blog, eda binark yazıları Eda Binark blog, eda binark yazıları Eda Binark

Gösterişli ve Gizemli Dünyasıyla Haute Couture

Tüm moda dünyasında gözler Paris'teki Haute Couture haftasını gösterirken, bu zamana kadar kafanızda olan nedir bu 'Haute Couture' gibi bir çok soruyu burda cevaplıyoruz

Haute Couture denince hepimizin aklına gösterişli kıyafetler, defileler ve yüksek fiyatlar geliyor ama gerçekte Haute Couture nedir? Bir Haute Couture parçanın fiyatı ne kadardır ve Haute Couture kimler alır? Hazır moda takvimimiz Paris Haute Couture haftasını gösterirken, gelin bu zamana kadar bu gösterişli ama gizemli dünya ile ilgili hep merak ettiklerinizi burada açıklayalım. 

 “Bir kıyafetin Haute Couture olarak tanımlanması için ne gerekir?”

İster inanın, ister inanmayın ama bu aslında yasal bir iş. Bir kıyafetin Haute Couture olarak etiketlenmesi için öncelikle Fransız Hükümeti tarafından korunan Haute Couture yasalarına uyması gerekiyor. Fédération Française de la Couture tarafından belirlenen birçok farklı kural var ama öncelikli kural tasarımcının kişiye özel hizmet vermesi. Diğer bir önemli kural ise, tasarımcının Paris’te en az 20 kişilik bir atölyeye sahip olması ve senede iki kere Couture defilesinde koleksiyonunu sergilemesi.

“Couture kıyafetler el emeğidir”

Bazı parçaların yapımı 700 saate kadar çıkabiliyor. Bir çok haute couture parçanın yapımında çok yoğun bir işleme, hassas kumaşlar ve el dikişi kullanıldığı için yapımları epey zahmetli. 

“Haute Couture kıyafetlerin fiyatları ne kadardır?”

Günlük kıyafetler genelde 10,000 Euro'dan başlıyor, gece kıyafetlerinin başlangıç fiyatları ise yaklaşık 20,000 Euro.

“ Kimler Haute Couture alıyor?”

Dünya çapında yaklaşık 2,000 adet müşterisi var. Eskiden sadık müşteriler, Fransız asilleri ve sosyetesiydi ama günümüzde alıcılar Rusya, Arap Emirlikleri ve Çin gibi ülkelerden oluşuyor.

 

“Couture showları ne sıklıkla ve nerede oluyor?”

Yılda 2 kere, Paris'te Ocak ve Temmuz ayında olur. 2016 Moda Takvimi için tıklayın.

 

“Haute Couture’de olmazsa olmaz markalar hangileridir?”

Couture dünyasında Chanel, Christian Dior ve Valentino en bilinenlerindendir ama sıklıkla Zuhair Murad ve Victor&Rolf gibi katılımcı markalar da oluyor.

 

“Couture, tasarımcılar/markalar için bir para kaybı olarak görülüyor. Eğer gerçekten öyleyse bütün bunların anlamı nedir?"

Couture, markalar için bir çeşit uzun dönem yatırımdır o yüzden kısa zaman içinde kar etmek markaların couture koleksiyonları için baktıkları bir nokta değildir. Couture'de amaç markanın imajını yükseltmek, tasarımcıya yaratıcılığında özgürlük tanımak ve markaya prestij katmak.

"Peki tüm bunların bir önemi var mı?"

Aslında evet, hem de Couture şovlarının büyük bir önemi var. Öncelikle, Couture defileleri gelecek sezon hakkında ipucu ve baz oluşturan platformlardır. Ayrıca günümüzde modanın bu kadar hızlı aktığı bir dönemde couture çok daha özel bir yer oluşturuyor, bir çok ölmekte olan işleme ve dikiş tekniklerini de yaşatmaya destek oluyor. Son olarak da Couture şovlarında gördüğümüz bir sürü tasarım bir kaç sezon içinde hazır giyim markaları tarafından ilham alınarak hepimizin üzerinde görebileceği parçalara dönüşüyor.

