ve Roberto Cavalli bu geçiş evresinde, Goga’ya gayri resmi olarak danışmanlık hizmeti verdi. Goga uzun süre markayı tekrar canlandırmak için oldukça uğraştı. Madam Vionnet tasarımcıların mimarı olarak bilinmesine rağmen Goga, kadınların elbiselerinin hepsinde korse ve katmanlar oluşunu eleştirdi. Goga en sonunda Chanel ve Gucci ile daha önceden çalışmış GeorgeCortina ile stilisti olması için anlaştı. İlk koleksiyonu oldukça beğenildi.
2011 yılında Kuveyt merkezli Global Investment House (GIH), aile şirketi olan Yargıcı’nın %55 ini satın aldı. Türk markalara yatırım fonlarının ilgisi ne kadar 2007 yılına dayansa da 2012 yılı en çok yatırımcıların konuşulduğu yıl oldu. Bilmeyenler ya da hatırlamayanlar için küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum; Temmuz 2007’de Citigroup Venture Capital Investment’ın (CVCI) Boyner Mağazacılık’ın %30’unu ve Beymen’in yüzde %50’sini 189 milyon dolara almasıyla başlamıştı. Daha sonra İtalyan devi Miroglio İpekyol ve Twist’in sahibi Ayaydın Group’a %50 ortak oldu. Türkiye’de yurtdışına açılan ilk markalardan olan Mavi, %35 hissesini girişim sermayesi olan Turkven’e 2008 yılında sattı.
Turkven’in CEO’su Seymur Tarı, Türk markalara yatırım ilgisini şu sözlerle açıklıyor:
“Türkiye’nin yükselen hayat standardı ve genç nüfusu, Türk markaları için çok sağlam bir temel oluşturuyor ve bu temelin üstüne kabiliyetli yöneticiler ve sistem oturtabilen Türk firmaları, dünya çapında başarılı olacaklar. Bizim görevimiz de, ekip ve sistem kurmada destek olmak ve riski paylaşmak”
Dünyadan ve Türkiye'den örnekler bitmek bilmiyor. Son olarak, Türk markalara yatırım yapanlar arasında üretici ve marka sahibi olanlara örnek ise 2011 yılının Ağustos ortasında, Flormar’ın %51 hissesini satın alan Fransız kozmetik devi Yves Rocher.
2012 yılında Dubai merkezli olan Eastgate Capital Group’u, Silk&Cashmere’in %45’ine ortak oldu. Koton ise yine aynı tarihlerde %50 hissesini Turkven’e sattı. Satın alma ve birleşmelerde yaşanan hızın en yeni örnekleri Gucci'nin sahibi PPR SA'nın 2013 yılının Mayıs ayında İtalyan mücevher üreticisi Pomellato'yu alması ve aynı gün lüks saat severlerin yakından tanıdığı Corum'un Çin Haidan Holdings Ltd.'nin bünyesine katılması oldu. Wall Street Journal'ın haberine gore, LVMH genç Fransız tasarımcı Maxime Simoens'in hissesinin bir miktarını satın alırken, PPR de 2006 yılında şirketini kuran İngiliz tasarımcı Christoper Kane'e yatırım yaptı. LVMH, bu markaya ilgisinin nedenini ise markanın kalkınmasına yardımcı olmak şeklinde açıklamıştı.
Moda sektörünün ekonomik yönden çıktısı yüksekken, bu çıktılara talepler fazlayken yatırımcıların dikkatini çekmesi de kaçınılmaz. Şöyle düşünelim, sektörün devleri gelecekte daha hızlı büyümek için fırsat kollarken, moda yatırımcıları da katma değeri oldukça yüksek olan moda sektörü sayesinde daha çok kar amacı güdüyor.
Damla Kahveci
23 yaşında ve subay bir babanın kızı olan ben İstanbul’da büyüdüm. Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat bölümünden 2015 yılı Eylül ayında mezun oldum. Modaya hayatta her şeye olduğundan daha meraklı, gezmeyi ve keşfetmeyi seven, farklı hobileri olan, yaratıcı ama üşengeç, stilettolara aşık biriyim.
Moda markalarının yarattığı ekonomik güç beni moda ekonomisine yönlendirdi. Ekonomik açıdan oldukça önemli ve katma değeri yüksek olan moda sektöründe, bölümüm ile küçüklüğümden beri olan moda tutkumu birleştirmek en büyük hayalim.
Kariyer planım ise Eylül ayında gideceğim Floransa Üniversitesi’nde Risk management and Finance yüksek lisansını tamamlayıp moda sektöründe çalışmak.