 

 

*Bu yazı bir çeviridir yazının orjinali için tıklayınız

Devamını Okuyun
zeynep ilkay yazıları, blog Zeynep İlkay zeynep ilkay yazıları, blog Zeynep İlkay

Moda Terimleri: Dergicilik

Bu terimlerin birçoğunu mutlaka duymuşsunuzdur, peki bu kelimelerin moda dünyasındaki yerini incelemeye ne dersiniz? Moda sektöründe sık kullanılan terimleri sözlük anlamlarından çok kullanım amaçlarıyla mercek altına yatırdığımız yazı dizisinde ilk durak: Dergicilik. İşte moda dergilerinde kariyer için bilmeniz gereken terimler...

 Bu terimlerinin birçoğunu mutlaka duymuşsunuzdur. Peki bu kelimelerin moda dünyasındaki yerini incelemeye ne dersiniz? Moda sektöründe sık kullanılan terimleri sözlük anlamlarından çok kullanım amaçlarıyla mercek altına yatırdığımız yazı dizisinin ilk durağı dergicilik. İşte moda dergilerinde kariyer için bilmeniz gereken terimler...

 

Rübrik

Dergi sayfalarının sağ ya da sol üst köşelerinde gördüğünüz başlıkların ta kendisi. Rübrikleri online sitelerdeki kategorilere benzetmek mümkün. Dergideki konunun tekrar eden başlığı olarak da adlandırılabilir. Rübrik kullanımının en çok olduğu sayfalar her sayıda düzenli olarak yer alan köşe yazıları, güzellik ya da shopping sayfaları vb...

Editorial

Dergide yer alan en gösterişli moda çekimleri diyebiliriz. Genelde birçok dergide yeni sayı için birden fazla moda çekimi yapılır ve eğer yurtdışı versiyonları olan bir dergiyse diğer ülkelerdeki sayılardan çekimlerle de desteklenir. Her ne kadar editorial çekimin o sayının genel temasına uygun olması gerekse de bu çekimler moda açısından en özgür davranabileceğiniz alanlar diyebiliriz.

 

Shopping

 

Shopping kelimesi gündelik hayatta herkesin aklına alışverişi getirdiği gibi, dergicilikte de alışveriş sayfalarının habercisi. Az yazı ve bol dekupe ürünlerin yer aldığı shopping sayfaları moda dergilerinin olmazsa olmazlarından. Bu sayfalarda yine ürünlerin kredilerindeki marka ve fiyat bilgileri alışverişe yönlendirme konusunda oldukça etkili diyebiliriz.

 

Künye

Künye dergilerin ön sayfalarının yanı sıra günlük hayatta da birçok yerden alışık olduğunuz bir terim olabilir ancak burada manevi yönünün biraz daha ağır bastığından bahsedebiliriz. Yaptığınız işlerin heyecanını künyede adınızı gördüğünüzde daha da fazla hissedebilirsiniz. Ayrıca birçok kişi yeni bir dergi keşfettiğinde önce künyesine bakarak bu başarılı işlerin kimlerden çıktığını öğrenmek ister. En azından ben merakla o isimlere bakanlardan biri olduğumu söyleyebilirim.

 

Kredi

Bildiğiniz kredilerden değil! Moda dergilerindeki krediler derginin hazırlık aşamasındaki en dikkat gerektiren ve en zahmetli detaylardan biri. Kredileri iki şekilde ele alabiliriz. İlki; çekimde yer alan fotoğrafçı, stylist gibi kişiler ve kullanılan ürünlerin isimlerinin yazdığı çekim kredileri. İkincisi ise diğer sayfalarda kullanılan dekupe ürünlerin ya da görsellerin isimlerinin yazdığı krediler. Özellikle ürünlerin hangi markaya ait olduğunu gösteren bu krediler okuyucular tarafından sevilse de editör ve tasarımcı için oldukça meşakkatli bir iş. Bu arada ürün kredisinde yazan “editöre ait” kalıbı için krediler konusunda hayat kurtaran bir cümle diyebiliriz.

 

                                                   Vogue Japonya Çekim Kredileri

Spot

Genelde başlığın hemen altında yerini alan spotlar moda dergilerinin en sevilen ve yazım süreci en keyifli kısımlarından. Özellikle röportajlarda öne çıkarılacak cümleler ya da moda çekimlerinin ara sayfalarında stille ilgili söylenmek istenenler dergilerdeki spotların çıkış noktası. Bu yüzden 1-2 cümlede konuyu özetleyen, çarpıcı ve dikkat çekici spot yazabilmek oldukça önemli.

 

Native Advertorial

                                              Vogue Japonya- UGG Advertorial

Kısaca advertorial olarak geçen bu içerikler, markalar için belirli bir ücret karşılığında oluşturuluyor. Doğal görünmesi ve çok fazla reklam kokmaması için derginin kendi konseptine markanın ürün ve görselleriyle uyarlanan bu sayfalar bugün moda markalarının en sevdiği işbirliklerinden. Özellikle moda çekimi şeklinde gerçekleştirilen başarılı advertorial çekimleri diğer sayfalarla kıyaslandığında okuyucuya çok daha doğal görünüyor. Ayrıca bu sayfaların ücret karşılığında yapılması bu içerikleri PR çalışmalarından ayıran en önemli özelliklerden biri.

 

Edit

Editleme, editing, redaksiyon, kontrol, proofreading... Bu kelimeleri çoğaltmak mümkün. Dergi baskıya gitmeden önce yapılan son okuma için bir derginin çıkışında en fazla konsantrasyon gerektiren kısım diyebiliriz. Bu aşamada bütün iş editörlerde. Kendi konularını kontrol ederek teslim etmenin yanı sıra tüm dergi sayfalarını baştan sona dikkatlice okumak şart! Burada algıdaki yanılsama ihtimallerini düşünecek olursak birden fazla kişinin okuması oldukça önemli.

Edito

                                Harper's Bazaar- Edito

Derginin Genel Yayın Yönetmeni tarafından yazılan “edito”ların yeni sayıyı özetleyen en samimi yazı olduğunu söyleyebiliriz. Okuyucuya o sayıda nelerle karşılaşacağının anlatıldığı edito yazısında editörün seçimi tarzı öneriler de karşımıza çıkabiliyor. Editolar genelde dergilerin başında olsa da bu yazıda kapanış görevini üstleniyor.

“Moda Terimleri” serisinin bir diğer yazısında görüşmek üzere...

Devamını Okuyun
işveren markası Asli Ozbek işveren markası Asli Ozbek

İşveren markası nedir?

Markaların müşterilerine konuşmasına hepimiz alışığız. Fakat artık devir değişiyor ve markalar pazarlama stratejilerinde sadece müşterilerini değil, çalışanlarını ve gelecekteki çalışanlarını da düşünmek durumundalar. 

Markaların müşterilerine konuşmasına hepimiz alışığız. Fakat artık devir değişiyor ve markalar pazarlama stratejilerinde sadece müşterilerini değil, çalışanlarını ve gelecekteki çalışanlarını da düşünmek durumundalar. 

Biliyoruz ki iş hayatından beklentiler çok değişti ve bunu sadece bir jenerasyona özel olarak görmek çok doğru olmaz. Kişilerin kendilerini daha iyi yansıtacakları, kültürüne dahil olabilecek ve gururla ismini temsil edecekleri şirketleri aradıkları, bunu bulamadıklarında da aramaya devam etmekten çekinmedikleri bir dönemdeyiz. Yaşları ve tecrübeleri ne olursa olsun. Yetenek çekmek isteyen kurumlara ve yöneticilere çok iş düşüyor. Artık sadece müşterilere satış yapmadıklarını farketmek bunlardan biri. 

Literatürde "Internal marketing" diye geçen kavram, çalışanların bir markayı satmadan, ya da onun için çalışmadan önce, kendilerinin net bir şekilde onu anlaması gerektiğini söylüyor. Bu aslında şu demek "bir marka veya ürünü öncelikle onu satacak olanlara satmak". Hatta "Systems marketing" dediğimiz pazarlama stratejisi şirket, müşterileri ve çalışanlarını içine alıyor ve diyor ki, müşteriler şirketin stratejilerinde bir ortaktır, şirket çalışanları ve markanın kendisi ile ilişkileri sayesinde stratejiye direk etki ederler. Kısacası, müşteriler, çalışanlar ve kurum birbirine her zamankinden daha yakın olmalı. 

Şirket etkinlikleri, ekipçe gidilen motivasyonel tatiller ya da ödüllendirme sistemleri gibi uygulamalar aslında uzun zamandır markaların çalışanlarının gözünde de "aşk markası" olabilmesini amaçlıyor. Fakat işveren markası bunlardan çok öte bir kavram.

İşveren markası nedir?

"İşveren markası" bir markanın çalışanları ve farklı paydaşları (iş ortakları, sektördeki şirketler gibi) gözündeki imajıdır. Bu bir resim gibi marka tarafından çizilir ver herkes tarafından yorumlanır. Bu resmin içinde bir şirketin değerleri, kuralları, kültürü ve işveren olarak sunduğu imkanlar vardır. Bu resim sizin iş görüşmesine giderken ya da bir mülakata girmeden hemen önce, gözünüzün önünde canlandırdığınız resimdir. 

Markalar bu resmi çizerken şu nihai amaçları taşırlar:

  • Yetenekli kişiler için çekici bir işveren olmak
  • Çalışanların kurum içinde mutlu olmaları ve doğru yerde çalıştıklarını hissetmeleri
  • Çalışanların şirkete ve işlerine bağlanmaları, daha uzun süre kalmaları
  • Şirketin hedeflerinin ve kültürünün herkes tarafından net olarak anlaşılması ve paylaşılması 

Herhangi bir iletişimde karşımızdakine inanmamız ve onu takip etmemiz için önemli olan şeyler vardır. Benim için işveren markası iletişimi konusunda önemli olan faktörler de şunlar; samimiyet, paylaşımcı ruh, açık iletişim ve adaletli yaklaşım. 

Samimiyet kurumu olduğu gibi anlatabilmektir. Bir hayal dünyası yaratıp çalışanların kurumla ilgili hislerinden farklı bir imaj sunmak, ya da iş arayanların sunulandan farklı bir kurum ortamı bulmalarına neden olmak samimi olmaz. Samimi olabilmek için de öncelikle şirketin kendisini objektif değerlendirebilmesi gerekir. Bunun için rakamların ötesinde, şirketin "iç sesi"ni, yani çalışanlarını, dinlemek önemlidir.

Paylaşımcı ruh, şirketin tecrübesini, belki bir konudaki spesifik bilgisini, ya da imkanlarını açmaktan çekinmemesi, bilgi kıskançlığı yapmamasıdır. Son dönemde sıklıkla atölyelerinin, ofislerinin kapılarını herkese açan markaları duyuyoruz. LVMH grubunun düzenlediği Les journees particulieres gibi.  

Açık iletişim, eleştirilere, yorumlara, sorulara açık, bu tür etkileşimlere de hazır olmaktır. Dijital dünyada yaşıyoruz artık, herhangi bir video, haber ya da yazı, iyi ya da kötü yorumlar alabilir. Kurum olarak bunlara nasıl cevap verdiğiniz, ya da verip vermediğiniz, işveren markanızın parçasıdır.

Adalet, çalışanların ve çalışmayı düşünen herkesin bir kurumda aradığı özelliklerden biri adaletli davranış. İşveren markasını yansıtırken hem kurum içindeki farklı renklere, kişiliklere fırsat vermek, hem iyi yanları hem zorlukları özgürce anlatabilmek bu duyguyu kuvvetlendirir. 

İşveren markası üzerine örnekler

Moda sektöründe işveren markası ile ilgili çalışmalar özellikle son dönemde çok arttı. LcWaikiki ve Silk & Cashmere bunlara örnek. LC Waikiki çalışanları ile röportaj yapıyor ve şirketi 360 derece sanal gerçeklik ile tanıtıyor. Silk & Cashmere ise instagramda "Capra" serisi başlattı. Her ay şirket çalışanlarından bir "Capra" seçiyor ve tanıtıyor. 

Bu çalışmaların artmasının nedenlerinden biri kuşkusuz sektörün sadece Türkiye'de değil, globalde çektiği yetenek sıkıntısı. Okullar mezunlarına iş fırsatı yaratmakta zorlanıyor, şirketler yetenek bulamamaktan şikayetçi, iş arayanlar da iş bulamamaktan. Bu kısır döngünün içinde, kendini daha çok anlatan şirketlerin rakiplerine göre avantajlı olacağına inanıyorum. İşte bu inançla modakariyeri.com'u kurdum. Bu platform da şirketler, okullar ve moda sektörüne gönül veren kitle arasında köprü olmayı hedefliyor. 

Yine bu nedenle, modakariyeri.com adına ben de anlatsin.com'da tecrübemi anlatıyorum. Anlatsin.com hem bilgilendirici, hem samimi, hem de yetenekler ve işverenler arasındaki iletişimi kuvvetlendirmeyi hedefleyen bir girişim. Şirketler çalışanları aracılığıyla kendilerini anlatıyorlar, öğrenciler ve profesyoneller de bir şirketi çalışanlarından dinleme şansına sahip oluyorlar. Fakat bununla kalmıyor, konuşmasını dinlediğiniz kişilere teşekkür edebiliyor ve onlara soru sorabiliyorsunuz. Üstelik şirketi anlatan kişiler her kademeden olabiliyor. Şu anda Mercedes Benz, Avon, Unilever, Garanti ve daha birçok önemli şirket bu platformu kullanıyor. 

Bir kurumu tüm değerleri, güzellikleri ve zorlukları ile yansıtmayı amaç edinen ve kişilerin iş ve meslek seçimlerini daha sağlıklı bilgilerle yapmalarını sağlamayı hedefleyen bu site yeni dönem işveren markası iletişiminde olması gereken herşeye sahip. Halihazırda Modakariyeri.com olarak moda sektörünü anlatan ilk ve tek kurumuz. 

Adidas

Vermek istediğim başka bir örnek de Adidas'tan. Adidas'ın bir kurumsal blogu var ve bu blog çok aktif. İçerikler çok çeşitli ve kurumun kültürünü çok iyi yansıtıyor. Bu içerikler sürdürülebilirlikten, spor ile yaşama ve kariyer seçimlerine kadar uzanıyor. Yazarların bazıları Adidas'ta çalışıyor fakat Adidas herkesi içerik yaratmaya davet ediyor. Bu da paylaşımcı bir izlenim yaratıyor.

Spor psikoloğundan ofis tüyoları, sporculardan motivasyon tavsiyeleri ya da kariyer koçlarından öncelikleri belirleme üzerine öneriler...Bu blog gerçekten de Adidas'ta çalışma isteği uyandırıyor. Adidas samimi bir şekilde stratejileri ile ilgili bilgi paylaşırken aynı zamanda farklı kişilerin fikirlerini bu blogda paylaşmasını mümkün kılıyor. 

GamePlan A

The place for creators and entrepreneurial minds with an athlete's heart.

Siz hangi markalar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterdiniz? Çalışmayı hayal ettiğiniz ve içini tanımak istediğiniz bir şirket var mı?

Devamını Okuyun
damla kahveci yazıları, business Damla Kahveci damla kahveci yazıları, business Damla Kahveci

Bloglar nasıl para kazandırıyor - 1

Bloggerlık zaman içinde, özellikle günümüze yaklaştığımızda, insanların merak duyduğu bir yenilik olmaktan çıkarak markaların pazarlama stratejilerinden biri oldu. Küçük ya da büyük marka ayrımı yapmaksızın, bütün markaların bu stratejiyi kullandığı görülüyor. Peki bloglar nasıl para kazandırıyor?

Tüketiciler, beklentilerinin karşılanmasını isterler. Bir moda ürününde fonksiyonellik, estetik ve rahatlık ararken aynı zamanda onlara statü kazandırmasını beklerler. Firma sürekli yenilik yapmalı ve benzer tasarımların üretiminden kaçınmalı ki tüketici bu hızlı dünyada ilgisini kaybetmesin.

En önemli tüketici davranış biçimi ise talebi fazla olan ürünü alma yarışına girmek. Firmalar, koleksiyonlarını düzenledikleri özel partiler ile zamanından önce satın alma gruplarıyla buluşturup bu yarışa zemin hazırlıyorlar. Düzenlenen özel organizasyonlar firmaların satışlarından büyük kâr elde etmesini sağlıyor.

Tüketici aynı zamanda firmaların yaptığı promosyonlara, markaların yaptığı iş birliklerine ve ünlü kişilerle ilişkilerine, tasarımcıların yaratıcılığına, markanın sosyal medya kullanımına ve bloggerların görüşlerine önem veriyor. Dijital pazarlama dünyasının yatırımlarını hızla arttırdığı sektör olan moda sektöründe sosyal medya 2010 yılından sonra tam anlamıyla kullanılmaya başlandı.

Bloggerlık zaman içinde, özellikle günümüze yaklaştığımızda, insanların merak duyduğu bir yenilik olmaktan çıkarak markaların pazarlama stratejilerinden biri oldu. Küçük ya da büyük marka ayrımı yapmaksızın, bütün markaların bu stratejiyi kullandığı görülüyor. Markaların bloggerlarla çalışmaya başlamalarının nedenlerinden biri düşük maliyetli bir strateji olması ve kitlelere hitap etme konusunda daha etkin olması. Bu stratejilerin belirgin örneklerinden biri ise bloggerların markaların kendi defile ve tanıtımlarına davet edilmesi. Böylece markalar dergi,televizyon gibi kitle iletişim araçlarının yanı sıra internetin gücünü de kullanmış oluyorlar. Bloggerlar açısından incelemek gerekirse; markaya sunulan hizmet karşılığında bir ücret alınıyor elbet ve popülerlikleri arttıkça bloggerlar markaların dijital dünyadaki elçileri oluyor. 

Peki bloggerlar moda bloglarından para kazanıyor mu? Blogging gerçekten emek verilmesi gereken ve süreklilik isteyen bir iş.  Araştırmalarım sonucunda blogların reklamlardan para kazandıklarını öğrendim. Bunu tahmin etmek zor değil tabii ki fakat öyle küçük paralardan bahsetmiyorum!

İlk örnekten başlayalım; Google AdSense Reklamları bloggerların en basit şekilde para kazandığı yöntemlerden. Ziyaretçilerin reklamlara yaptığı her tıktan para kazanıyorlar. Bir başka örnek ise Bumads İçerikleri (boomads.com). Doğan Holding bünyesinde olan bu pazarlama ajansı, bloggerlarla iş birliği yapıyor ve karşılıklı para kazanıyorlar. Tekliflere göre de kazancınız değişiyor. Tek yapmanız gereken yazılarınızı çok kişinin okumasını sağlamak. Üçüncü örnek ise Banner Reklamları. Blogunuza yerleştirdiğiniz bannerlar sayesinde reklam alıp yine para kazanabilirsiniz.

Advertorial İçerikler de var tabii. Tanıtım yazısı olarak bilinen bu içerikler backlink çalışması yapan SEO’lar ve sitelerini büyütmek isteyen kişiler tarafından tercih ediliyor. Blogunuzla uyumlu bir içerik yazısı size yüksek ücretler kazandırabilir. Affiliate Marketing ise satış ortaklığıdır. Uzun vadede çok para kazanmanızı sağlayan bir yöntemdir. Yaptığınız üye ya da satış başına komisyon aldığınız için ne kadar kazanmak istiyorsanız blogunuzu o kadar dikkat çekici hale getirmeniz gerekiyor.

Makale Yazarlığı ise bütün gününü bilgisayar başında geçirip yazı yazmak isteyenlere göre. Kazancınız çok yüksek olmuyor ama içerikler yazarak diğer bloglara ya da şirketlere satma imkanınız oluyor.

Gelelim Blog Mentörlüğü'ne. Blog yazmaya yeni başlayacak kişilere yol gösterici olup para kazanmanız da mümkün. Daha bir çok yöntem olmakla birlikte şimdilik bu ilk yazıyı noktalıyorum. 

Bir sonraki yazımda markaların pazarlama stratejilerinden bir diğeri olan sosyal medya ağlarına değineceğim. 

Devamını Okuyun
blog, eda binark yazıları Eda Binark blog, eda binark yazıları Eda Binark

Moda Okullarında Hayatta Kalmak İçin Ufak Öneriler

Kendinize İlham Verecek Kişisel Kütüphanenizi Oluşturmaya Başlayın

Kitaplar fikir almak için eşsiz kaynaklardır. Evinizde size ilham verecek kendi kitaplığınızı kurmaya başlamak, size istediğiniz saatte fikirlerden faydalanma olanağı sunar. Kendi koleksiyonunuzu yapmaya başlamak size ilk başta pahalı gibi görünürse, 2. el kitapları çok uygun fiyatlara bulabileceğiniz sahaf ve internet sitelerinden yararlanabilirsiniz. 

Sunum Yapmayı Arkadaşlarınızla Pratik Yapın

Sunum yaparken çoğu kişi kendini gergin hisseder, bunu yenmek ve kendinizi hazırlamak için okul sunumlarınızdan önce mutlaka arkadaşlarınıza sunum yapın. 

 

Yakınınızdaki Vintage ve İkinci El Mağazaları Tanıyın

Vintage mağazalar araştırma ve ilham almak için harika yerlerdir. Geçmişte kumaşın, dikişin, işlemelerin ve silüetlerin nasıl kullanıldığını yakından keşfetmek gerçekten size çok şey katar. 

Eleştiriyi Kişisel Algılamayın. Yapıcı Eleştiriler Sizin Gelişmeniz İçindir

Moda endüstrisi olumsuz eleştirilere takılı kalmamanız gereken bir yerdir. Bu endüstride çalışmak istiyorsanız üzüldüğünüzü, kırıldığınızı belli etmemeniz ve eleştiriyi nasıl işinizi geliştirmeye uyarlayabileceğinizi öğrenmeniz gerekir. Unutmayın, eleştirinin amacı yaptığınız işi geliştirmektir.  

 

Kalıplarınıza Dikiş Payı Eklemeyi Unutmayın

Dikiş payını daha kalıbın ilk aşamasında ekleyin, kumaşı kesmeden tebeşirle eklemek yerine çok daha pratikolacaktır.

 Yaptığınız çalışmalarınızı ortada bırakmayın

Moda bölümleri/ moda okulları rekabetin yüksek olduğu yerler ve her ne kadar sınıf arkadaşlarınızla çok iyi anlaşsanız da yaptığınız çalışmaları siz yokken ortada bırakıp gitmeyin, döndüğünüzde bıraktığınız yerde olmayabilir.

 

 

 

 

Devamını Okuyun
blog, eda binark yazıları Eda Binark blog, eda binark yazıları Eda Binark

Koza Genç Tasarımcılar Yarışması

Koza Genç Tasarımcılar Yarışması'nın 24.cüsü gerçekleşti

Koza Genç Tasarımcılar yarışması, Türkiye’de yolu moda tasarımından geçen herkesin mutlaka duyduğu, sektöre yetenekli tasarımcı adaylarını tanıtan bir yarışmadır. Geçtiğimiz günlerde 24.sü yapılan yarışmayı izleyip, Türkiye’de ne kadar da gelecek vaadeden tasarımcı var deme şansımız oldu. Koza Genç Tasarımcılar yarışması, yıllardır İHKİB(İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği) tarafından destekleniyor ve sektörde sürdürülebilirliğin sağlanması açısından büyük önem taşıyor. 

Yarışma jürisinde çıkış yapmak isteyen bir tasarımcıyı gerçekten etkileyecek isimler var. Ece Sükan, Mehtap Elaidi ve Hakan Yıldırım tarafından değerlendirilmek bir sürü tasarımcı adayı için çok büyük bir şans. İlk 3 finaliste para ödülü, Moda Tasarımcılar derneğine kaydolmak gibi fırsatlar sunulurken, 1.ye ise 1 sene yurtdışında moda tasarım bursu veriliyor. Yarışma sırasında önümüzdeki sene 25. yıl olacağı için özel ve sürprizlerle dolu bir yıl olacağı vurgulandı. Seneye katılıcak adaylar için rekabet her zamankinden de zorlu olacağa benziyor!

10 finalistin kuşkusuz hepsi de gerçekten yetenekliydi ve tasarıma duydukları tutku çok belirgindi ama kişisel olarak favorilerimi sıralamam gerekirse 2. seçilen Gökhan Yavaş’ın ‘#instaplastic’ adlı abartıya ve plastik hayatlara vurgu yaptığı koleksiyonu bunlardan biriydi. 

                                                     Gökhan Yavaş

İlk 3 arasına girememesine rağmen ‘Mülteciler’ isimli, kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan kadınları yansıttığı koleksiyonu ile Kübra Akgünlü de başarılıydı. Özellikle de koleksiyonun ilham kaynağını öğrendikten sonra, tasarımları bana daha da anlamlı ve derin gelmeye başladı.

                                                                   Kübra Akgünlü

Serhun Yılmazgüç ise ‘Cadı’ adlı koleksiyonuyla gelecek vaadeden isimlerden biri olduğunu gösterdi. 

                                                                  Serhun Yılmazgüç

Yarışmanın 3.sü Müge Aras koleksiyonunda güzel bir füzyon örneği sergiledi. Geleneksel Japon kıyafetlerinden ilham alıp Batı kültürüyle harmanladığı koleksiyonu 3. olurken; büyük bir çoğunluğun favorisi olan Tuğçe Demiran ise ‘ The Skin I Live In’ adlı koleksiyonuyla birinciliği aldı. Tüm finalistlerin hepsi göze çarpsa da, Tuğçe gerçekten birinciliği hakeden isim olduğunu kontrast renk ve materyalleri ve sıradışı silüetleri birlikte kullanarak ıspatladı. Tasarımlarının ilham noktasının Pedro Almodovar’ın ‘The skin I live in’ adlı filminden çıkış yaptığını anlatan Tuğçe, filmin gerilim dolu dünyasını koleksiyonuna başarılı bir şekilde adapte etmiş. 

                                                                    Tuğçe Demiran

Aslında Koza’nın en önemli katkısı belki de bizlere Türkiye’nin tasarım anlamında gerçekten de yetenekli gençlere sahip olduğunu göstermesi oluyor. Eğer yetenek, doğru eğitim ve olanaklarla buluşursa, ülkemizden daha fazla uluslararası platformlarda boy gösterebilecek tasarımcı çıkacağından eminiz. 

Devamını Okuyun